Romantik klasik müzik dünyasının en sıra dışı bestecilerinden olan Hector Berlioz, 11 Aralık 1803'te Güney Fransa'nın La Coté-Saint Andre kasabasında dünyaya geldi. Tıp eğitimini yarıda bırakarak müziğin büyüleyici dünyasına adım atan ünlü besteci, çocukluğunda tek bir piyanonun bile bulunmadığı kasabasından çıkıp "Fantastik Senfoni" gibi devrimsel şaheserlerle müzik tarihini kökten değiştirmeyi başarmıştı. Doktor babasının tüm engellemelerine rağmen sanat aşkının peşinden giderek orkestrasyonun sınırlarını yeniden çizdi.
Tıbbı Bırakıp Melodilere Sığınan Bir Deha
Genç Berlioz'un melodi dolu yolculuğu 1809 yılında ilkokula girmesiyle hız kazandı. Okulda söylediği şarkılarla kısa sürede herkesin sevgisini kazandı. Müzik sevgisi günden güne büyüyordu. Sınıf öğretmeninden flüt, piyano ve gitar öğrenirken, okul müdüründen ilk keman derslerini almaya başladı. Henüz 12 yaşındayken flüt, keman, viyola ve şarkılar için küçük parçalar tasarlıyordu. Ancak babası oğlunun hekim olmasını istiyordu. Bu yüzden 1819 yılında liseyi bitiren Berlioz'u hemen tıp eğitimine yönlendirdi. Böylece genç Hector, 1821 yılında Paris Tıp Fakültesi bünyesine katıldı. Fakat genç adamın kalbi sadece konservatuvar sahnesinde atıyordu. Dersleri asıp gizlice konserlere gidiyor, Gluck'un operaları ve Beethoven'ın senfonileriyle büyüleniyordu. Müziğe olan bu durdurulamaz ilgisi ve üstün yeteneği sayesinde 1822'de Paris Konservatuvarı öğretim üyesi J.F. Lesueur ile yolları kesişti ve ondan özel dersler aldı. Tıp okulunu 1824 yılında bitirip diplomasını alsa da hekimlik mesleğini bir daha yapmamak üzere tamamen terk etti.
Roma Ödülü Sınavları ve Fantastik Senfoni
Kendini tamamen notalara adayan Berlioz, 1826 senesinde ünlü Büyük Roma Ödülü yarışmasına katılmaya karar verdi. Ne var ki bu ilk denemesinde daha ilk elemelerde elenerek büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Pes etmeyerek hemen Paris Konservatuvarı'na kaydını yaptırdı. Burada değerli öğretmen Anton Reicha eşliğinde kontrpuan ve armoni dersleri almaya başladı. Bir yıl sonra Les Francs-Juges adını taşıyan operasıyla ödülü tekrar kovaladı. Yarışma jürisi eseri yine başarısız buldu. Yılmayan sanatçı, 1828 yılındaki denemesinde bestelediği kantatla nihayet ikincilik derecesini elde etmeyi başardı. Tarih yaprakları 1830 yılını gösterdiğinde hem onu tüm dünyaya tanıtacak olan beş bölümlü başyapıtı Fantastik Senfoni'yi tamamladı hem de Sardanapale kantatıyla dördüncü kez katıldığı Büyük Roma Ödülü'ünü kazanarak zirveye ulaştı. Bu zafer sayesinde Roma'da üç yıl boyunca özgürce çalışma hakkına sahip oldu. Roma'da geçirdiği bu verimli günlerde Kral Lear, Rob Roy ve Lelio ya da Yaşama Dönüş uvertürlerini tamamladı.
Aşkın ve Hüzünlü Notaların Hayat Hikayesi
Besteci, 1832 yılının kasım ayında Paris'e geri döndü. Fantastik Senfoni ve Lelio eserlerinin birlikte çalındığı devasa konserin ardından büyük bir üne kavuştu. Bu süreçte aşka da yelken açtı. Ailelerinin tüm itirazlarına kulak tıkayarak 1833 senesinde aktris Harriet ile evlendi. Ancak bu evlilik kısa sürede şiddetli geçimsizlik nedeniyle sona erdi. Yaşadığı bu ayrılık acısını işine yansıtarak muazzam bir enerjiyle üretmeye devam etti. Böylece 1834 yılında ünlü virtüöz Paganini için viyola ve orkestra eşliğinde seslendirilecek olan Harold İtalya'da eserini yazdı. Gazetecilik yönü de oldukça güçlüydü. Müziğin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla 1836'dan itibaren beş ayrı yayında müzik yazarlığı yaparken, 1838 senesinde Paris sahnesinde izleyiciyle buluşturduğu üç perdelik Benvenuto Cellini operası ilk başlarda hiç anlaşılamadı. Bu şanssız opera ancak 1852 yılında Franz Liszt'in usta yönetimi sayesinde dünya sahnelerinin vazgeçilmezi haline gelebildi. Sanatçı aynı zamanda 1840 yılındaki siyasal çalkantılar sırasında hükümetin siparişiyle Yas ve Zafer Senfonisi'ni besteledi. Turnelerle geçen yıllarda Belçika, Almanya, Avusturya, Rusya, Çekoslovakya ve Macaristan gibi ülkeleri karış karış gezdi. Ayrıca 1844 yılında müzik tarihinin en değerli öğretilerinden olan Büyük Modern Çalgılama ve Orkestralama kitabını neşretti. Yalnızlığa dayanamayan besteci, uzun süredir hayatında olan İspanyol piyanist Marien Recio ile evlendi. 1858'de Truvalılar ve 1861'de Truvalılar Kartaca'da eserlerini sahneye koydu. Daha sonra sakin bir suskunluk dönemine girdi. Bu sessizliği İsa'nın Çocukluğu oratoryosu ve Beatrice et Benedict operalarıyla bozdu. Hayatı boyunca anne, baba, kız kardeş ve her iki eşinin kaybıyla sarsılan Berlioz, en büyük darbeyi 1865'te oğlunun vefatıyla aldı. Havana'da hayatını kaybeden deniz yüzbaşısı oğlunun tarifsiz acısıyla sarsılan ve ardından Monaco ile Nice seyahatlerinde düşüp bacağını inciten yaşlı besteci, Paris'e dündüğünde yatağa düşerek ağır bir hastalığa yakalandı. Takvimler 8 Mart 1869'u gösterirken 65 yaşında ebediyete intikal etti.
Sanatçının müzik tarihine bıraktığı en önemli eserler şu şekildedir:
- Yunan Devrimi Üzerine Kahramanlık Sahneleri
- Kleopatra
- Sardanapal'ın Son Gecesi
- Requiem
- Te Deum
- Faust'un Sekiz Sahnesi
- Les Francs-Juges
- Korsan
- Romeo ve Juliet
