Mahmut Alınak, 1952 yılında Kars'ın Digor ilçesine bağlı Dolaylı köyünde dünyaya gelmiş köklü bir siyasetçi, yazar ve avukattır. Yaşamı boyunca üstlendiği çeşitli görevlerle Türkiye siyasetinde derin izler bırakan Alınak, özgün duruşuyla daima dikkatleri üzerine çekti. Kars'ın Digor ilçesindeki temel ilköğrenimini başarıyla bitirdikten sonra lise eğitimini de Kars şehir merkezinde alan Alınak, yükseköğrenim için girdiği Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden başarıyla mezun olmuştur. Fakülteden başarıyla mezun olduktan sonra hayatını aktif olarak serbest avukatlık yaparak kazanmaya başlamıştır. Avukatlık mesleği, onun siyasetle buluşmasında çok önemli bir köprüydü. O, hem hukuk alanında hem de siyaset sahnesinde ödün vermez kimliğiyle öne çıkan önemli bir aydındır.
Hukuk ve Siyaset Arenası
Genç avukat, 1987 genel seçimlerinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP)'nin listesinden aday olunca Kars milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi. Mecliste 18. dönem boyunca başarıyla görev yaptı. Dört yıl sonraki erken genel seçimlerde ise Halkın Emek Partisi (HEP) ile SHP ittifakının adayı oldu. Bu ittifak ile Şırnak üzerinden seçime girerek 19. dönem milletvekili sıfatıyla parlamentodaki yerini korudu. Daha sonraki yıllarda ise Demokratik Toplum Partisi (DTP)'nin Kars İl Başkanlığı görevini yürütmüştür. Kendi doğup büyüdüğü memleketinde siyasi çalışmalarını çok daha aktif bir şekilde sürdürme kararı aldı.
Siyasi yaşamı boyunca farklı siyasi oluşumlar ve ittifaklar çatısı altında çalışmalarını sürdürmüştür:
- Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP)
- Halkın Emek Partisi (HEP)
- Demokratik Toplum Partisi (DTP)
Parmaklıklar Ardında Yükselen Edebi Ses
Yakın siyasi tarihimizin en fırtınalı ve en çalkantılı dönemlerinden biri kabul edilen 1994 senesinde, milletvekilliği görevini aktif olarak sürdürürken meclis genel kurulunca dokunulmazlığı tamamen kaldırılmıştır. Milletvekilliği dokunulmazlığının mecliste kaldırılmasının ardından dönemin diğer siyasi aktörleri olan Orhan Doğan, Hatip Dicle, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Leyla Zana ile beraber hemen gözaltına alınarak tutuklanmıştır. Cezaevi günlerini edebi çalışmalara dönüştüren Alınak, bu süreçte ilk iki kitabını kaleme almayı başardı. Demir parmaklıklar ardında yazmak ona güç vermiştir. Kürt asıllı yazar kimliğiyle edebiyat alanında da oldukça geniş bir okur kitlesine ulaşmayı başarmıştır. Siyasetçinin 1997 yılında yayımlanan "Şiro'nun Ateşi" adlı kitabı, Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından resmi olarak yasaklandı. Ancak bu yasak kararı, kitabın geniş kitleler tarafından büyük bir ilgiyle okunmasını engellemedi.
Seçimler, Kurultaylar ve Kalem Mücadelesi
Yıl 2007'ye geldiğinde ise DTP tarafından desteklenen bağımsız Kars milletvekili adayı olarak seçim meydanlarına döndü. Gerçekleşen bu hararetli seçim yarışında ne yazık ki hedeflediği sandık başarısına ulaşamamıştır. Bu seçimden bir yıl sonra, 2008 yılında düzenlenen DTP kurultayında partinin genel başkanlığına aday oldu. Fakat tecrübeli politikacı Ahmet Türk'ün adaylığı açıklanınca adaylıktan çekilme yönünde karar aldı. Kendi rızasıyla genel başkan adaylığından vazgeçti. Aktif yazarlık yönü de bulunan Alınak, Gündem Gazetesi ile Radikal Gazetesi'nin Radikal İki ekinde köşe yazıları yazdı. Serbest avukatlığa devam ettiği bu süreçte yaptığı sarsıcı açıklamalarla Türkiye gündemini daima belirlemeyi sürdürdü.
Şiddetli Tartışmalar ve Hukuki Süreçler
Takvimler 5 Ocak 2007 tarihini gösterdiği esnada, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği özel mektuptaki ifadeler gerekçe gösterilerek hakkında hemen büyük bir yasal soruşturma başlatılmıştır. Siyasi Partiler yasasında yer alan "Türkçeden başka dil kullanmak" yasağına muhalefetten dolayı altı aylık hapis cezasına çarptırıldı. Başbakana gönderilen bu mektup, daha sonra Demokratik Toplum Partisi'nin ülke genelinde bölücülük odağı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'nde açılan kapatma davasına da en önemli delillerden biri olarak sunulmuştur. Verilen bu hapis cezası, 2010 yılında Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından tamamen bozulmuştur. Hukuk mücadelesi böylece yeni boyut kazandı.
Alınak, bu karardan kısa süre sonra yeni bir hukuki dalgayla karşı karşıya kaldı. 2011 yılının Aralık ayında KCK soruşturması adı altında gerçekleştirilen tutuklamalar kapsamında yeniden hapse atıldı. Bu süreçte kaldığı Kandıra Cezaevi'nde boş durmayıp iki önemli roman daha kaleme aldı. Cezaevi yılları onun edebi yönünü daima besleyen unsurdur. Bir süre tutuklu kaldıktan sonra 18 Temmuz 2012 tarihinde nihayet serbest bırakıldı. Bühelikle cezaevinden tahliye edilmiş oldu. Cezaevinden tahliye edildikten sonra inandığı tüm fikirleri serbestçe savunmaya her platformda kararlılıkla devam etti. Eserleri okuyucuları tarafından hep ilgi gördü. Yakın tarihimizin pek çok önemli virajında adı geçen Alınak, hem siyasetçi kimliğiyle hem de demir parmaklıklar arkasında ürettiği edebi yapıtlarla toplumsal hafızada çok değerli bir yer edinmiştir.