Osmanlı Devleti'nin son yıllarında yönetimde ve ilim dünyasında önemli görevler üstlenen Mehmed Esad Efendi, 1847 yılında İstanbul Şehzadebaşı'nda dünyaya geldi. Medrese eğitimini başarıyla tamamlayarak müderrislikten şeyhülislamlık makamına uzanan parlak bir kariyer inşa etti. Sözlük çalışmaları ve eğitim alanındaki reform yanlısı duruşuyla tanınan devlet adamı, İttihat ve Terakki yönetiminin getirdiği ağır baskılar karşısında tavizsiz bir tutum sergileyerek dönemin en önemli figürlerinden biri hâline geldi. Yazar, en bilinen sözlük çalışması olan Lehcetü'l-Lügat ile kültür mirasına büyük katkıda bulundu.
Medrese Yılları ve Eğitim Hayatı
Gençlik yıllarını İstanbul'un Emin Nureddin mahallesinde geçiren Mehmed Esad Efendi, huzur dersleri mukarrirlerinden Ahıskalı Nûman Efendi'nin oğluydu. Henüz dokuz yaşındayken, Şehzade Camii Birinci imamı Hafız Emin Efendi'nin yanında Kur'an okuyarak 1856 yılında hafız oldu. Yazı derslerinin yanı sıra Arapça ve Farsça öğrenerek dil alanındaki yetkinliğini artırdı. 1862 yılına gelindiğinde, Süleymaniye Camii'nde eski fetva emini Hacı Mehmed Nuri Efendi'nin derslerine devam etti. Bu dönemde akademik dereceleri hızla elde etmeye başladı. Medrese eğitimini sırasıyla 1863 yılında ibtidâ-i hariç, 1869'da hareket-i hariç derecelerine erişen Esad Efendi, iki sene sonrasında ibtidâ-i dâhil ve son olarak 1872'de hareket-i dâhil kademelerine yükseldi. Mayıs 1873 tarihinde başarıyla icazet aldı. Ruûsu ise 1874 yılında mûsıle-i Sahn seviyesine yükseltildi. Aynı yıl Süleymaniye Camii bünyesinde ders okutmaya başlayan Esad Efendi, ilk icazetini ise 1890 yılında verdi.
Kamu Hizmeti ve Büyük Unvanlar
Eğitim faaliyetlerinin yanı sıra devlet kademelerinde de görev alan Esad Efendi, 1865 yılında 50 kuruş maaşla müderrislik yapıyordu. 1876 yılında fetvahaneye giren din adamı, bürokraside hızla yükseldi. Bir yıl sonra Sahn-i, 1879'da ibtidâ-i altmışlı ve aynı dönemde mûsıle-i Süleymâniyye rütbelerine ulaştı. 1880 yılında İ'lâmât-i Şer'iyye mümeyyizliği ikinci muavinliğine getirildi ve aynı yılın ramazanında huzur dersleri muhataplığına seçildi. Kariyerindeki yükseliş 1881'de ruûsu hâmise-i Süleymâniyye, 1885'te ise birinci muavinlik terfisi ile devam etti. 1891 yılında İ'lâmât-Şer'iyye mümeyyizi olan Esad Efendi, mahreç payesini de aynı yıl elde etti. Trabzon mevleviyeti payesiyle bir süre 3895 kuruş maaş alsa da 1894'te yeniden eski tarîk maaşına döndü. Meclis-i İntihâb-ı Hükkâ-mü'ş-şer' üyeliğine 1892 yılında seçilen yazar, bu görevi on yedi yıl boyunca sürdürdü. Osmanlı yargı ve yönetim sisteminde çok sayıda ünvan elde eden devlet adamı, 1893 yılında bilâd-ı hamse, iki yıl sonra Haremeyn ve 1896'da ise İstanbul payelerine layık görüldü. 1896'da Defter-i Hâkânî Nezâreti şer'iyye memurluğuna tayin edilse de dört ay sonra yeniden şer'iyye mümeyyizliğine atandı. 1898 yılına gelindiğinde Anadolu kazaskerliği payesine erişen Esad Efendi, 1908'de Meclis-i Tetkîkât-ı Şer'iyye reisliğine getirildi. Bir yıl sonra 10.000 kuruş maaşla fetva emini yapıldı. Yaş sınırını doldurmasına rağmen, Meclis-i Vükelâ'nın aldığı kararla görev süreci uzatıldı.
Aldığı önemli payeler, nişanlar ve madalyalar şunlardır:
- Dördüncü, üçüncü ve birinci rütbeden Mecîdî nişanları
- Anadolu kazaskerliği, İstanbul, Haremeyn ve bilâd-ı hamse payeleri
- Gümüş imtiyaz madalyası
Şeyhülislamlık Dönemi ve Siyasi Çalkantılar
Mehmed Esad Efendi, 24 Ocak 1913 tarihinde kurulan Mahmud Şevket Paşa kabinesinde Şeyhülislamlık makamına getirildi. Ancak Sadrazam Mahmud Şevket Paşa'nın suikast sonucu öldürülmesi ve hükümetin dağılması üzerine 11 Haziran 1913'te bu görevden ayrıldı. Yeni kabinede de aynı görevi yürüttü. 15 Mart 1914'te istifa edene dek yürüttüğü bu en yüksek dini görevde toplamda bir yıl iki ay kadar bulundu. Bu dönemde eğitim reformu komisyonunda çalışan Zahid el-Kevseri'nin hazırladığı kanun, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinde hayal kırıklığı yarattı. Zahid Efendi'yi payitahttan uzaklaştırmak ve ona destek vererek aynı görüşleri savunan Şeyhülislam Mehmed Esad Efendi'yi vazifesinden azletmek adına İttihatçı kadrolar büyük bir uğraş içerisine girdiler. Yerine İttihatçı Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi'yi getirmek isteyen muhalifler, başlangıçta bu amaçlarına ulaşamadılar. Daha sonra düzenlenen çeşitli oyunlarla Zahid Efendi Kastamonu'ya tayin edilirken, Esad Efendi istifaya zorlandı. Bühece Şeyhülislamlık makamına nihayet Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi getirildi. Kariyeri boyunca çeşitli taltifler alan Esad Efendi, 1880-1891 yılları arasındaki huzur dersleri muhataplığı döneminde dördüncü rütbeden Mecîdî nişanı aldı. Ayrıca 1895 yılında üçüncü, 1897'de ise birinci rütbeden Mecîdî nişanıyla onurlandırıldı. 1895 senesinde gümüş imtiyaz madalyası da alan devlet adamı, Arapça ve Farsçayı iyi derecede bilmekteydi. Arapça ve Farsça dillerine tam anlamıyla hâkim olan yazar, eserlerini bu bilgi birikimiyle şekillendirdi. Son derece bilgili olan devlet adamı, 1931 senesinde İstanbul'da vefat etti.