Trabzon'un Arsin ilçesine bağlı Kocaba köyünde 1892 yılında dünyaya gözlerini açan ve askeri tarihimizde önemli bir iz bırakan Lakot Mehmet Bey, Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde vatanı savunmak adına milis birliği kurarak cepheye koşan kahraman bir Türk askeridir. Bölgenin tanınan toprak sahiplerinden olan Molla Ahmet Efendi'nin en küçük oğlu olarak hayata başladı. Ailenin en küçüğü olması ve babasının molla unvanı taşıması nedeniyle köydeki hocadan okuma yazma eğitimi aldı. Gençlik yıllarında ağabeylerinin öncülük ettiği nişancı birliklerine katılarak silah kullanma becerisini üst seviyeye çıkardı. Büyük ağabeylerinin vatan savunması için askere alınmasıyla birlikte evin tek erkek evladı olarak kalan Mehmet Bey, bu özel durumundan ötürü ilk etapta ordu bünyesine dahil edilmedi. Buna rağmen Mehmet Bey duruma sessiz kalmadı. Yöredeki eli silah tutan cesur gençleri bir araya getirip milis kuvvetleri kurdu. Bu süreçte bölgenin tecrübeli silah ustalarından silahların tamirini ve bakımını da öğrendi.
Trabzon'dan Doğan Vatan Savunması Mücadelesi
Kasım 1914'ün başlarında Rus kuvvetlerinin Köprüköy'e düzenlediği baskın haberi tüm Karadeniz bölgesinde büyük bir yankı uyandırdı. Bunun üzerine Mehmet Bey'in ağabeyleri Abdullah ve Mahmut beyler hemen harekete geçtiler. Bölgedeki diğer usta nişancıların da katılımıyla güçlü milis müfrezeleri oluşturma kararı aldılar. Hazırlıklarını tamamlayan birlikler, dondurucu kış şartlarına rağmen Kocaba köyünden yaya olarak yola koyuldular. Zorlu geçen bir haftalık yürüyüşün ardından nihai hedefleri olan Köprüköy mevkisine ulaştılar. Burada sergilenen şiddetli direnişin ardından bölgeyi Ruslardan geri aldılar. Bu başarının hemen sonrasında orduyla beraber meşhur Sarıkamış Harekâtı'na katılmak ücere yola çıktılar. Milis birlikler, Tortum bölgesinden başlayarak Narman ve Oltu koridorları üzerinden Kosor yönüne doğru ilerlediler. Kosor'dan Allahuekber Dağları'nı aşıp Sarıkamış'a inmeyi hedefliyorlardı. Ancak aralık ayının son günlerinde bu dağların amansız soğuğu nedeniyle şehit düştüler.
Sarıkamış Cephesine Zorlu Yolculuk
Ağabeylerinin amansız dağlarda can verdiği bu harekat esnasında askeri zayiatın arttığı haberleri gerideki Mehmet Bey'e ulaştı. Ordunun ve harekatın başarısızlığa uğrayabileceği yönündeki söylentiler üzerine Lakot Mehmet Bey daha fazla bekleyemezdi. Kendi komutasındaki vatansever birliğiyle birlikte 1914 yılının aralık ayı sonlarında zorlu kış şartlarında harekete geçti. Zorlu hava koşullarına rağmen Elmaalan yönünde ilerleyen milis grubu, hedeflerine ulaşmak için şu kritik noktaları aşarak yollarına kararlılıkla devam etti:
- Çiçekli, Yeniköy, Yiğitözü, Ayvadere ve Karadere mevkileri
- Dağbaşı, Çatak ve Pazarcık geçitleri
- Salmankaş ile Aydıntepe dağlık yolları
Bu engebeli rotanın sonunda nihayet Erzurum'a ulaşmayı başardılar. Erzurum bölgesine ulaşarak düzenli ordu birliklerine resmi katılım sağlayan Lakot Mehmet Bey ve beraberindeki vatansever milisler, hiç vakit kaybetmeden Rus kuvvetlerinin konuşlandığı Sarıkamış istikametine doğru sevk edildiler. Narman önlerindeki Rus askeri güçleriyle çetin çarpışmalara girdiler. Fakat düşmanın sayıca ve silahça üstün gelmesi nedeniyle Ocak 1915'in başlarında geri çekilmek zorunda kaldılar.
Çanakkale Cephesinde Kahramanca Savunma
Ocak ayının ortalarına gelindiğinde Lakot Mehmet Bey ve birliği, geri çekilen Osmanlı ordusuyla birlikte Çanakkale cephesine gönderildi. Ocak ayı ortasında yola çıkan ve zorlu bir intikal sürecinin ardından Şubat ayının sonlarına doğru Çanakkale cephesine ulaşan bu yiğit milis kuvveti, hemen kritik savunma mevkilerindeki görev yerlerine dağıtıldı. İtilaf devletlerinin denizden başlattığı taarruzlar üzerine stratejik önemi haiz Dardanos tabyasındaki topçu bataryalarının yanına konuşlandırıldılar. Milisler buraya makineli piyade gücü olarak yerleştirilmişti. Tarihi 18 Mart deniz zaferinin kazanılmasıyla denizden geçilemeyeceğini anlayan düşmanın kara harekâtı yapma ihtimali güçlendi. Mehmet Bey ve yiğitleri de bu olası kara saldırılarına karşı mevzilerinde hazırlıklarını sürdürdü. Mehmet Yılmaz, vatanına yaptığı bu üstün hizmetlerin ardından ömrünün geri kalanını huzur içinde geçirdi. Bu kahraman Türk askeri, 1970 senesinde Yenimahalle'de hayata gözlerini yumdu.