İçeriğe Atla
Mehmet Kemal Pilavoğlu fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Mehmet Kemal Pilavoğlu Kimdir?

Ticani Tarikatı kurucusu Mehmet Kemal Pilavoğlu, 1906 Ankara doğumlu din adamıdır. Cumhuriyet tarihindeki ezan eylemleri ve sürgün yıllarıyla bilinir.

Diğer adlar: Kemal Pilavoğlu, M. Kemal Pilavoğlu

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Mehmet Kemal Pilavoğlu Hakkında

Türkiye'de Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan dini yapılanmalarından birine yön veren Mehmet Kemal Pilavoğlu, 1930'lu yıllardan itibaren gizli faaliyetlerle örgütlediği Ticani Tarikatı ile ülkenin sosyal ve siyasal hafızasında derin izler bırakmış bir tarikat lideridir. Ankara'da 1906 yılında hali vakti yerinde bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gözlerini açan Pilavoğlu, hukuk eğitimini yarıda bırakarak tasavvufa yönelmiş, eylemleri ve fikirleri nedeniyle yıllarca hapis ve sürgün hayatı yaşadıktan sonra 2 Ocak 1977'de yine doğduğu şehirde 71 yaşında vefat etmiştir. Müritlerinin büst saldırılarıyla Atatürk'ü Koruma Kanunu'nun çıkarılmasına zemin hazırlayan, sürgün gittiği Bozcaada'da ise adeta bir iktisat imparatorluğu kuran Pilavoğlu, arkasında fırtınalı bir yaşam öyküsü bırakmıştır.

Hukuk Fakültesinden Tarikat Liderliğine

Köklü bir aileden gelen ve ihtiyaç sahiplerine devasa kazanlarda pilav dağıtmaları sebebiyle Pilavoğlu soyadını alan ailenin bu tek oğlu, ilk ve ortaöğrenimini doğduğu kent olan Ankara'da tamamladı. Geleceğin hukukçusu olmak üzere Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi sıralarında dirsek çürütürken, son sınıfa geldiğinde hayatının akışını tamamen değiştirecek bir isimle karşılaştı. 1926 senesinde Beyrut üzerinden İstanbul'a gelen Medineli Abdulkadir Medenî ile yolları kesişen genç öğrenci, bu görüşmeden derinden etkilendi. Ülkesine nasıl yararlı olabileceğini soran Pilavoğlu'na Medenî'nin verdiği tavsiyeler, onu akademik kariyerinden koparıp dini ilimlere yöneltti. Hukuk eğitimini son sınıfta yarım bırakan Pilavoğlu; tefsir, hadis, fıkıh ve siyer konularında kendini yetiştirmeye başladı.

Kendi dostluk halkalarını oluşturan ve Osmanlıca ile Türkçe kaleme aldığı eserlerle çevresini genişleten genç vaiz, yirmi beş yaşındayken gördüğü bir rüyayı hayatının en büyük kırılma noktası olarak kabul etti. Rüyasında Hz. Muhammed'i bir cemaatle namaz kılarken görmüş ve kendisine işaret edilen Medineli bir zatın peşine düşmüştü. Aynı yıl İstanbul'da karşılaştığı Arif Hikmet Kütüphanesi'nin Medineli müdürüyle tanışınca rüyasındaki gizemli figürü bulduğuna inanarak manevi yolculuğunu perçinledi. Nihayetinde, kökleri 1782'de Cezayir'de Ahmed Ticani tarafından atılan Ticani Tarikatı'nı, Medineli Abdülkadir'in rehberliğinde 1930 yılında Türkiye'de gizli bir yapı olarak faaliyete geçirdi. Özellikle 1940'lı yıllardan itibaren Ankara'nın Çubuk ilçesi ile Çankırı'nın Şabanözü beldelerini merkez üssü seçerek Anadolu'nun dört bir yanından gelen müritleri etrafında toplamayı başardı.

Eylemler, Yasaklar ve Sürgün Yılları

Ticaniler, kamuoyunun dikkatini ilk kez 1942 yılında Pilavoğlu'nun bağlılarından Sadık Çakırtepe'nin Ankara Ulus'taki Zincirli Camii minaresinden okuduğu Arapça ezanla çekti. Bu olayın ardından diğer bir mürit Yusuf Özcan'ın Hacı Bayram Camii'nde benzer bir eyleme kalkışması bardağı taşıran son damla oldu. Pilavoğlu'nun doktrininde şu sert görüşler yer alıyordu:

  • Laikliğin dinsizlik olduğu düşüncesi
  • Heykellerin birer put olarak görülmesi
  • Türkçe ezanın inanç esaslarına aykırı sayılması
  • Hilafetin kaldırılmasının sert bir şekilde eleştirilmesi

Bu fikirlerin tesiri altındaki bazı müritlerin Atatürk büstlerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar üzerine dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar öncülüğünde ünlü Atatürk'ü Koruma Kanunu çıkarıldı ve Türk Ceza Kanunu'nun laiklik karşıtı faaliyetleri cezalandıran 163. Madde'si genişletildi.

