Cumhuriyet tarihinin en uzun ömürlü ve en çok iz bırakan aydınlarından biri olan Muazzez İlmiye Çığ, 1914 ile 2024 yılları arasında yaşamış çok yönlü bir Türk bilim insanıdır. Kendisi; sümerolog, arkeolog, kütüphaneci ve yazar kimlikleriyle bilinmektedir. Ömrünü eski Mezopotamya uygarlıklarının gizemli dünyasını araştırmaya adayan yazar, aynı zamanda laiklik, kadın hakları ve başörtüsü yasakları gibi konulardaki güçlü duruşuyla tanınan bir isimdir. Hayatı boyunca akademik unvanı olmaksızın son derece önemli çalışmalara imza atmış, nihayetinde 2000 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından fahrî doktor unvanı ile taçlandırılmıştır. 110 yıllık bu benzersiz ve dolu dolu geçen ömür, geride derin bir toplumsal ve bilimsel miras bırakmıştır.
Sümeroloji ve Kütüphaneciliğe Adanmış Bir Ömür
Muazzez İlmiye Çığ, mesleki kariyeri boyunca tarihi aydınlatan çalışmalara imza atmış öncü bir isimdir. Sümer tabletlerinin çözümlenmesi ve bu alandaki bilgilerin korunması için kütüphanecilik faaliyetlerine büyük önem vermiştir. Arşivlerin düzenlenmesinde aktif görev almıştır. Bu sayede bilim dünyasına hizmet etmiştir. Ayrıca arkeolog ve sümerolog olarak, insanlık tarihinin en eski dönemlerine ışık tutmuş ve bu alandaki araştırmalarını çeşitli kitaplar aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırmıştır. Onun çalışmaları sayesinde, antik Sümer medeniyetinin kültürel zenginlikleri günümüz dünyasıyla buluşmuştur. Kütüphaneci olarak yürüttüğü arşiv çalışmaları da belgelerin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamıştır. Sümeroloji ve kütüphanecilik alanları, onun dünyasında birbirini tamamlayan iki önemli unsur olmuştur. Bilgi üretmenin yanı sıra o bilginin korunmasının da önemini kavramış, bu amaçla kütüphanelerde titiz bir arşivleme çalışması yürütmüştür. Yazılı kaynakların gelecek nesillere ulaştırılması çabaları, tarih araştırmalarına yön vermiştir. Arkeolog ve sümerolog kimliğiyle edindiği birikimi, kütüphanecilik disipliniyle birleştirerek benzersiz bir çalışma alanı yaratmıştır.
Yazarın çalışmalarının odak noktaları şu şekilde sıralanabilir:
- Antik Sümer tabletlerinin incelenmesi ve okunması,
- Tarihi arşivlerin kütüphanecilik disipliniyle tasnif edilmesi,
- Arkeolojik bulguların yazılı eserler yoluyla halka aktarılması,
- Eski Mezopotamya kültürlerinin toplumsal yapıya etkilerinin incelenmesi.
Toplumsal Savunuculuk ve Laiklik Mücadelesi
Bilimsel kimliğinin ötesinde Çığ, Türkiye'deki toplumsal dönüşüm süreçlerinde de aktif bir rol oynamıştır. Özellikle laiklik ilkesinin korunması, kadın haklarının geliştirilmesi ve başörtüsü yasakları konusundaki fikirleriyle kamuoyunda derin yankı uyandırmıştır. Çağdaş bir Türkiye idealine yürekten inanmış ve bu doğrultuda görüşlerini her zaman açık yüreklilikle savunmuştur. Toplumun aydınlanması adına yazılar yazmıştır. Çeşitli tartışmalarda her zaman ön saflarda yer almıştır. Onun bu cesur duruşu, kendisini sadece bir araştırmacı değil, aynı zamanda etkili bir sivil toplum figürü haline getirmiştir. Cumhuriyet değerlerinin korunması yolundaki çabaları takdir toplamıştır. Toplumsal aydınlanmanın ancak laik bir eğitim ve güçlü bir laiklik anlayışıyla mümkün olacağını savunmuştur. Kadınların toplumsal yaşamda hak ettikleri yere ulaşması, eğitimde fırsat eşitliği kazanması ve laik cumhuriyetin değerlerini yaşatması yönündeki kararlı mücadelesi, onun aydın kimliğinin en temel yapı taşını oluşturmuştur. Başörtüsü yasakları tartışmalarında da bu temel ilkeler çerçevesinde görüş bildirmiştir. Fikirlerini cesaretle savunması, kendisini kamuoyunda öncü bir figür haline getirmiştir.
Akademik Dünya Dışında Kazanılan Saygınlık
Resmi bir üniversite kadrosunda yer almadığı için hayatının büyük bir bölümünde klasik bir akademik unvana sahip olmamıştır. Ancak bu durum, onun bilimsel çalışmalarının niteliğini gölgelememiştir. Tam aksine, ürettiği özgün eserler ve arşivcilikteki başarıları sayesinde akademik çevrelerin büyük takdirini kazanmıştır. Bu takdirin en somut göstergesi olarak, 2000 yılında İstanbul Üniversitesi kendisine fahrî doktor unvanı vermıştır. Bu prestijli unvan, onun resmi unvan arayışı olmadan da bilime nasıl yön verdiğinin tescili niteliğindedir. Muazzez İlmiye Çığ, 2024 yılındaki vefatına kadar bu saygın aydın duruşunu sürdürmüştür. Üniversite kadrolarında bulunmaması veya resmi unvanlara sahip olmaması, onun bilim üretme azmini engellememiş; aksine kendisini araştırmalara daha özgürce adayabilmesine zemin hazırlayarak çalışmalarının etki alanını genişletmiştir. Resmi kadrolarda bulunmadan da uluslararası standartlarda çalışmalar yapılabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Bu başarılar, akademik derecelerin ötesinde, topluma ve bilime sunulan adanmış bir ömrün tescilidir. Aydınlık yolu sonuna kadar takip etmiştir.
