Amerikan alternatif rock sahnesinin kaderini değiştiren Kurt Donald Cobain, 20 Şubat 1967 tarihinde Washington eyaletinin Hoquaim kasabasında dünyaya gözlerini açtı. Kurucusu olduğu Nirvana grubuyla grunge müziğini dünya çapında bir fenomene dönüştüren efsanevi besteci ve müzisyen, milyonların sesi olmayı başardı. Duygusal derinliği, melankolik vokali ve isyankâr melodileriyle geniş kitleleri peşinden sürükleyen duyarlı sanatçı, 5 Nisan 1994 tarihinde Seattle kentindeki evinde hayatına son vererek henüz yirmi yedi yaşında aramızdan ayrıldı.
Zorlu Çocukluk Yılları ve Nirvana'nın Doğuşu
Küçük yaşlarda anne ve babasının yollarını ayırması, geleceğin rock yıldızının ruhunda derin yaralar açtı. Garson bir anne ile otomobil tamircisi bir babanın oğlu olan Cobain, bu ayrılığın ardından içe kapandı. Yaşadığı bu büyük sarsıntı onu anti-sosyal bir çocukluğa sürükledi. Gençlik yıllarında yalnızlığını müzikle hafifletmeye çalışan genç yetenek, dönemin önde gelen rock gruplarını keşfetti.
Cobain'in müzikal vizyonunu şekillendiren başlıca gruplar şunlardı:
- Dönemin asi ve sıra dışı punk temsilcisi The Sex Pistols,
- Melankolik tınılarıyla bilinen post-punk grubu Joy Division,
- Çamurlu ve ağır gitar tonlarıyla öne çıkan The Melvins.
Lise eğitimini tamamladıktan sonra müzik yapma arzusuyla yanıp tutuşan Cobain, hayatını değiştirecek adımı atmaya karar verdi. Yakın arkadaşı Kirst Novoselic ile birlikte Olympia kentine giderek efsanevi Nirvana grubunun temellerini attılar. Ardından baterist Chad Channing de gruba katıldı.
Grunge Devrimi ve Zirve Yılları
Grup, 1988 yılından itibaren yerel kulüplerde sahne alarak müzik piyasasında adını duyurmaya başladı. Sergiledikleri hırçın performanslar ve kirli gitar tonları, dinleyiciler tarafından kısa sürede grunge olarak isimlendirildi. Takvimler 1989 yılını gösterdiğinde, grubun ilk stüdyo albümü olan Bleach dinleyicilerle buluştu. Çalışma, yeraltı müzik camiasında büyük yankı uyandırdı. Fakat grupta taşların yerine oturması gerekiyordu.
Nitekim 1990 yılında davulcu Channing'in beklenen ritim performansını sergileyememesi üzerine yollar ayrıldı. Boşalan koltuğa, grubun kaderini kökten değiştirecek olan yetenekli davulcu Dave Grohl geçti. Yeni kadrosuyla enerjisini katlayan ve tarzını oturtan Nirvana, 1991 yılında müzik dünyasında adeta bir deprem etkisi yaratacak olan Geffen Records etiketli efsanevi albümü Nevermind'ı piyasaya sürdü. Albümün çıkış parçası Smells Like Teen Spirit, müzik listelerini darmadağın ederek grubun popülaritesini zirveye taşıdı.
Dünya genelinde yaklaşık on milyon adet satan bu çalışma, Nirvana'yı bir gecede rock dünyasının en büyük ismi yaptı. Ancak henüz yirmi dört yaşındaki hassas lider Cobain, omuzlarına binen bu devasa şöhret baskısıyla başa çıkmakta zorlanıyordu. Bu yoğun baskıyı azaltmak ve içsel acılarından kaçmak amacıyla ne yazık ki eroin kullanımına yöneldi.
Fırtınalı Bir İlişki, Son Çalışmalar ve Veda
Yaşamındaki çalkantılara rağmen Cobain, Şubat 1992'de kendisi gibi rock sanatçısı olan Courtney Love ile dünya evine girdi. Çiftin bu birlikteliğinden 8 Ağustos 1992 tarihinde Frances Bean adını verdikleri kızları dünyaya geldi. Eşinin hamilelik haberini aldıktan hemen sonra kendisini saran bu ölümcül uyuşturucu bağımlılığından tamamen kurtulmak amacıyla rehabilitasyon tedavisi görmeye başlayan duyarlı müzisyenin bu samimi girişimi maalesef başarısızlıkla sonuçlandı. Sanatçı yeniden karanlık alışkanlığına geri döndü. Bu süreçte müziğe sığınarak aynı zamanda üretmeye devam etti.
Grup, 1992'de Incesticide derleme albümünü, ardından ise 1993 yılında son stüdyo albümleri olan In Utero'yu yayınladı. Ayrıca aynı yıl MTV kanalı için unutulmaz bir akustik performans sergileyen Nirvana, hemen arkasından geniş kapsamlı bir Avrupa turnesine çıktı. Fakat Cobain'in giderek ciddileşen solunum yolu problemleri nedeniyle bu turne yarım kaldı.
Tarihler 4 Mart 1994 gününü gösterdiğinde İtalya'da kaldığı otel odasında çok miktarda ağrı kesici ilacı yüksek alkollü şampanyayla birlikte tüketen Cobain, komaya girmiş vaziyette bilinci kapalı şekilde bulundu. Hastaneye kaldırılarak hayata döndürülen sanatçının bu durumu basından gizli tutulsa da tehlike çanları çalıyordu. Bu trajik olaydan tam bir ay sonra, 5 Nisan 1994'te Seattle'daki evinde av tüfeğiyle kendini vurarak yaşamına son verdi. Ölümünün ardından pek çok komplo teorisi üretilse de, bu iddiaların hiçbiri kanıtlanamadı ve olay kayıtlara intihar olarak geçti.
Arkasında bıraktığı hüzün dolu intihar mektubunda, çocukluğundan beri insanlara karşı asabiyet ve suçluluk duyduğunu itiraf ediyordu. Kendisini hassas bir Balık burcu olarak nitelendiren müzisyen, artık sahneye çıktığında Freddy Mercury gibi heyecanlanmadığını dile getirmişti. Dinleyicileri kandırmak istemediğini belirten duyarlı sanatçı, mektubunu Neil Young'ın meşhur sözüyle tamamlamıştı: "Sönüp gitmektense yanmak daha iyidir." Kızının, kendisini ölü bir rock yıldızı olarak hatırlamasını istemeyen Cobain, mektubunu ailesine olan sevgisini haykırarak bitirmişti. Kısa ve fırtınalı hayatına sığdırdığı eşsiz melodileriyle bugün hâlâ alternatif rock dünyasının temelini oluşturmaya devam etmektedir.
.jpg?width=640)