Muammer Hacıoğlu, İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu göç yollarından gelip İstanbul'un tarihi semti Eyüpsultan'da 16 Eylül 1945 tarihinde dünyaya gelen, ömrünü bohem bir ruhla toplumsal gerçekliğe adayan öncü bir Türk şairdir. Manastırlı Şadiye Hanım ile Üsküplü Niyazi Hacıoğlu'nun tek erkek evladı olarak hayata gözlerini açan Hacıoğlu, yoksullukla mücadele ettiği çocukluğunu ve içinde filizlendiği toplumun derin sosyo-ekonomik yaralarını özgün bir şiir diliyle mısralara aktarmıştır. Edebiyat dünyasında Baudelaire ve Rimbaud gibi melankolik dâhilerle kıyaslanan sanatçı, halkın sıkıntılarını, özlemlerini ve Anadolu insanının çilesini haykıran eserleriyle Türk kültür dünyasında silinmez bir iz bırakmıştır. Genç yaşta okulu terk edip sokakların çağrısına kulak veren şair, acılardan beslenen duygu dolu dizeleriyle dönemin edebiyat otoritelerinden tam not almıştır.
Acıların Rıhtımından Edebiyatın Zirvesine
Eyüp sınırlarında, Haliç'in kıyısında yükselen tarihi Ebussuud Efendi İlköğretim Okulu'nda 1950'lerin şafağında eğitim hayatına başlayan Muammer Hacıoğlu, henüz beşinci sınıftayken örgün eğitime veda etmiştir. Eğitimini yarıda bıraktıktan sonra evden kaçarak sokakların hür ama tehlikeli dünyasıyla tanışan Hacıoğlu, bu dönemi ilerleyen yıllarda ünlü "şiirle Buluşma" eserinde sarsıcı sözlerle tasvir edecektir. Askerlik görevini tamamlamasının ardından sanatsal üretimini hızlandıran şair, ilk edebi adımlarını o dönemin geniç kitlelere ulaşan popüler yayınları Yelpaze ve Siz mecmualarında atmıştır. Zamanla rüştünü ispat eden sanatçının kaleme aldığı güçlü toplumsal gerçekçi şiirler, Türkiye'nin en seçkin edebiyat dergilerinin sayfalarını süslemiştir. Eserlerinin yayımlandığı saygın mecralardan bazıları şunlardır:
- Varlık
- Güney
- Ilgaz
- Yelken
- Ege Sanat
- Soyut
- Yansıma
- Papirüs
- Hâkimiyet Sanat
- Ozanca
- Çağdaş Türk şiiri
- İnsancıl
- şiir Defteri
şairin hayatındaki en sıra dışı dönüm noktalarından biri ise 21 Şubat 1972 tarihinde öğretmen Fazilet Arıcan ile gerçekleştirdiği evliliktir. Çift, nikâh töreninin hemen ardından gelinlik ve damatlıkla Beyoğlu Refia Övüç Olgunlaşma Enstitüsü'ne geçerek Hacıoğlu'nun sekizinci şiir sergisinin görkemli açılışına katılmıştır. Bu büyük aşkın meyvesi olarak dünyaya gelen Savaş ve Volkan adındaki iki oğlu, şairin fırtınalı hayatındaki en büyük sığınakları olmuştur. Hayat Mecmuası'nda da geniç yer bulan bu özel sergi, sanatçının edebiyat dünyasındaki yerini sağlamlaştırmıştır.
Yeşilçam Sahnelerinde ve Notalarda Yaşayan şiirler
Toplumcu gerçekçi şiirin gücünü sinemanın görselliğiyle birleştiren Hacıoğlu, 1970'li yıllarda Yeşilçam'ın efsanevi yapımlarında kendine yer bulmuştur. Sanatçının "Doğmamış Çocuklara" adlı meşhur eseri, Yılmaz Güney'in 1974 yapımı başyapıtı Arkadaş filminde izinsiz olarak kullanılmış ve bu durum iki büyük sanatçı arasında tarihi bir mektuplaşmaya yol açmıştır. Ankara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Yılmaz Güney, şairin haklı sitemine samimi bir mektupla yanıt vererek oyuncu Yonca Yücel'in hatasından kaynaklanan bu karışıklık için özür dilemiştir. Hacıoğlu'nun dizeleri sadece beyaz perdede yankılanmakla kalmamış, Türk müziğinin dev isimleri tarafından da bestelenmiştir. Bu eserlerin öne çıkan besteleri şöyledir:
- Mehmet Lâmi Ateş tarafından bestelenen, şairin ilk kitabı Altın Mısralar'daki "Çilli Kız" şarkısı,
- Şarkıcı Emrah'ın "Çocuklar" ismiyle repertuvarına dahil ettiği ve kitlelere sevdirdiği "Doğmamış Çocuklara" şiiri,
- Usta sanatçı Selda Bağcan'ın Akdeniz Şarkıları albümünde "Acıların Rıhtımında" adıyla ölümsüzleştirdiği "Suç" şiiri,
- Rojin Ülker'in "Jan / Sızı" albümündeki "Yürüyorum" nakaratlı parçaya ruh veren "Sürgün" şiiri.
Aynı zamanda TRT İstanbul Radyosu'nda Nedret Selçuker ile Neval Tuncer'in sesinden dinleyicilere ulaşan şiirleri, onu halkın ortak hafızasına kazımıştır. Sinematografik dehasını oyunculukla da taçlandıran Muammer Hacıoğlu, yönetmen Remzi Jöntürk'ün ünlü "Adam Üçlemesi" serisinde yer alan ve Cüneyt Arkın'ın başrolünü üstlendiği Yarınsız Adam (1976) ile Yıkılmayan Adam (1977) filmlerinde bizzat rol almıştır.
Bohem Bir şairin Ebedi Mirası
Edebiyat araştırmacısı Behçet Necatigil'in hazırladığı ünlü Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü'nden sonraki baskılarda çıkarılan Muammer Hacıoğlu maddesi, edebiyat dünyasında uzun süre tartışma konusu olmuştur. Ancak Yapı Kredi Yayınları, 2016 yılında eserin 1978 tarihli orijinal baskısını nihaî versiyon kabul ederek yaptığı tıpkı basımla bu haksızlığı gidermiş ve protest şairin adını hak ettiği yere iade etmiştir. Mehmed Kemal'in benzetmesiyle, dünya edebiyatının ölümsüz isimleri Baudelaire, Verlaine, Rimbaud, Apollinaire ve Edgar Allan Poe gibi "kuşağı tükenmeye yüz tutmuş bohem şairler" zincirinin Türkiye'deki son halkalarından olan Hacıoğlu, 4 Nisan 1992 tarihinde İstanbul'da yaşama veda etmiştir. Geride bıraktığı toplumcu gerçekçi mirası, Doğu insanının çilesini ve dönemin siyasi atmosferini yansıtan şiirleri, günümüzde de sanatın ve direnişin en samimi seslerinden biri olarak kabul görmektedir.
