Muhammed Ali Cinnah, Hint yarımadasındaki Müslümanların haklarını korumak ve onlara bağımsız bir vatan sağlamak amacıyla yola çıkarak 14 Ağustos 1947 gecesi Pakistan devletinin kurulmasına liderlik eden, ülkenin ilk genel valisi ve kurucu önderidir. Karaçi'de 25 Aralık 1876 tarihinde varlıklı bir tüccarın oğlu olarak dünyaya gelen Cinnah, hukuk temelli mücadele yöntemleriyle bağımsızlık meşalesini yakmıştır. Oğlak burcu olan devlet adamı, tüm yaşamı boyunca kararlı ve soğukkanlı duruşuyla tanınan bir figür olmuştur.
Londra'dan Bombay'a Uzanan Hukuk Kariyeri
Aslen Kathiavar bölgesinden gelerek Karaçi'ye yerleşen ve ticaretle uğraşan Hoca İsmaili mezhebine mensup orta halli bir ailenin çocuğu olan Cinnah, ilk öğrenimini Bombay ile Karaçi'de tamamlamıştır. Altı yaşına kadar evinde Gucerat dili ve Kur'an-ı Kerim öğrenen genç Cinnah, orta öğrenimini Karaçi'deki Misyonerler Cemiyeti Lisesi'nde 1892 yılında tamamladı. Aynı yıl babasının İngiliz bir iş arkadaşının önerisiyle işletme eğitimi almak amacıyla Londra'ya gitti. Ancak orada hukuka yöneldi. İngiliz siyasetini ve meclis toplantılarını yakından takip etti. On dokuz yaşında okulun tüm derslerini başarıyla vererek en genç Hintli avukat unvanını kazandı. Londra'da bulunduğu bu dönemde Hint milliyetçisi lider Dadabhai Naoroji ile tanışarak onun seçim çalışmalarına aktif olarak katıldı. Nevruzi, Cinnah'ın en çok saygı duyduğu liderdi. 1896'da ülkesine dönen Cinnah, babasının ısrarlarına rağmen Karaçi'de kalmayıp Bombay'da serbest avukatlığa başladı. Bir dönem sulh mahkemesi başyargıçlığı yaparak adalet dağıttı.
Birlikten Bağımsızlığa Siyasi Yolculuk
Muhammed Ali Cinnah, 1906 yılında Dadabhai Naoroji'nin özel sekreteri olarak Indian National Congress bünyesinde fiilen politikaya adım attı. Bombay'dan Imperial Legislative Council üyesi seçildiği 1910 yılından itibaren uzun süre Hindu-Müslüman ortaklığını savundu. Gopal Krishna Gokhale gibi liderlerle çalışarak Hindistan'ın bağımsızlığı için ortak bir milliyetçi bilinç oluşturmaya gayret etti. Müslümanların ayrı bir millet olduğu tezine başlangıçta mesafeli durduğu için All India Muslim League'e ilk yıllarda katılmadı. Ancak 1913'te Londra'da kendisini ziyaret eden Müslüman liderlerin bağımsızlık mücadelesi sözü vermesiyle bu birliğe girdi. Kısa sürede birliğin başkanı olan Cinnah, 1916'da tarihi Leknev Paktı'nın imzalanmasında başrol oynadı. Hindistan'ın bağımsızlığının ancak Hindu-Müslüman birliğiyle gerçekleşebileceğini savunarak bu doğrultuda ortak kararlar alınmasını sağlayan Cinnah, 'Hindu-Müslüman birliğinin en iyi elçisi' unvanıyla onurlandırılmıştır. İngilizlerin baskıcı politikalarına karşı Home Rule League birliğine girerek Bombay şubesi başkanlığını yürüttü. Ancak 1919'daki Rowlatt Kanunu'na tepki göstererek Lord Chelmsford'a yazdığı tarihi mektupla meclis üyeliğinden istifa etti. Gandhi'nin pasif direniş kampanyasına ve hilafet hareketine yöntem farkı nedeniyle katılmayarak 1920'de aktif siyasetten tamamen çekildi.
Üç yıllık sessizliğin ardından 1923'te Bombay'dan tekrar meclise seçilen Cinnah, taraflar arasındaki kanlı çatışmaları engellemek için çabaladı. Yuvarlak Masa Toplantıları vesilesiyle Londra'da Muhammed İkbal ile tanıştı. Hindistan'daki siyasi havanın olumsuz yönde gelişmesi üzerine bir süre İngiltere'de kalıp Privy Council'de avukatlığı yaptı. Müslüman liderlerin yoğun ısrarlarıyla 1934'te ülkesine dönerek All India Muslim League'in yeniden başına geçti. Partiyi Müslümanların haklarını savunan tek güçlü odak haline getirmeyi başardı. 1937 seçimlerinin ardından Müslümanların eyalet hükümetlerinden tamamen dışlanması, Cinnah'ın birlikte yaşama ümidini tamamen yok etti. Artık onun zihninde de Muhammed İkbal ve Rahmet Ali gibi bağımsız bir Müslüman devleti fikri olgunlaşmıştı.
Şiddetten Uzak Bir Devlet Kurucusu: Kaid-i Azam
Lahor'da 1940 yılında toplanan birlik, tarihi 'Pakistan Kararı'nı kabul ederek bağımsız devlet talebini resmen ilan etti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında İngilizlerin 'böl ve git' formülü üzerinde duran Cinnah, suikast girişimlerine rağmen mücadelesini sürdürdü. Müslümanların Hindulardan tamamen ayrı bir millet olduğu tezini savunan lider, bu tezi şu temel unsurlarla temellendirmiştir:
- Kendine özgü dil, edebiyat, sanat ve zengin mimari anlayışı,
- Toplumsal hukuk düzeni, ahlaki değerleri, takvim yapısı ve gelenekleri,
- Tarihsel miras, ortak gelecek idealleri ve hayata bakış açısı.
Uzun diplomatik müzakerelerin ardından 15 Ağustos 1947'de bağımsız Pakistan ilan edildi ve Cinnah ülkenin ilk genel valisi oldu. Kendisine meclis tarafından 'Kaid-i Azam' yani 'Büyük Önder' unvanı verildi. Yeni devletin temelini sosyal adaletçi, demokratik ve modern bir yapı üzerine kurmayı hedefledi. Onun vizyonundaki Pakistan, her dinden vatandaşın eşit haklara sahip olduğu, özgür bir ülkeydi. Ancak yoğun çalışma temposuyla sağlığı iyice bozulan Cinnah, 11 Eylül 1948'de 72 yaşında Karaçi'de hayata gözlerini yumdu.
Hukukçu kişiliğiyle bilinen Cinnah, demokrat bir liderdi. Kendisine meclis tarafından 'Kaid-i Azam' yani 'Büyük Önder' unvanı verilirken, o aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü kendisine örnek almıştı. Ayrıca Pakistan'ın bağımsızlığından sonra diplomatik ilişkilerde ilk öncelik Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir. Bu dostluğun bir simgesi olarak Ankara'nın Çankaya ilçesinde yer alan ve 1970'lerden önce adı Vali Dr. Reşit Caddesi olan önemli bir artere Cinnah Caddesi adı verilmiştir.
