Cumhuriyet döneminin en renkli edebi simalarından biri kabul edilen Nahit Gelenbevi Fıratlı Damar, takvimler 1909 yılını gösterdiğinde Girit adasında hayata gözlerini açtı. Özgürlükçü ve hoşgörülü bir aile ortamında büyüyen bu seçkin hanımefendi, ömrünü edebiyat dünyasına adayarak pek çok şairin ilham kaynağı ve sırdaşı oldu. Genç yaşta adım attığı kültür dünyasında sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda edebiyatın gizli kahramanlarından biri haline geldi. O, 17 Mayıs 2002 tarihinde aramızdan ayrılana dek kalemi ve sevgisiyle sanat dünyasını besleyen eşsiz bir figürdü.
Edebiyat Sınıflarından Kültür Sofralarına: Eğitimci Kimliği
Eğitim hayatına İstanbul'da yön veren Nahit Hanım, ilk ve orta öğrenimini Kandilli semtinde tamamladı. Ardından Erenköy Kız Lisesi sıralarındaki eğitimini başarıyla nihayete erdirip, Türk fikir hayatının merkezi sayılan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde yükseköğrenim görmeye hak kazandı. Buradaki yükseköğrenimini başarıyla bitirdikten sonra, o yıllarda yaşanan kadro yetersizlikleri sebebiyle meslek hayatına farklı bir yön çizmek zorunda kaldı. Felsefe öğretmeni olmak isterken, kendisini Ankara Kız Lisesi'nde edebiyat dersleri verirken buldu.
Bu zorunlu yön değişimi, yüzlerce gencin hayatında derin izler bırakacaktı. Öğretmenlik serüvenini daha sonra Edirne Lisesi ve Haydarpaşa Erkek Lisesi sđralarında sürdürdü. Öğrencilerine kuru bilgiler aktarmak yerine, onlara derin bir şiir ve edebiyat sevgisi aşılamayı ilke edindi. Onun derslerinden geçen gençler, kelimelerin büyülü dünyasını keşsetti.
Orhan Veli'nin Ebedi Aşkı ve Şiirlerin İlk Okuyucusu
Nahit Hanım, özel yaşamındaki evlilikleri ve yaşadığı büyük aşkla da edebiyat tarihine damgasını vurdu. İlk evliliğini milli eğitim müfettişliği ve Devlet Güzel Sanatlar Müdürlüğü gibi önemli görevlerde bulunan eğitimci Halil Vedat Fıratlı ile gerçekleştirdi. Bu evliliğin sona ermesinin ardından, 1955 yılında ünlü şair Arif Damar ile hayatını birleştirdi. Ancak o, iki evliliğinde de bu soyadından vazgeçmedi.
İki evliliğin arasındaki dönem ise Türk şiirinin en sarsıcı ilişkilerinden birine ev sahipliği yaptı. Nahit Hanım, efsanevi şair Orhan Veli Kanık ile unutulmaz bir aşk yaşadı. Şairin en yeni dizelerinin ilk okuyucusu ve en yakın eleştirmeni her zaman o oldu. Bu derin bağ, Orhan Veli'nin 1950 yılındaki ani vefatı ile yarım kalsa da edebiyat tarihindeki yerini aldı.
Orhan Veli'nin ölümsüz eseri 'Aşk Resmi Geçidi' şiirindeki şu mısralar, onun Nahit Hanım'a duyduğu hayranlığı tüm sadeliğiyle yansıtır:
'Hiç birine bağlanmadım / Ona bağlandığım kadar / Sade kadın değil, insan / Ne kibarlık budalası / Ne malda mülkte gözü var / Hür olsak der / Eşit olsak der / İnsanları sevmesini bilir / Yaşamayı sevdiği kadar'
Şair, hayata veda etmeden hemen önce, içinde daha önce hiç yayımlanmamış şiirlerinin de yer aldığı iki özel defterini 'öldükten sonra yayımlaması ricasıyla' Nahit Hanım'a emanet etmişti. Bu emanet, aralarındaki güvenin en somut göstergesiydi.
Türk Edebiyatının Cuma Buluşmaları ve Büyük Mirası
Nahit Hanım sadece bir sevgili değil, aynı zamanda edebiyatın en büyük hamilerinden biriydi. Dönemin ses getiren yayını Yaprak dergisi'nin basılabilmesi için hem maddi hem de manevi yönden tüm imkanlarını seferber etti. Onun sanata olan bu bağlılığı, evinin kapılarını her daim sanatçılara açık tutmasını sağladı.
İstanbul'daki evi, ömrünün son demlerine kadar yazar ve şairlerin buluşma noktası oldu. Edebiyat dünyasının önde gelen isimleri, onun meşhur cuma sofralarında bir araya gelerek derin sohbetler gerçekleştirdiler. Bu sofraların müdavimleri arasında Türk edebiyatının şu seçkin isimleri yer alıyordu:
- Cemal Süreya
- Turgut Uyar
- Edip Cansever
- Sabahattin Ali
- Can Yücel
- Cahit Sıtkı Tarancı
- Necip Fazıl Kısakürek
- Ahmet Muhip Dıranas
- Ece Ayhan
Bu seçkin dostluklar, Nahit Hanım'ı Türk edebiyatının kalbinde konumlandırdı. 17 Mayıs 2002 tarihinde, 93 yıllık uzun ve dolu dolu bir yaşamın ardından aramızdan ayrılan Nahit Hanım, Feriköy Mezarlığı'nda sonsuz uykusuna uğurlandı. Geride bıraktığı mektuplar, anılar ve edebiyata adanmış bir ömür, onu unutulmaz kılmayı yetti.
