Türk sahne sanatlarının temellerini atan efsanevi aktör Hâzım Körmükçü, 1 Ocak 1898 tarihinde İstanbul'un tarihi semti Beyoğlu'nda dünyaya gözlerini açtı. Ülkemizin tiyatro ve sinema tarihindeki ilk öncülerden biri olan sanatçı, ömrünü sanata adayarak Darülbedayi sahnesinde unutulmaz eserlere can verdi. Gerçek adı Kâzım olan Körmükçü, dönemin kültürel ikliminde tiyatro sevgisiyle yoğrulurken, oyunculuktaki benzersiz dehasıyla izleyicilerin kalbinde silinmez bir yer edindi.
Müzikle Yoğrulan Gençlik Yılları ve Karagöz Tutkusu
Sanatçının babası, dönemin askeri bandosu Mızıka-yı Hümayun bünyesinde solfej öğretmenliği yapan Ali Bey idi. Babasının bu mesleği sayesinde küçük yaşlardan itibaren müzikle iç içe büyüme şansını buldu. Evdeki bu sanatsal atmosfer, genç Hâzım'ın birçok müzik enstrümanını ustalıkla çalabilen çok yönlü bir müzisyen haline gelmesini sağladı. Eğitim hayatını Şemsülmekatip ve Kabataş İdadisinde başarıyla tamamlayan genç yetenek, okul yıllarının ardından memuriyet hayatına adım attı. Belediye Meclisinde zabıt kâtibi olarak çalışmaya başlayan Körmükçü, rutin iş yaşamının ortasında tiyatro sanatına olan ilgisini keşfetmeye başladı. Tam da bu süreçte, geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli dallarından biri olan Karagöz oynatma sanatını da öğrendi. Hayatının sonuna kadar amatör ruhla bu geleneksel gölge oyununu yaşatmak için çabaladı ve Karagöz oynatmaktan hiç vazgeçmedi.
Darülbedayi Sahnesinden Beyaz Perdeye Uzanan Yol
Tiyatro tutkusunun peşinden gitmeye karar veren Hâzım Körmükçü, profesyonel adımlarını Benliyan Tiyatro Kumpanyası'nda yardımcı oyuncu olarak atmaya başladı. Burada edindiği sahne tecrübesinin ardından, 1917 yılında yakın dostu Vasfi Rıza Zobu ile birlikte Darülbedayi ailesine katıldı. Sahneye çıktığı ilk dönemlerde oynadığı \"Kayseri Gülleri\" isimli oyundaki \"Yanko\" karakteriyle olağanüstü bir başarı elde etti. Bu performansı, onun geniş kitleler tarafından tanınmasını ve büyük bir üne kavuşmasını sağladı. Sanat yaşamı boyunca Ferah Tiyatrosu, Râşit Rıza Topluluğu ve Millî Tiyatro gibi prestijli topluluklarda görev alan sanatçı, çok sayıda operette de başrolleri üstlendi. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte sanata verilen değerin arttığı o dönemde, Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile şahsen tanışma şerefine de nail oldu.
Sinemaya olan geçişi ise 1932 yapımı \"Kaçakçılar\" filmi ile gerçekleşti ve bu yapım onun beyaz perdedeki ilk oyunculuk deneyimi oldu. Sinemamızın kurucu yönetmenlerinden Muhsin Ertuğrul'un çektiği filmlerin büyük bir bölümünde yer alarak sinema oyunculuğunda da rüştünü ispatladı. Kameraların ardına geçmekten de çekinmeyen sanatçı, 1933 yılında \"Yeni Karagöz\" filminin senaryosunu kaleme aldı ve bu filmin yönetmenlik koltuğuna oturdu. Hayatın zorluklarına göğüs geren efsane aktör, bir dönem geçimini sağlamak amacıyla Millî Piyango bileti satıcılığı da yaptı.
Erken Veda ve Yaşayan Sanat Mirası
Büyük usta, henüz 46 yaşındayken, 1 Nisan 1944 tarihinde İstanbul'da yakalandığı zatürre hastalığı sebebiyle hayata veda etti. Onun ani kaybı, tüm ülkeyi ve sanat camiasını derin bir yasa boğdu. İstanbul Şehir Tiyatroları, büyük sanatçının hatırasına duyduğu saygı nedeniyle perdelerini iki gün boyunca tamamen kapatarak yas tuttu. İstanbul'da düzenlenen cenaze törenine, sanatçıya olan büyük sevgiyi gösteren 5.000'i aşkın hayranı katılarak onu son yolculuğuna uğurladı.
Ancak Körmükçü soyadı sahnelere veda etmedi. Sanatçının soyundan gelen yeni nesiller, onun başlattığı bu tiyatro meşalesini başarıyla taşımaya devam etti. Oğullarından Settar Körmükçü babasının izinden giderek oyunculuk mesleğini seçti. Diğer oğlu Metin Körmükçü ise yarış atı antrenörlüğü yapmayı tercih etti. Metin'in kızı olan torun Hikmet Körmükçü de ailenin oyunculuk geleneğini sürdüren başarılı isimlerden biri oldu. Sanatçının bir diğer oğlu Okay Körmükçü film yapım sonrası süreçlerinde çalışırken, Okay'ın çocukları olan Pelin Körmükçü ile dedesiyle aynı adı taşıyan Hazım Körmükçü günümüz Türk tiyatro ve televizyon dünyasının tanınan oyuncuları arasında yer almaktadır.