Türk edebiyatının sıradışı ve sarsıcı kalemlerinden Ece Ayhan, kendine has imge dünyasıyla İkinci Yeni akımının en önemli kurucuları arasında yer alır. Asıl adı Ece Ayhan Çağlar olan usta sanatçı, 10 Eylül 1931 tarihinde Muğla'nın Datça ilçesinde dünyaya gözlerini açtı ve 12 Temmuz 2002'de İzmir'de hayata veda etti. Şiirlerinde alışılagelmiş dilbilgisi kurallarını yıkarak adeta yeni bir lisan inşa eden şair, yaşamı boyunca taviz vermediği dik duruşu ve özgün etik anlayışıyla tanındı. Toplumsal normlara ve yerleşik düzene meydan okuyan eserleriyle edebiyat dünyasında derin izler bırakan Ayhan, şiir severlerin belleğinde daima "hırçın" ve "huysuz" bir deha olarak yaşadı.
Çocukluk Yılları ve Göçebe Eğitim Hayatı
Şairin kökenleri, Çanakkale ve Gelibolu hattında şekillenen zengin bir aile geçmişine dayanır. Babası Behzat Çağlar Gelibolulu bir aileden gelirken, annesi Ayşe Hanım'ın ailesi ise Gelibolu'nun Kavak köyünden Eceabat'ın Yalova köyüne göç etmiştir. Aile büyüklerinin müftülük ve ağır ceza mahkemesi başkâtipliği gibi önemli kamu görevlerinde bulunması, ailenin entelektüel arka planını oluşturur. Ayşe Hanım'ın babası Hafız İbrahim Deniz ise tarım ve ticaretle uğraştıktan sonra Sivli köyünde imamlık yapmıştır. Babasının mal müdürü olarak Küre'ye tayin edilmesiyle başlayan memuriyet yolculuğu, istifasının ardından Çanakkale'de arzuhalcilik yapmasıyla devam etti. Bu değişken yaşam şartları altında büyüyen şair, ilk öğrenimine 1938 yılında Eceabat'ta adım attı.
İlkokul eğitimini Çanakkale ve ardından İstanbul'un Karagümrük semtindeki Hırka-i Şerif İlkokulu'nda tamamlayan Ece Ayhan, çocukluğunu farklı şehirlerin sokaklarında geçirdi. Ortaokulu Fatih Zeyrek'te okuduktan sonra Taksim Lisesi'nden mezun oldu. Yüksek öğrenim için Ankara'ya giden genç yazar, 1953 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi ve buradan 1959'da mezuniyetini aldı. Eğitim hayatının bu son durağı, onun hem entelektüel birikimini artırdı hem de ileride yapacağı kamu görevlerine zemin hazırladı.
Mülkiyeden Edebiyatın Hırçın Sularına
Üniversite sonrasında devlet kadrolarında çalışmaya başlayan Ece Ayhan, İstanbul'daki maiyet memurluğu stajının ardından kaymakamlık unvanını kazandı. 1962 yılında Deniz Hafize Hanım ile dünya evine girdi ve kaymakam olarak atandığı Gürün'de göreve başladı. Bir yıl sonra Çorum Alaca'da hem kaymakamlık hem belediye başkanlığı görevlerini üstlendi ve bu dönemde tek evladı Ege dünyaya geldi. Askerlik vazifesini Tuzla Piyade Okulu'nda yedek subay olarak tamamladıktan sonra 1965 yılında Denizli Çardak kaymakamlığına getirildi. Ancak şairin hırçın ruhu ve sanatsal kişiliği, bürokrasinin katı ve disiplinli kurallarıyla hiçbir zaman tam olarak bağdaşamadı.
Memuriyetin getirdiği tekdüzeliğe fazla dayanamayan yazar, 1966 yılında görevinden istifa ederek ruhuna en yakın hissettiği yer olan İstanbul'a yerleşti. İstanbul'u "soluk alıp verdiğini gerçekten duyduğum tek kent" olarak nitelendiren şair, burada geçimini sağlamak için pek çok farklı sektörde görev aldı. Bu işler arasında başlıca şunlar yer alır:
- Meydan Larousse ansiklopedisinde yazarlık
- Sinematek ve Yeni Sinema Dergisi'nde müdürlük
- Genç Sinema Grubu'nda yöneticilik
- Ağaoğlu Yayınevi'nde redaktörlük
Pazar Postası dergisinde İdris Damsarsar takma adıyla da yazılar kaleme alan Ayhan'ın bu sancılı ama üretken mülki idarecilik yılları, emekli vali İsa Küçük tarafından yazılan "Sarışın ve Kara" adlı romana da esin kaynağı oldu.
İstanbul Yılları, Kayıplar ve Sağlık Mücadelesi
İstanbul'daki yaşam mücadelesi sürerken şair, 1968 yılında eşi Deniz Hafize Hanım'ı kanserden kaybederek büyük bir sarsıntı yaşadı. Eşinin kaybının ardından içine düştüğü ağır ekonomik sıkıntılar nedeniyle, henüz çok küçük olan oğlu Ege'nin bakımını eşinin anne ve babasına bırakmak zorunda kaldı. Yaşadığı tüm trajedilere rağmen edebiyat dünyasından kopmayan yazar, dönemin önde gelen sanatçılarıyla son derece yakın dostluklar kurdu. Bu isimler arasında şunlar yer alıyordu:
- Cemal Süreya
- Nilgün Marmara
- Tezer Özlü
- Ülkü Tamer
- Haydar Ergülen
şair, 1999 yılında kaleme aldığı hatıralarında, Nilgün Marmara ve Tezer Özlü'nün kendisine yaptığı neşeli muziplikleri büyük bir tebessümle anacaktır.
Ece Ayhan'ın ömrünün son çeyreği ise ciddi sağlık problemleriyle mücadele etmekle geçti. 1974 yılında itibaren beyninde tespit edilen tümör nedeniyle sağ kulağında işitme kaybı ve sağ gözünde kalıcı hasar oluştu. Dünyaca ünlü beyin cerrahı Profesör Doktor Gazi Yaşargil'in gerçekleştirdiği başarılı operasyonlar sayesinde hayatta kalmayı başarsa da bu hastalıkların bedeninde bıraktığı hasarlar şaire yaşamının sonuna dek büyük acılar çektirdi. Edebiyata getirdiği yenilikçi bakış açısıyla Türk şiirinin sınırlarını genişleten bu usta kalem, ardında benzersiz bir edebi miras bırakarak İzmir'de aramızdan ayrıldı.
