Fransız sinemasının en güçlü aktörlerinden Gerard Depardieu, 27 Aralık 1948 tarihinde Fransa'nın Châteauroux kentinde, altı çocuklu bir ailenin üçüncü evladı olarak dünyaya gözlerini açtı. Tam adı Gerard Depardieu Xavier Marcel'dır. Annesi Jeanne Josèphe Éliette, babası ise René Maxime Lionel Depardieu olan ünlü sanatçı, çocukluk ve gençlik yıllarında pek çok sosyal ve ekonomik zorlukla tek başına mücadele etmek zorunda kaldı. Konuşma bozukluğu sebebiyle okulda yaşadığı sıkıntılar, onun dengesiz ve uyumsuz bir çocuk olarak adlandırılmasına yol açtı. Konuşma güçlüğu nedeniyle çevresi tarafından dışlanan ve dengesiz bir çocuk olarak görülen Depardieu, henüz 12 yaşındayken ailesinden ayrılarak evden kaçtı. Ailesinden uzakta, sokakların getirdiği tüm tehlikelerle baş başa kalarak hayatta kalma mücadelesi verdi. Gençlik yıllarında Michelle ve Irène ismindeki iki fahişeyle yaşayarak sokakların sert koşullarıyla tanıştı ve bu süreçte ufak tefek suçlara da bulaştı. Ufak tefek hırsızlıklar ve suçlar da bu yaşama eklenince, genç Depardieu bir süre hapishanede yatmak zorunda kaldı. Hapisten 16 yaşında çıkan Depardieu, 1964 yılında geleceğini yeniden inşa etmek üzere büyük umutlarla Paris'in yolunu tuttu. Paris'te izlediği Moliere oyunu kararını kesinleştirdi. Bu oyun onun için dönüm noktası oldu.
Châteauroux'dan Paris Sahnelerine Uzanan Çalkantılı Yolculuk
Théâtre National Populaire bünyesindeki ücretsiz eğitimlere katılarak tiyatro dünyasına adım atan genç yetenek, burada kendisini hızla geliştirdi. Sahne kariyerinin ilk yıllarında Israel Horowitz, Marguerite Duras, Peter Hanke ve Moliere gibi usta yazarların eserlerinde boy gösterdi. Tiyatro sahnelerinde on beşten fazla oyunda başarıyla rol üstlenen Depardieu, sinema dünyasındaki asıl çıkışını 1973 senesinde gerçekleştirdi. Bertrand Blier tarafından yönetilen 1973 yapımı Les Valseuses filmindeki rolüyle adını geniş kitlelere duyurmayı başardı. Bu çarpıcı yapım, Fransız sinema kültüründe yepyeni bir başkaldıran kahraman modeli yaratırken genç oyuncunun popülaritesini de inanılmaz derecede artırdı. Bu başarının ardından gelen yıllarda Fransız sinemasının en önemli yönetmenleriyle ardı ardına çalışma fırsatı yakaladı. 1974 yılında Claude Sautet'nin 'Vincent, François, Paul and the Others' ve Claude Goretta'nın 'Pas si méchant que ça' filmlerinde rol aldı. 1976 yılına gelindiğinde ise Barbet Schroeder imzalı 'Metres', Bernardo Bertolucci'nin efsanevi '1900' ve Marco Ferreri'nin yönettiği 'Son Kadın' gibi büyük yapımlarda rol alarak adını dünya sinema tarihine altın harflerle yazdırdı. Ardından 1977 yılında 'Maymun Düşü' filminde başroldeydi. Sanatçı bu verimli dönemde 'Şebeke' ve 'Ona Sevdiğimi Söyleyin' gibi ses getiren filmlere de imza attı.
