Türk radyo ve televizyon tarihinin en tatlı dilli güldürü ustalarından Mahmut Baler, 1897 yılında sürgün yeri olan Antalya'da dünyaya geldi. Kendine has taklit yeteneği ve tatlı sohbetleriyle tanınan yazar, geleneksel anlatı sanatını kitle iletişim araçlarına taşıyarak halkın gönlünde taht kurdu. Babasının siyasi geçmişi nedeniyle Akdeniz kıyısında başlayan hayatı, onu Cumhuriyetin kurucu kadrolarının en yakın sohbet dostu olmaya kadar götürdü.
Sürgünün Gölgesinde İlk Yıllar ve Eğitim Hayatı
Mahmut Baler'in babası, Sultan Abdülaziz dönemi saray hiyerarşisinde önemli bir yere sahip olan Başmabeyinci Hafız Mehmet Bey idi. İkinci Abdülhamit'in tahta çıkışının ardından yaşanan siyasi tasfiyeler, ailenin kaderini tümüyle değiştirdi. Padişah Abdülhamit, Abdülaziz'in ölümünden sorumlu tuttuğu saray çevresini imparatorluğun uzak köşelerine gönderdi. O esnada Birinci Osmanlı Meclis-i Mebusanı bünyesinde Üsküdar Mebusu olan babası Hafız Bey, padişahın kararıyla Antalya'ya sürülünce, aile bu sürgün diyarında zorunlu bir yerleşik hayata başlamak zorunda kalmıştı. Baler, bu zorunlu ikametin sürdüğü yıllarda dünyaya gelerek hayata gözlerini Antalya'da açtı. Ailenin seyahatleri doğrultusunda eğitim hayatı farklı şehirlerde şekillendi. İlk olarak İzmir Dârü'l-İrfân Mektebi'nde sıralara oturdu. Ardından İstanbul'a geçerek Üsküdar Merkez Rüştiyesi ile Üsküdar İdâdîsi'nde tahsilini sürdürdü. Son olarak dönemin en prestijli sanat okulu Sanayi-i Nefise Mektebi'nde eğitim görerek entelektüel altyapısını tamamladı.
Eğitim gördüğü başlıca kurumlar şunlardır:
- İzmir Dârü'l-İrfân Mektebi
- Üsküdar Merkez Rüştiyesi
- Üsküdar İdâdîsi
- Sanayi-i Nefise Mektebi
Siyasetin ve Sarayın Aranan Sohbet Ustası
Genç yaşlardan itibaren katıldığı entelektüel sohbetlerde sergilediği kendine özgü anlatım tarzı, kıvrak zekası ve başarılı taklit yeteneği sayesinde çevresindekileri büyülemeyi başararak adını geniş kitlelere duyurdu. Bu üstün yeteneği ona cumhuriyetin zirvesindeki kapıları araladı. Devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün meşhur sofralarının aranılan konuğu olan Baler, aynı zamanda yakın dostu Celal Bayar'ın sohbetlerinin de değişmez isimlerinden biri haline geldi. Ancak Celal Bayar ile kurduğu bu yakın dostluk ilişkisi, 1960 yılında hayatının en zorlu dönemecini beraberinde getirdi. 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin hemen ardından gözaltına alındı. Balmumcu Garnizonu'nda aylarca, hiçbir sorgu veya mahkeme süreci olmaksızın hapis hayatı yaşadı. Bu zorlu tecrübe, onun renkli yaşam öyküsündeki en derin izlerden biri olarak kaldı.
Mikrofonlardan Kitap Sayfalarına Bir Ömür
Yaşadığı dönemde dinleyicilerin dilinden düşmeyen sohbetleri sebebiyle kendisine "Bal Mahmut" lakabı layık görüldü. Halkın kendisine yakıştırdığı bu tatlı unvanı layığıyla taşıyan usta sanatçı, önce radyo programlarında mikrofondan, ardından da televizyonun evlere girdiği dönemlerde ekranlardan evlerimize konuk oldu. Anlattığı fıkralar ve hoş sohbetleriyle milyonların sevgilisi oldu. 1969 yılında, dillerden düşmeyen bu güldürü birikimini "Baldan Damlalar" adını verdiği fıkra kitabında topladı. Özel yaşamında üç kez nikah masasına oturan yazar, ayrıca ilk evlilişini 1926 yılında Seniha Hanım ile gerçekleştirdi. Bu birliktelikten Mehmet Baler adını verdikleri bir erkek çocuk sahibi oldu. Hayat arkadaşı Cemile Baler ile yaptığı üçüncü evliliği ise ömrünün son dönemine kadar sürdü. Türk mizah dünyasının bu efsane ismi, 1987 yılında 90 yaşındayken hayata veda etti.