Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde kültür hayatına yön veren bürokrat ve yazar İsmail Hakkı Eldem, 1871 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Hem diplomatik temsil yeteneği hem de edebiyat dünyasındaki yayıncılık başarılarıyla tanınan bu çok yönlü şahsiyet, ömrü boyunca devlet kademelerinde önemli görevler üstlenirken bir yandan da Türk edebiyatının modernleşme sürecine çevirileri ve dergi yöneticiliğiyle katkı sağladı.
Devlet Hizmeti ve Hariciye Kariyeri
Cavid Bey ve Fatma Hanım'ın oğlu olan İsmail Hakkı, ilk eğitim adımlarını Fevziye Rüşdiyesi'nde attı. Buradaki öğreniminin ardından Mülkiye Mektebi'ne kaydolarak yükseköğrenimini 1889 senesinde tamamladı. Genç mezun, mezuniyetten iki yıl sonra Hariciye Nezareti bünyesindeki Şehbenderlik İşleri Kaleminde göreve başladı. İş hayatındaki disiplini sayesinde kısa sürede dikkat çeken memur, daire içinde hızla yükseldi. Sorumluluk bilinciyle çalışarak 1895'te ikinci mümeyyizlik makamına atandı. Ardından 1897'de serhalife, 1899'da ise müdür muavini oldu. Bürokrasi basamaklarını memuriyette gösterdiği üstün gayret ve disiplinle hızla tırmanan devlet adamı, 1908 senesinde nihayet aynı dairenin müdürlük makamına atanarak kariyerinde önemli bir başarıya imza attı.
İkinci Meşrutiyet'in ilanı, yazarın kariyerinde yeni bir sayfa açtı. İkinci Meşrutiyet'in ilanının ardından dış göreve atanan bürokrat, 1908 yılında Marsilya'ya başkonsolos olarak tayin edildi. Birinci Dünya Savaşı'nın son dönemlerinde, 1918 yılında ise Münih başkonsolosluğu görevine atanarak burada hizmet verdi. Ancak siyasi rüzgarların değişmesiyle 1919'da Damat Ferit Paşa'nın kurduğu ikinci hükümet tarafından görevinden uzaklaştırıldı. Hükümet değişikliği sonrası yurda dönen bürokrat, 1925 yılında kendi arzusuyla Hariciye kadrosundan emekliye ayrıldı. Emekli olduktan sonra da çalışmayı sürdürdü. Bu süreçte özel sektöre yöneldi. Özel sektörde faaliyet gösteren Üsküdar ve Kadıköy Su Şirketi'nde yetkili temsilci olarak çalıştı. Takvimler 1938 yılını gösterdiğinde ise söz konusu su şirketinin İstanbul Belediyesi bünyesine devredilmesi çalışmalarını bizzat yürüttü.
Edebi Hayatı ve Mektep Dergisi Dönemi
Edebiyata olan tutkusu henüz öğrencilik yıllarında filizlenen yazar, ilk yazı denemelerini 1886 senesinde Mülkiye Mektebi sıralarındayken kaleme aldı. Genç yaşta başladığı yazı faaliyetlerini Nahl-i Emel (Ülkü Fidanı) dergisinde yayımladığı makalelerle sürdürdü. programının ardından dönemin önemli yayınlarından Mektep dergisinde şiirleri, edebi incelemeleri, tercümeleri ve farklı konulardaki yazılarıyla adından söz ettirmeyi başardı. İsmail Hakkı, edebiyat dünyasındaki bu aktif rolünü daha da ileriye taşıyarak 1891 ile 1894 yılları arasında Mektep dergisinin başyazarlık (başmuharrirlik) sorumluluğunu üstlendi. Onun bu yönetim dönemi, Türk edebiyat tarihi açısından adeta bir dönüm noktası oldu. Çünkü dergi, onun idaresinde ileride Servet-i Fünûn adıyla anılacak edebi topluluğun temel çekirdeğini ve buluşma zeminini oluşturdu. Edebiyatı yenileştirmeyi hedefleyen genç isimleri bir araya getiren yazar; Halid Ziya, Mehmet Rauf, Necip Asım, Cenap Şahabettin, Hüseyin Siret ve Velet Çelebi gibi dönemin parlayan yeteneklerinin dergiye destek vermesini sağladı.
Edebi üretimini çeşitlendiren sanatçı, 1891 yılında şiir, biyografi ve inceleme alanlarında telif kitaplar yayımladı. Sanatçı, 1895 senesinden sonra edebi çalışmalarında çeviri faaliyetlerine ağırlık vererek Batı dünyasının önde gelen edebiyatçılarının eserlerini dilimize kazandırma hususunda büyük bir çaba sarf etti. Dönemin kültür dünyasında ses getiren ve yazarın Batı yazınını yakından takip ettiğini gösteren çeviri çalışmaları şunlardır:
- Müntabahât-ı Terâcim-i Meşâhir (1890)
- İki Hakikat (1894)
- Talihsiz (1894)
- Rafael (Raphael) (1896)
- Elem Çiçekleri (1927)
Batı'nın edebi birikimini Osmanlı okuruna aktaran yazar, özellikle bu çevirileriyle Türk tercüme tarihine adını yazdırdı.
Ailesi ve Köklü Soyu
İsmail Hakkı Eldem'in aile bağları, Osmanlı'nın ve Cumhuriyet'in kültür-sanat tarihine damga vurmuş isimlerle kesişmektedir. Döneminde "Deli Corci" lakabıyla tanınan eski sadrazamlardan İbrahim Edhem Paşa'nın torunu ve meşhur ressam Osman Hamdi Bey'in yeğeni Azize Hanım ile hayatını birleştiren İsmail Hakkı Eldem'in bu evlilikten dört çocuğu oldu. Çocukları Sadi, Sedad, Vedad ve Galibe aile mirasını farklı kulvarlarda başarıyla sürdürdü. Büyük oğlu Sadi Eldem, tıpkı babasının izinden giderek diplomasi mesleğini seçti ve dışişlerinde kariyer yaptı. Diğer oğlu Sedad Hakkı Eldem ise Cumhuriyet döneminin en yetkin ve en meşhur mimarlarından biri olarak Türk mimarlık tarihine altın harflerle geçti. Kızı Galibe Hanım ise dönemin mühim siyasetçilerinden Fethi Okyar ile hayatını birleştirdi.
Hayatının son dönemlerini İstanbul'da geçiren İsmail Hakkı Eldem, 13 Mart 1944 tarihinde bu şehirde yaşama gözlerini yumdu. Cenazesi, yapılan törenin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi. Hem diplomatik hizmetleri hem de Türk edebiyatında yeni bir neslin yetişmesindeki öncülüğüyle anılan yazar, geride zengin bir edebi miras ve köklü bir aile bıraktı.
