Ankara'da 1964 yılında dünyaya gelen İmer Demirer, müzik yaşamına 1976'da İstanbul Devlet Konservatuvarı'nda trompet bölümünde adım atarak, caz müziğine uzanan uzun soluklu kariyerine resmi olarak başladı. Yeteneği ve çalışkanlığıyla Türk caz sahnesinin en önemli nefesli çalgı ustalarından biri haline geldi. İstanbul Devlet Konservatuvarı'nda başlayan bu serüven, sanatçının caz müziğine duyduğu büyük tutkuyla birleşti. Ülkemizi uluslararası platformlarda başarıyla temsil eden sanatçı, trompet tınılarıyla cazseverlerin hafızasında derin izler bıraktı.
Konservatuvardan Caz Sahnesine Uzanan Yolculuk
Sanatçı, konservatuvarda Gökmen Ahmet Noyan ile on bir yıl boyunca kesintisiz çalıştı. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan 1987 yılında mezun oldu. Eğitim hayatı sürerken, 1980'lerin ortasında caz dünyasının önemli isimleriyle tanıştı. Cem Aksel, İlkin Deniz ve Can Ayer gibi müzisyenlerle yaptığı çalışmalar onun caza olan ilgisini pekiştirdi.
İlk doğaçlama kayıtlarını Çekirdek Sanat Evi bünyesinde gerçekleştiren Demirer, profesyonel kariyerine hızlı bir giriş yaptı. Ali Perret tarafından kurulan İstanbul Caz Dörtlüsü kadrosuna 1986 yılında dahil oldu. Bu toplulukla birlikte Romanya'da düzenlenen Sibiu Caz Festivali'nde sahne alarak yurt dışı deneyimi kazandı. Kısa süre sonra grubun albüm kayıtlarında da enstrümanını çaldı.
Radyo Orkestrası ve Big Band Deneyimi
Mezuniyetinin ardından farklı caz kulüplerinde ve festivallerde performanslar sergileyen trompetçi, 1989 yılında dönüm noktalarından birini yaşadı. Süheyl Denizci'nin kuruculuğunu üstlendiği TRT İstanbul Radyosu Caz Orkestrası'na katıldı. Bu büyük topluluk bünyesinde çok sayıda konserde ve stüdyo kaydında yer alarak büyük orkestra müziği konusundaki bilgisini geliştirdi.
TRT'yi temsilen, Avrupa Yayın Birliği tarafından hayata geçirilen EBU Caz Orkestrası'nda defalarca görev üstlendi. Müzikal yolculuğu esnasında değerli eğitimci Emin Fındıkoğlu ile yolları kesişti. Fındıkoğlu'nun hayata geçirdiği Detant ve Euphony isimli müzik gruplarında aktif roller üstlendi.
Kariyeri boyunca yerli ve yabancı pek çok önemli caz sanatçısıyla iş birliği yaptı. Erol Pekcan aracılığıyla daha eski kuşaktan efsane isimlerle tanışma fırsatı yakaladı. Demirer, müzikal birikimini hem sahnede hem de stüdyoda paylaşarak Türkiye'de cazın gelişimine katkıda bulundu.
Birlikte çalıştığı isimlerden bazıları şunlardır:
- Erol Pekcan, Selçuk Sun, Tuna Ötenel, Neşet Ruacan, Elvan Aracı ve Aydın Esen gibi Türk cazının öncüleri.
- Eski kuşaktan Hrant Lusigyan, Maffy Falay ve Cüneyt Sermet gibi ustalar.
- İstanbul'da ortak projeler yürüttüğü Ari Honig, Aaron Goldberg, Orrin Ewans, Ricky Ford ve Lawrence "Butch" Morris gibi uluslararası isimler.
Eğitimcilik Yılları ve Solo Albüm Başarısı
Sanatçı, 1988 yılında caz solisti Ayşe Gencer ile evlendi ve eşinin 2011'de çıkan But Beautiful albümünde trompetiyle yer aldı. Performans kariyerinin yanı sıra akademik alana da yönelen Demirer, 1998'de İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Burada 2004 yılına kadar ensemble ve trompet dersleri vererek yeni nesil müzisyenlerin yetişmesine katkı sağladı.
Birçok albüm çalışmasına grup üyesi olarak son derece değerli katkılar sunan yetenekli trompet sanatçısı, uzun süredir üzerinde çalıştığı ilk solo albümünü Pozitif Müzik etiketiyle 2009 senesinde müzikseverlerin beğenisine sundu. Pozitif Müzik etiketiyle çıkan You, Me & Char adlı albümde kendisine davulda Cem Aksel, piyanoda Serkan Özyılmaz ve kontrbasta Matt Hall eşlik etti. Bu albüm, Demirer'in besteci ve lider kimliğini gözler önüne serdi.
Uluslararası düzeydeki saygınlığını 2013 yılında bir kez daha kanıtlayan sanatçı, İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Caz Günü etkinliğinde sahne aldı. UNESCO, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Thelonious Monk Caz Enstitüsü ve İKSV ortaklığıyla organize edilen bu prestijli gecede, dünyanın en seçkin caz müzisyenleriyle aynı kadroyu paylaştı. Bu tarihi performans, sanatçının kariyerinin en parlak sayfalarından biri olarak kayıtlara geçti.