Yaşanan bu gerilimli sürecin ardından 1943 yılında tarikata yönelik büyük bir operasyon düzenlendi. Şeyh Mehmet Kemal Pilavoğlu ve yirmi dört müridi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yapılan aramalarda suç delili olarak devasa tespihler ve tarikatın 23 maddelik günlük ibadet esasları ele geçirildi. Mahkemedeki savunmasında siyasi bir amaç gütmediklerini belirten Pilavoğlu, inancından vazgeçmeyeceğini ilan etti. Yargılama esnasında akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla üç hafta boyunca psikiyatri kliniğinde gözlem altında tutulan tarikat liderinin cezai ehliyetinin tam olduğu rapor edildi. Nihayetinde 1952 yılında sonuçlanan davada Pilavoğlu, 10 yıl hapis ve 10 yıl sürgün cezasına çarptırıldı. Sürgün yerleri ise beşer yıl olmak üzere Bozcaada ve İmroz olarak belirlendi.

Bozcaada'da Bir İktisat İmparatorluğu ve Hazin Son

Ulucanlar Cezaevi'nde geçen yaklaşık yedi yıllık tutukluluk döneminin ardından çıkan bir aftan yararlanan Pilavoğlu, serbest bırakılmasından hemen üç gün sonra sürgün yeri olan Bozcaada'ya sevk edildi. 1958 ile 1974 yılları arasında bu adada zorunlu ikamete tabi tutulan şeyhi, müritleri hiçbir an yalnız bırakmadı. Adadaki sürgün yıllarını son derece üretken geçiren Pilavoğlu, burada kaldığı dönemde sayısı iki yüze ulaşan kitaplarının büyük kısmını kaleme aldı ve 15 günde bir yayımlanan İlahi Işık gazetesine Ankara'dan gönderdiği yazılarla yön verdi. Ayrıca adadaki faaliyetleri esnasında yerel halka çeşitli yollar, çeşmeler yaptırıp camileri tamir ettirdi.

Bununla da kalmayarak ada üzerinde muazzam bir ticari ve sosyal hakimiyet kurdu. Kurduğu modern fırın, kasap, pastane ve ahırlarla ada ekonomisini neredeyse tamamen tekeline aldı. Adadan göç eden Rum azınlığın bağlarını tek tek satın alarak büyük bir servet edinen Pilavoğlu, şarap üretimini baltalamak adına üzüm üreticilerini sert dini uyarılarla uyararak onları pekmez üretimine sevk etti ve bu iş kolundan devasa kazançlar sağladı.

1974 yılında sürgün hayatının sona ermesiyle başkent Ankara'ya geri dönen Pilavoğlu'nun hayatı, bir yıl sonra patlak veren ahlaki bir skandalla tamamen altüst oldu. 1975 yılında Bozcaada'daki evinde üç erkek çocukla birlikte yakalanan tarikat lideri hakkında ahlaka aykırı eylem suçlamasıyla dava açıldı. Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava kapsamında tutuklanan Pilavoğlu, sevk edildiği Bursa Cezaevi'nde altı ay boyunca hapis yattı. Bursa'daki yargılama süreci devam ederken tahliye edilen veya davası sürerken Ankara Hamamönü'ndeki tarihi konağına çekilen yaşlı adam, adli sürecin başlamasından beş ay sonra, 2 Ocak 1977 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Evli ve üç çocuk babası olan Pilavoğlu'nun cenazesi, arkasında Cumhuriyet tarihinin en karmaşık ve tartışmalı dini-ekonomik miraslarından birini bırakarak sessizce defnedildi.

İlgili Kişiler

Meslek, coğrafya, dönem ve ilgi alanı benzerliğine göre önerilen profiller.

Benzerlik skorları meslek, coğrafya, dönem ve Wikidata bağlantılarına göre otomatik hesaplanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Mehmet Kemal Pilavoğlu kimdir?

Ticani Tarikatı kurucusu Mehmet Kemal Pilavoğlu, 1906 Ankara doğumlu din adamıdır. Cumhuriyet tarihindeki ezan eylemleri ve sürgün yıllarıyla bilinir.

Mehmet Kemal Pilavoğlu ne zaman doğdu?

Mehmet Kemal Pilavoğlu, 1906 tarihinde doğdu.

Mehmet Kemal Pilavoğlu nerede doğdu?

Mehmet Kemal Pilavoğlu Ankara doğumludur.

Mehmet Kemal Pilavoğlu ne zaman vefat etti?

Mehmet Kemal Pilavoğlu 2 Ocak 1977 tarihinde hayatını kaybetti.

Mehmet Kemal Pilavoğlu hangi alanda tanınır?

Mehmet Kemal Pilavoğlu, din adamı olarak tanınır.