Hasan Hulusi Kutluğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1. Dönemi'nde Karahisar-ı Sahib milletvekili olarak görev yapmış Samsun kökenli bir Türk siyasetçidir. Kendisi aynı zamanda Kurtuluş Savaşı döneminde parlamentoda üstlendiği aktif yasama faaliyetleriyle tanınan bir devlet adamıdır. Özellikle ordu yönetiminin hükûmet teşkilatındaki yeri üzerine yaptığı radikal teklif ve meclis içi muhalif duruşuyla tarihe geçmiştir. 6 Mayıs 1948 tarihindeki ölümüne kadar uzanan yaşamında, meclis kürsüsünde yaptığı ateşli savunmalarıyla bilinen bir isimdir. Savaşın seyrini etkileyecek askeri kararların meclis tartışmalarından uzak tutulması amacıyla yürütülen yapısal düzenleme tartışmalarına doğrudan öncülük etmiştir.
Karahisar-ı Sahib Milletvekilliği ve Siyasi Hayatı
Samsun doğumlu Hulusi Bey, TBMM'nin ilk kurulduğu dönemde Afyonkarahisar bölgesini temsil etmek üzere Karahisar-ı Sahib milletvekili seçilmiştir. Milletvekili olarak meclise katılan Hulusi Bey, milli mücadele döneminde kurulan yeni devlet yapısının yasal zeminini oluşturma sürecinde önemli vazifeler almıştir. Ayrıca meclis tutanaklarında adı sıkça geçen aktif vekillerden biri olmuştur. Kendisi, ülkenin en kritik dönemlerinden birinde yasama faaliyetlerinde etkin şekilde rol üstlenmiştir.
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Üzerine Tarihi Tartışma
TBMM kayıtlarında Hulusi Kutluoğlu ismine en belirgin biçimde Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti'nin hükümet yapısından çıkarılmasına dair görüşmelerde rastlanır. Bu süreçte Lazistan vekili Ziya Hurşit Bey teklif sunmuştur. Sunulan takrir askeri komutanlığın hızlı karar alabilmesini ve siyasi polemiklerden uzak kalmasını hedefliyordu. Oldukça ilginç olan bu fikri meclis kürsüsünde ilk dillendiren kişi Karahisar-ı Sahib Milletvekili Hulusi Bey olmuştur. Hulusi Bey, meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada dönemin Meclis İkinci Başkanı Celalettin Arif Bey'in iddialarına atıfta bulunmuştur. C. Arif Bey, Erkan-ı Harbiye Reisliği makamı hakkında genel kurulca alınmış bir karar olduğunu savunmaktaydı. C. Arif Bey, bu tezine delil olarak Mustafa Kemal Paşa'nın Erkan-ı Harbiye-i Umumiye makamı için bizzat teklif ettiği adayın genel kurul tarafından doğrudan doğruya onaylanıp kabul edilmiş olmasını gösteriyordu.
Ancak Hulusi Bey bu argümana şiddetle karşı çıkmıştır. Yapılan atamanın Erkan-ı Harbiye-i Umumiye'nin kabineye dahil edileceği anlamına gelmeyeceğini savunmuştur. Milletvekili Hulusi Bey, Müdafaa-i Milliye Vekaleti ile Genel Kurmay'ın ayrılması amaçlanıyorsa buna onay verilebileceğini ifade etmiştir. Ancak bu ayrım yapıldığında Milli Savunma Vekili'nin sadece iaşe, giyim ve teçhizat işleriyle mi meşgul olacağı sorusunun gündeme geleceğini ve bu durumun idari sıkıntılara yol açabileceğini ifade etmiştir.
Mustafa Kemal Paşa ile Fikir Ayrılığı
Hulusi Bey konuşmasının sonunda Genel Kurmay'ın hükümet içinde bağımsız bir bakanlık olarak yer almaması gerektiğini söylemiştir. Bu konudaki alternatif önerilerini sıralıştır:
- Erkan-ı Harbiye-i Umumiye hükümet içerisinde müstakil bir şekilde temsil edilmemelidir.
- Bu kurum ya doğrudan doğruya Müdafaa-i Milliye Vekaleti bünyesine dahil edilmelidir.
- Veyahut Büyük Millet Meclisi'ne karşı sorumlu kılınmak şartıyla bağımsız bir yapıda tutulmalıdır.
Kutluoğlu'na meclis kürsüsünden bizzat Mustafa Kemal Paşa yanıt vermıştir. Paşa, bu bakanlığın Osmanlı Harbiye Nezareti karşılığı olduğunu belirtmiştir. Bu nezaretin asıl işinin ordunun iaşe, kıyafet ve teçhizatını sağlamak olduğunu anlatmıştır. Bakanlığın asli görevleri arasında askeri sevk, idare ve komuta yetkisi bulunmadığını vurgulamıştır. Ancak eski Harbiye Nazırlarının tarih boyunca komutayı da ellerinde tutmaktan hoşlandıklarını dile getirmiştir. Paşa, Enver Paşa döneminde olduğu gibi bazen iki görevin tek kişide birleştiğini de eklemiştir.
Mustafa Kemal Paşa, Batı ülkelerindeki örneklerde olduğu gibi askeri eğitim, düzen ve savaş faaliyetleriyle ilgilenen Genel Kurmay'ın bağımsız tutularak doğrudan devlet başkanına bağlandığını açıklamıştır. Yeni yönetim modelinde ise idari yetkiyi doğrudan Büyük Millet Meclisi üstlendiği için bu makamın müstakil bırakılarak meclise sorumlu kılınmasının en uygun çözüm olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca bu makamın görev sahasıyla ilgili meselelerde icra organının diğer üyeleriyle fikir alışverişinde bulunmasının yerinde olacağını belirtmiştir. Erkan-ı Harbiye'nin meclise bağlı çalışmasının mevcut şartlara uygun olduğunu, siyaseten düşürülmesinin bir sakınca doğurmayacağını da ifade etmiştir. Bu tarihi polemik, Hulusi Bey'in birinci meclisteki muhalif grupta yer aldığını net şekilde ortaya koymaktadır.