Türkiye'nin çok partili siyasi hayatına geçiş döneminde önemli roller üstlenen hukukçu ve siyaset adamı Mehmet Hüsrev Ünal, 1919 senesinde Diyarbakır topraklarında dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca memleketine ve ülkesine hizmet etmeyi gaye edinen Ünal, özellikle hukuk alanındaki birikimini parlamentoya taşıyarak adından söz ettirmeyi başardı. Hem yerel düzeyde hem de ulusal siyaset arenasındaki çalışmalarıyla tanınan isim, hukuk eğitimi sonrasında milletvekilliği basamaklarını tırmandı. 2001 yılının sonbaharında vefat eden Ünal, ardında derin bir iz bıraktı.
Eğitim Hayatı ve Hukuk Kariyeri
Siyaset basamaklarını tırmanmadan önce sağlam bir akademik altyapı oluşturan Mehmet Hüsrev Ünal, yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde başarıyla tamamladı. Buradan mezun olduktan sonra memleketin adalet sistemine katkı sağlamak amacıyla serbest avukatlık mesleğini icra etmeye başladı. Aynı zamanda toplumsal meselelere duyarlılığıyla öne çıkan deneyimli hukukçu, vatandaşların hak arama mücadelelerinde aktif roller üstlendi. Avukatlık yıllarında edindiği tecrübeler ise onun ilerleyen dönemlerdeki yasama faaliyetlerine yön verecekti.
Siyasi Kariyeri ve Parlamento Yılları
Hukuk alanındaki birikimini milletin hizmetine sunmak isteyen Ünal, aktif siyasete atılarak Diyarbakır halkının temsilcisi oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında iki dönem boyunca milletvekili olarak görev yapan başarılı siyasetçi, parlamento tarihinde şu dönemlerde görev aldı:
- TBMM X. Dönem Diyarbakır Milletvekilliği
- TBMM XI. Dönem Diyarbakır Milletvekilliği
- Yasama faaliyetlerinde aktif komisyon çalışmaları
Meclisteki görev süresi boyunca bölgenin kalkınması ve yerel sorunların çözüme kavuşturulması hususunda yoğun mesai harcadı. Ankara ile Diyarbakır arasında adeta bir köprü vazifesi görerek seçmenlerinin taleplerini en üst düzeyde dile getirdi.
Özel Yaşamı ve Vefatı
Yoğun çalışma temposuna rağmen ailesine her zaman büyük değer veren Mehmet Hüsrev Ünal, evlilik hayatı boyunca sadık bir eş oldu. Bu birliktelikten dünyaya gelen iki çocuğuna iyi bir gelecek hazırlamak için çabaladı. Ülkesine ve ailesine adanmış bir ömrün ardından, 17 Kasım 2001 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Geride bıraktığı siyasi miras ve hukuk mücadeleleri, Diyarbakır ve Türkiye siyaset tarihinde saygıyla anılmaya devam etmektedir.