Türk edebiyat tarihine yön veren kuramcı ve yazar Mehmet Kaplan, 5 Mart 1915 tarihinde Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde dünyaya geldi. Edebi yapıtları bilimsel yöntemlerle inceleyen öncü akademisyen, Cumhuriyet döneminin edebiyat tahlili geleneğini akademik bir disipline kavuşturarak Türk kültür hayatına benzersiz katkılar sağladı. Genç yaşta başladığı zorlu hayat yolculuğunu üniversite kürsülerinde zirveye taşıyan yazar, edebiyat eleştirisi ve kuramı alanında derin izler bıraktı.
Zorlu Çocukluktan Akademi Kürsülerine
Çocukluk yıllarında tren garında seyyar satıcılık yaparak hayat mücadelesine atılan Kaplan, eğitime duyduğu tutku sayesinde edebiyat dünyasının kapılarını araladı. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamlayan genç araştırmacı, 1939 senesinde hazırladığı "Emir Sultan" konulu mezuniyet teziyle buradan mezun oldu. Başarısıyla dikkat çekerek aynı yıl ünlü bilim insanı Ord. Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü'nün referansıyla asistan adayı sıfatıyla fakültede göreve başladı. Lisansüstü eğitimi sırasında Ali Nihad Tarlan ile Reşit Rahmeti Arat gibi duayenlerin öğretilerinden esinlenen akademisyen, onların akademik ekolünü sürdürme gayreti içerisine girdi.
Fakülte kadrosuna katılan ünlü şair ve düşünür Ahmet Hamdi Tanpınar, Kaplan'ın entelektüel şahsiyetinin, sanat anlayışının ve kariyerinin şekillenmesinde en temel figür haline dönüştü. Köprülü'nün siyasi arenaya adım atmasıyla birlikte, Tanpınar liderliğindeki "Tanzimat Sonrası Türk Edebiyatı" kürsüsünde yerini alan araştırmacı, hocasıyla derin bir dostluk kurdu. Kaplan, 1942 yılında hazırladığı Namık Kemal monografisiyle yeni Türk edebiyatı alanında ülkenin ilk doktor unvanlı akademisyeni olma gururuna erişti. Literatüre kazandırdığı bu çalışma, daha sonra kitaplaştırılarak kütüphanelerdeki yerini aldı.
Akademik Yükseliş ve Edebi İncelemeler
Kariyer basamaklarını hızla tırmanan Kaplan, 1946 senesinde Tevfik Fikret üzerine hazırladığı doçentlik teziyle ünvanını pekiştirdi. Henüz 37 yaşındayken, edebiyat dünyasında büyük yankı uyandıran "Şiir Tahlilleri" adlı yetkin eseriyle 1952 yılında profesörlük payesine ulaştı. Doğu Anadolu'da yükseköğretimin kurulmasına öncülük etmek maksadıyla 1958'de Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi kurucu dekanlığı vazifesini üstlendi ve buradaki Türk dili ve edebiyatı bölümünü yapılandırdı. İki yıllık idari görevinin ardından 1960 senesinde İstanbul'a geri dönerek kürsüsündeki bilimsel faaliyetlerine devam etti.
Tanpınar'ın 1962'deki vefatına değin onunla omuz omuza çalışan bilim insanı, hocasının kaybının ardından onun edebi mirasına sahip çıkmayı kendine ödev bildi. Nitekim 1963 yılında yayımladığı "Tanpınar'ın Şiir Dünyası" başlıklı çalışmasında, hocasının şiirlerini psikolojik metotlarla derinlemesine tahlil etti. Ardı ardına kaleme aldığı tahlil kitaplarıyla Türk eleştiri tarihine yeni bir soluk getiren yazarın başlıca eserleri şunlardır:
- Şiir Tahlilleri II (Cumhuriyet Devri Türk Şiiri - 1965)
- Nesillerin Ruhu (Denemeler - 1967)
- Büyük Türkiye Rüyası (Fikri Yazılar - 1969)
- Hikâye Tahlilleri (1979)
- Tip Tahlilleri (1981)
Edebi Mirası ve Yetiştirdiği Nesiller
Fransız düşünür Alain'i kendisinin manevi rehberi olarak kabul eden yazar, yabancı dil becerisini geliştirmek amacıyla "K. Domaniç" takma ismini kullanarak çeviriler yaptı. Düşünce dünyasını inşa ederken Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan ve Nurettin Topçu gibi önemli aydınlardan feyz alan Kaplan, Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar çizgisini başarıyla yarınlara taşıdı. Yazarken düşünen ve kelimelerini titizlikle seçen bir üsluba sahip olması nedeniyle, meslektaşlarına oranla daha az ama son derece nitelikli eserler verdi. Kültür meselelerini odağına alan fikir yazılarının yanı sıra, kitaplarına dahil edilmemiş yüz civarında folklorik makalesi bulunmaktadır.
Fakültenin altın çağı olaraık nitelendirilen dünemde başat bir rol üstlenen Mehmet Kaplan, yaklaşık yirmi öğrencinin doktora tezine danışmanlık yaparak akademik dünyaya yeni soluklar kazandırdı. İnci Enginün ve Zeynep Kerman gibi edebiyat dünyasının saygın isimlerini asistanı olarak yetiştirerek Türk akademisinde bir ekol kurdu. Kültür ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki çeşitli komisyonlarda edindiği etkin görevlerin yanı sıra, ortaöğretim müfredatı için ders kitapları da hazırladı.
Hocasının vefatından sonra Tanpınar'ın dağınık haldeki eserlerinin yayına hazırlanmasında hayati bir rol oynayan Kaplan, yazarın romanlarının, şiirlerinin ve mektuplarının basımına öncülük etti. 23 Ocak 1986'da İstanbul'da hayata gözlerini yuman bu kıymetli bilim insanı, arkasında Türk kültürüne adanmış koca bir ömür ve metin tahlili metodunu yerleştiren sarsılmaz bir akademik miras bıraktı.
