İngiltere'nin Durham County kentinde 14 Temmuz 1868'de doğan Gertrude Margaret Lowthian Bell, arkeolog kimliği altında yürüttüğü casusluk faaliyetleriyle Ortadoğu coğrafyasını şekillendiren en nüfuzlu İngiliz istihbaratçılarındandır. Oxford Üniversitesi'nde tarih okuyan ve buradan birincilikle mezun olan ilk kadın unvanını kazanan yazar, 12 Temmuz 1926'da Bağdat'ta yaşamına son verene dek Osmanlı topraklarında çalışmış ve modern Irak'ın sınırlarını bizzat belirlemiştir.
Sıra Dışı Bir Eğitim Hayatı ve Çöl Tutkusu
Sir Thomas Hugh Bell ile Mary Shield Bell'in kızı olan Gertrude, üç yaşındayken annesini kaybetti. Babası daha sonra seçkin bir aileden gelen oyun yazarı Florence Oliffe ile evlendi. Londra'da eğitimini tamamlayan Bell, tarih, coğrafya ve arkeoloji alanlarında uzmanlaşmak üzere Oxford Üniversitesi bünyesindeki Lady Margaret Hall ve Queen's College'da okudu. Bu kurumlardaki eğitimini birincilik derecesiyle tamamlayan ilk kadın oldu. 1892'de Tahran'da elçi olan amcasının yanına giden yazar, 1897-1898 ve 1902-1903 yıllarında iki kez dünya turuna çıktı. Dağcılık tutkusuyla 1902'de Alplerin en yüksek noktasına tırmanırken ekibiyle fırtınaya yakalandı. Bellerindeki halatla birbirlerine bağlı üç kişi dik yamaçta 53 saat boyunca sallandı. Bell'in sarsılmaz dirayeti sayesinde tüm ekip sağ kurtuldu ve o zirveye 'Gertrude Tepesi' adı verildi.
Ortadoğu'ya ilgisi, 1899'da Arapçasını ilerletmesi için Kudüs'e gönderilmesiyle başladı. Çöl yaşamına büyük ilgi duyan Bell, batılılara çöl hayatını anlatan yazılar yazdı. Bölge halkı ona Çölün Kızı ve Irak'ın Taçsız Kraliçesi lakaplarını taktı. Arap arkeolojik mekânlarının haritalarını çizip bastırarak saygın bir arkeolog olarak kabul gördü. İranlı şair Şirazlı Hafız'ın Divan'ını İngilizceye çevirerek yayımladı. Henüz yirmi beş yaşındayken ana dili İngilizce dışında şu dilleri ileri derecede akıcı konuşabiliyordu:
- Arapça
- Türkçe
- Farsça
- Fransızca
- Almanca
- İtalyanca
- Çince
- Japonca
Konya'da Başlayan Aşk ve İstihbarat Ağı
Mart 1907'de arkeolog William Ramsay ile Anadolu'ya gelen Bell, Konya'daki kiliseleri incelerken hayatının aşkıyla tanıştı. İngiliz Askeri Konsolosu Binbaşı Dick Doghty-Willie ile evli olmasına rağmen gizli mektuplarla süren fırtınalı bir ilişki yaşadı. Binbaşının 1915'te Çanakkale Savaşı'nda bir Türk askeri tarafından vurulmasıyla sarsılan Bell'in bu olaydan sonra Türklerden nefret etmeye başladığı iddia edilir.
Ocak 1909'da Mezopotamya'ya geçen yazar, Geç Hitit dönemi merkezi Karkamış'ta kazılar yaptı ve Babil antik kentini inceledi. Bell, arkeolog sıfatını kullanarak İngiltere'nin gizli istihbarat teşkilatına hizmet ediyordu. Osmanlı topraklarını adım adım gezerek insanların ve coğrafyanın fotoğraflarını çekip raporladı. I. Dünya Savaşı başlayınca tamamen casusluğa odaklanan Bell, Kahire'deki Arap Bürosu'na atandı. Görevi, Arapları Osmanlı idaresine karşı kışkırtarak isyanı büyütmekti. Leonard Woolley'in asistanı olarak çalışan meşhur ajan Lawrence da onun emrindeydi. Gertrude, Lawrence'ın 'Arabistanlı Lawrence' olmasını sağlayan stratejileri planladı. Bölgedeki Arap kabilelerini raporlayarak askeri harekâtlara zemin hazırladı. Osmanlı, bu ihanetler neticesinde Şam ve Halep'i kaybederek 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzalamak zorunda kaldı. Bell ise bu hizmetlerinden ötürü Üstün Başarı Nişanı aldı.
Irak'ın Sınırlarını Çizen Cetvel
Savaş bittiğinde Bağdat ve Basra'ya siyasi memur atanan Bell, 1919 Paris Barış Konferansı'na katıldı. 1920'de Winston Churchill'in desteğiyle İngiltere'nin 'Orta-Şark Sekreteri' oldu. Bu sğata sahip olarak 1921 Kahire Konferansı'nı organize etti ve Irak'ın sınırlarını masa başında cetvelle bizzat çizdi. İngiliz güdümündeki yeni devletin başına Şerif Hüseyin'in oğlu I. Faysal'ı kral olarak yerleştirdi.
Siyasi misyonunu tamamladıktan sonra arkeolojiye dönen Bell, Irak Eski Eserler Umum Müdürü oldu. Dört yıl uğraşarak 1926'da Bağdat Müzesi'ni kurdu. Ancak hiç evlenmeyen ve ömrünü adadığı Ortadoğu topraklarında yalnız kalan bu hırslı kadın, 12 Temmuz 1926'da Bağdat'ta aşırı dozda uyku ilacı alarak 58 yaşında yaşamına son verdi. Cenazesi Bağdat'taki İngiliz mezarlığına defnedildi. Mirasını arkeoloji merkezi kurulması için başışlarken, arşivlerini Newcastle Üniversitesi'ne bıraktı. Hayatı, 2015 yapımı 'Çöl Kraliçesi' filminde Nicole Kidman tarafından canlandırıldı.
