İngiliz ressam ve heykeltıraş Frederick Leighton, tarihsel anlatıları, İncil temalarını ve klasik konuları eserlerinde harmanlayarak Viktorya dönemi sanat dünyasına yön vermiş en etkili isimlerden biridir. 3 Aralık 1830 tarihinde Kuzey Yorkshire'ın Scarborough kentinde, ticaretle iştigal eden Frederic Septimus Leighton ve Augusta Susan Leighton çiftinin evladı olarak dünyaya gözlerini açan sanatçı, Yay burcunun getirdiği o enerjik ve arayış dolu ruhla, yaşamı boyunca kıta Avrupası'nı gezerek benzersiz bir estetik dil geliştirmiştir. Genç yaşta Londra'daki prestijli University College Okulu'nda (UCS) eğitim alan Leighton, sanattaki yeteneğini henüz çocuk denecek yaşta kanıtlamış ve 66 yıllık fırtınalı ömrünün son gününe kadar üretkenliğini yitirmemiştir. Bu büyük deha, 25 Ocak 1896'da Kensington, Londra'da geçirdiği anjina pektoris rahatsızlığı neticesinde aramızdan ayrılmıştır.
Avrupa Seyahatleri ve Sanatsal Olgunlaşma Dönemi
Leighton'ın sanat eğitimi ve entelektüel gelişimi, genç yaşta çıktığı Avrupa seyahatleriyle şekillenmiştir. Henüz 17 yaşındayken, 1847 yılının sıcak yaz aylarında Frankfurt'ta bulunan genç yetenek, burada dönemin en etkili düşünürlerinden filozof Arthur Schopenhauer ile yolları kesişmiştir. Bu karşılaşma, genç sanatçının zihninde derin izler bırakırken, Schopenhauer'ın grafit ve guaj boya teknikleriyle çarpıcı bir portresini resmetmesine vesile olmuştur. Sanat yolculuğuna İtalya'nın büyülü atmosferinde devam eden Leighton, 24 yaşına bastığında Floransa Güzel Sanatlar Akademisi'nde (Accademia di Belle Arti) eğitim almaya başlamıştır. Burada, Floransa'nın tarihi sokaklarından Boro Allegri yolu üzerinden geçen Cimabue'nin Madonnası'nın görkemli geçit törenini tuvale aktararak büyük bir takdir kazanmıştır.
Sanatçı, 1855 ile 1859 yılları arasında ise dönemin sanat başkenti Paris'te yaşamını sürdürmüştür. Paris'teki bu verimli dönem, onun Fransız resim sanatının en büyük ustalarıyla yakın bağlar kurmasını sağlamıştır. Leighton, Paris'teki bu ilham dolu döneminde dönemin pek çok dev ismiyle fikir alışverişinde bulunmuştur:
- Klasik çizginin büyük temsilcisi Jean Auguste Dominique Ingres
- Romantizmin öncülerinden Eugene Delacroix
- Manzara resminin ustası Jean Baptiste Camille Corot
- Realist yaklaşımıyla bilinen Jean-François Millet
Fransa'daki ilham dolu yılların ardından 1860'ta yeniden Londra'ya dönen sanatçı, ertesi yıl, o dönem Floransa'da hayatını kaybeden ünlü İngiliz kadın şair Elizabeth Barrett Browning'in anısına görkemli bir mezar taşı tasarlamıştır. Bu çalışma, onun sadece tuvalde değil, anıtsal tasarımlarda da ne denli yetkin olduğunu gözler önüne sermiştir.
Kraliyet Akademisi ve Heykel Sanatında Yeni Soluk
Londra sanat çevrelerinde kısa sürede adından söz ettiren Frederick Leighton, 1864 yılında prestijli Royal Academy'nin (Kraliyet Akademisi) bir üyesi kabul edilmiştir. Sanatsal dehası ve liderlik vasıfları sayesinde, bu üyelikten sadece üç yıl sonra, yani 1867'de akademinin başkanlık koltuğuna oturarak İngiliz sanatının en yetkili figürü haline gelmiştir. Leighton, başkanlığı süresince geleneksel kalıpları kırmaya odaklanmıştır.
Sadece resim alanıyla sınırlı kalmayan sanatçı, heykeltıraşlıkta da devrim niteliğinde adımlar atmıştır. Onun 1877 yılında tamamladığı ve Piton ile Güreşen Atlet adını taşıyan ikonik heykeli, İngiliz heykel sanatına taze bir soluk ve modern bir vizyon getirmek gayesiyle tasarlanmıştır. Bu eser, ilk başlarda sadece yenilikçi bir deneme olarak görülse de zamanla İngiliz sanat tarihindeki ünlü Yeni Heykel akımının en temel ve öncü parçalarından biri haline gelmiştir. Bu üstün başarıları, kraliyetin de dikkatinden kaçmamıştır. 1878 yılında Windsor'da şövalyelik unvanı ile şereflendirilen Leighton, bundan sekiz yıl sonra, 1886'da Middlesex Kontluğu'na bağlı Kensington'daki Holland Park Yolu baronetliği unvanını almaya hak kazanmıştır.
Büyüleyici Bir Başyapıt ve Sanatçının Vedası
Sanatçının 1895 yılında ürettiği son dönem tablosu, onun estetik anlayışının doruk noktasını temsil eder. Ön planda yer alan klasik pozdaki zarif kadın figürü ile arka plandaki masmavi, ışıl ışıl parıldayan deniz manzarası, izleyenleri adeta büyüleyici bir rüya alemine davet eder. Denizin yüzeyine yansıyan batan güneşin ılık parıltısı, izleyiciye yaz mevsiminin o sıcak ve rehavet dolu havasını en derinden hissettirir. Bu sıcak atmosferin tesiriyle antik bir balkonda, divan üzerindeki dökümlü kumaşların arasında adeta kendinden geçmişçesine uykuya dalan genç kızın elbisesindeki göz alıcı renk tonları olağanüstü bir görsel şölen sunar. Tablonun sağ üst köşesinde kendine yer bulan zakkum çiçeği ise zehirli tabiatıyla, uykunun ölümle olan o ince ve gizemli bağını sembolik bir biçimde çağrıştırır. Eserin ismi de kızın üzerindeki elbisenin büyüleyici rengine ve mevsimin sıcaklığına yapılan şairane göndermelerden oluşmaktadır.
Bu eşsiz kariyer, hayatının son günlerinde dahi büyük onurlarla taçlandırılmaya devam etmiştir. Frederick Leighton, 24 Ocak 1896 tarihinde açıklanan Yeni Yıl Onur Listesi'nde asillik unvanına layık görülen tarihteki ilk ressam olma gururunu yaşamıştır. Ne var ki bu büyük onurdan sadece bir gün sonra, anjina pektoris rahatsızlığı nedeniyle 66 yaşında yaşama gözlerini yummuştur. Vefatının ardından, sanatçının Londra'daki görkemli evi bir müzeye dönüştürülerek onun hatırasını yaşatmaya başlamıştır. Bu müzede ayrıca, sanatçının Doğu sanatına olan ilgisini yansıtan son derece zengin ve nadide bir İznik çinileri koleksiyonu da sanatseverlerin beğenisine sunulmaktadır.
