Türk dünyasının en seçkin bilim insanlarından biri olan ordinaryüs profesör Abdürreşid Rahmeti Arat, karşılaştırmalı Türk dili çalışmalarının ülkemizdeki kurucusu ve en önemli uygulayıcısıdır. Kazan Türklerinden olan bu değerli dil bilgini, 15 Mayıs 1900 tarihinde bugün Tataristan'ın başkenti olan Kazan yakınlarındaki Eski Ücüm köyünde hayata gözlerini açtı. Hayatı, coğrafi sınırları aşan büyük bir bilim yolculuğudur. Eski Türkçe üzerine yaptığı araştırmalarla Türkiye'de bu alandaki akademik çalışmaların seyrini tamamen değiştirmiştir.
Kazan'dan Berlin'e Uzanma Mücadelesi
Geleceğin büyük dil bilgininin eğitim hayatı doğduğu köy olan Eski Ücüm'de başladı. İlköğrenimini burada tamamladıktan sonra amcasıyla yeni bir yola çıktı. Amcası onu Kızılyar (Peterpavel) şehrine götürdü. Burada modern ve yenilikçi Türk-Tatar mektebine yazılan Arat, okulda Rusça dilini de ileri düzeyde öğrenmeyi başardı. Ancak bu huzurlu dönem, bölgede patlak veren iç savaşın getirdiği karmaşa ile kesintiye uğradı. Askere çağrılan genç adam cephede yaralandı. Tedavi sürecinin ardından Mançurya sınırları içindeki Harbin şehrine gitmek zorundaydı. Harbin'de yaşayan Türk-Tatar topluluğu arasına katılarak zorlu yaşam koşulları altında hem çalıştı hem de yarım kalan eğitimini tamamlama mücadelesi verdi. Nihayet 1921 yılında lise öğrenimini bitirdi. Eğitimini ileriye taşımak amacıyla 1922'de Almanya'ya gitti. Berlin Felsefe Fakültesi bünyesinde yükseköğrenimine başlayan Arat, burada dönemin efsanevi şarkiyatçısı Prof. Willi Bang-Kaup'ın en seçkin öğrencilerinden biri oldu. Berlin'deki çalışmalarını doktora derecesiyle taşlandırdı. Mezuniyetinin ardından hocası Bang ve sınıf arkadaşı Annemarie von Gabain ile birlikte Berlin'de akademik çalışmalarını derinleştirdi. Annemarie von Gabain ve hocası Prof. Bang ile kurduğu bu ekip, Turfan kazılarında gün yüzüne çıkarılan tarihi Uygur metinlerinin sınıflandırılması, okunması ve bilim dünyasına kazandırılması görevini büyük bir başarıyla yerine getirmiştir. Berlin Üniversitesi ve Prusya İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi olarak görev alarak dünya çapında bir Türkoloji uzmanı olarak tanınmaya başladı.
İstanbul Üniversitesi ve Eski Türk Dili Kürsüsü
Almanya'daki başarılı akademik kariyerinin zirvesindeyken, 1933 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nden çok önemli bir davet aldı. Üniversite reformu sürecinde İstanbul Üniversitesi'ne davet edilen bilim insanı, teklifi kabul ederek Türkiye'ye yerleşti. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan Eski Türk Dili Kürsüsü'nün başına profesör unvanıyla getirildi. Türkiye'de karşılaştırmalı Türk dili araştırmalarının kurumsal temellerini bu kürsü bünyesinde atan değerli araştırmacı, ömrünün geri kalan kısmını tamamen Türk gençlerini eğitmeye ve Türk kültürüne yön veren kıymetli eserler üretmeye adamıştır. Akademik başarıları ve özverili çalışmaları neticesinde 26 Nisan 1958 tarihinde ordinaryüs profesörlük makamına yükseltildi. Hayatını kaybettiği 29 Kasım 1964 tarihine kadar İstanbul Üniversitesi'ndeki görevini büyük bir aşkla yürütmeye devam etti. Onun ani vefatı akademik camiada derin bir sarsıntıya yol açtı. Öğrencisi Muharrem Ergin hüzünlü vefat haberinin ardından hocasının değerini anlatan önemli bir açıklama yaptı. Ergin, hocasının ölümünün sadece Türkiye için değil, dünya genelindeki Türkiyat bilimi için de telafi edilemez küresel bir kayıp olduğunu vurgulamıştır.
Türk Dili Araştırmalarında Kutadgu Bilig Mirası
Reşit Rahmeti Arat'ın Türk kültür tarihine kazandırdığı en anıtsal eser, Kutadgu Bilig üzerine yaptığı kapsamlı incelemelerdir. Türk edebiyatı ve tarihi açısından paha biçilmez kıymete sahip pek çok eski eseri günümüz Türkçesine kazandıran araştırmacı, bu alanda aşılması güç standartlar belirlemiştir. Günümüzde hala en çok tercih edilen, kitapçılarda satılan ve akademik çalışmalarda temel başvuru kaynağı kabul edilen Kutadgu Bilig çalışması onun imzasını taşımaktadır. Arat'ın bilimsel titizliği, eski metinlerin günümüz kuşağıyla buluşmasını sağlarken, Türk dil biliminin de uluslararası standartlara ulaşmasında köprü vazifesi görmüştür.
Arat'ın hayatı boyunca bilimsel iz bıraktığı ve çalışmalar yürüttüğü temel coğrafyalar şunlardır:
- Doğup büyüdüğü Kazan bölgesi ve Eski Ücüm köyü
- Gençlik yıllarında eğitim aldığı ve savaştığı Kızılyar ile Harbin şehirleri
- Yükseköğrenimini tamamlayıp ilk kürsü deneyimlerini kazandığı Berlin
- Karşılaştırmalı Türk dili kürsüsünü kurup ordinaryüs unvanını aldığı İstanbul
Babası İsmetullah Bey ve annesi Mahbeder Hanım'ın Eski Ücüm köyünde temellerini attığı bu hayat hikayesi, Tataristan'dan yola çıkarak tüm Türk dünyasının ortak dil ve kültür hazinesini aydınlatan devasa bir meşaleye dönüşmüştür.