Fransız Sinemasının Zirvesi ve Küresel Başarılar
1980'li yıllara gelindiğinde Fransa'nın en çok aranan ve en saygın aktörlerinden biri haline gelmeyi başardı. Oynadığı dramatik karakterlerin yanı sıra sergilediği komedi performansları da izleyicilerden tam not aldı. Ünlü komedyen Pierre Richard ile birlikte başrollerini paylaştığı La Chèvre, Les Compères ve Les Fugitifs filmleri, tüm ülkede gişe rekorları kırdı. Bu yapımlar onun popülaritesini tüm dünyaya yaydı. Sanat hayatını prestijli ödüllerle taçlandıran aktör, 1980 yapımı 'Son Metro' filmindeki unutulmaz performansıyla 1981 yılında Başrolde En İyi Erkek Oyuncu César Ödülü'nü kucakladı. Ardından 1985 yılında 'Police' filmindeki rolüyle Venedik Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü. Dünya çapında büyük takdir toplayan 1990 yapımı Cyrano de Bergerac filmi ise ona Cannes Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirdi. Bu dönemde Hollywood yapımcılarının da dikkatini çeken Depardieu, 'Yeşil Kart' adlı romantik komedide başrol oynayarak 1991 yılında En İyi Erkek Oyuncu Altın Küre Ödülü'nü kazandı. Türk izleyiciler onu en çok Asteriks ve Oburiks serisiyle sevdi. Özellikle 1999 yapımı Asteriks ve Oburiks Sezar'a Karşı filmindeki sevimli dev Oburiks karakteri, oyuncunun kariyerindeki en ikonik rollerden biri haline geldi. Uyumlu bir ikili oluşturdukları bu unutulmaz yapımda Asteriks karakterini ise Christian Clavier canlandırdı. 2006 yılında ise Moskova Uluslararası Film Festivali'nde üstün oyunculuk kariyeri nedeniyle prestijli Stanislavsky Ödülü ile ödüllendirildi.
Renkli Özel Hayatı, Girişimleri ve Vatandaşlık Tercihi
Depardieu sadece aktörlüğüyle değil, girişimci kişiliği ve inişli çıkışlı özel hayatıyla da her zaman medyanın odağında yer aldı. Şarap üretimine büyük merakı olan aktör; Fransa'nın Anjou bölgesinin yanı sıra İtalya, Fas ve Cezayir'de geniş üzüm bağlarına sahiptir. Bunun yanı sıra Paris'te iki restoran işletmekte ve Romanya'da da bir tekstil firmasını yönetmektedir. Özel hayatında ise hareketli ilişkileri göze çarpmaktadır. İlk evlilişini 11 Nisan 1970 tarihinde oyuncu olan Elisabeth Guignot ile gerçekleştiren ve bu evliliği 1996 yılında boşanarak sonlandıran aktörün bu birlikteliğinden Guillaume ve Julie adında iki çocuğu dünyaya gelmiştir. Guignot ile 1996 yılında yollarını ayıran sanatçı, daha sonra Karine Silla ile birlikteliğinden Roxane adında bir kız çocuğu babası oldu. 1997 ile 2001 yılları arasında oyuncu Carole Bouquet ile aşk yaşayan ünlü isim, 11 Haziran 2001 tarihinde ise Marie Lemieux ile dünya evine girdi. Usta aktör, 2005 senesinden bu yana ise Clémentine Igou ile yaşamını paylaşmaktadır.
Motosiklet kullanmayı çok seven Depardieu, bu tutkusu yüzünden tehlikeli anlar yaşadı. Tam 17 kez motosiklet kazası atlattı. 2000 yılında ise ciddi bir by-pass ameliyatı geçirdi. Yasal konularda da bazı engellere takılan aktörün, 1990 yılında alkollü araç kullanmaktan ehliyetine el konuldu. Olay sonrasında iki ay boyunca gözaltında kaldı. Politik alanda da ses getiren kararlar alan Depardieu, 2012 yılında düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Nicolas Sarkozy'ye destek verdi. Hükümetin zenginlere yönelik vergi politikasına tepki gösteren ünlü aktör, Belçika sınırındaki ufak Nechin ilçesine taşınarak ülkesini terk etti. Bu tepki nihayetinde onu çok daha büyük bir adıma yöneltti. Zenginlere yönelik vergi yasasını boykot eden usta oyuncu, 3 Ocak 2013 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de onayıyla Rus vatandaşlığına geçiş yaptı. Son yıllarda da sinema dünyasından kopmayan aktör, 2014 yılında 'New York'a Hoşgeldiniz' filminde Jacqueline Bisset ile başrolü paylaşarak adından söz ettirmeyi sürdürdü.
.jpg?width=640)