Dünyaca ünlü Polonyalı besteci ve piyanist Frederic Chopin, 22 Şubat 1810 tarihinde Varşova yakınlarındaki Zelazova-Vola köyünde doğdu ve 19. yüzyılın en büyük müzik dehalarından biri olarak adını tarihe yazdırdı. Piyanonun şairi olarak anılan sanatçı, babasından aldığı dil eğitimi ve annesinin piyano tuşlarındaki ilk dersleriyle müzikal yolculuğuna başladı. Varşova ve Paris arasında geçen 39 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı ölümsüz melodilerle, insan ruhunun en derin duygularını nota nota işleyerek dünya müzik mirasında silinmez bir iz bıraktı.
Harika Çocukluktan Viyana Sahnelerine
Nicolas Chopin isimli Fransız göçmeni bir baba ve Polonyalı Justine'in üçüncü çocukları olan Frederic Chopin, doğumundan kısa bir süre sonra ailesiyle birlikte Varşova'ya yerleşti. Evde sevgi dolu bir atmosferde korunan genç yetenek, müzikle iç içe büyüdü. İlk piyano derslerini annesinden aldı. Babası ise ona Fransızca öğretiyordu. Frederic Chopin, Bohemyalı piyanist Zyvny ile beş yıl çalıştı. Henüz sekiz yaşındayken Varşova salonlarında verdiği başarılı konserlerle "harika çocuk" olarak anılmaya başladı. Zyvny, öğrencisinin dehası karşısında büyülenerek artık ona öğreteceği bir şey kalmadığını belirtti ve dersleri kesti. Bu gelişme üzerine kendi kendini yetiştirmek için büyük bir azimle çalışmayı sürdü. Lise eğitimini tamamlayan sanatçı, Varşova Konservatuvarı'na kaydolarak Profesör Elsner'in öğrencisi oldu. Buradaki çalışmalarıyla ünü tüm Polonya'ya dalga dalga yayıldı. Hocası Elsner ile 1829 yılında çıktığı Viyana yolculuğu, kariyerinin en önemli dönüm noktalarından birini oluşturdu. Viyana Opera Binası'nda verdiği iki muhteşem konser, müzikseverler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Bu büyük başarıların ardından ülkesinin en seçkin piyanisti ve bestecisi ilan edildi.
Paris Yılları ve George Sand ile Verimli Dönem
Tarihler 1830 yılını gösterdiğinde vatanından ayrılma kararsızlığı yaşayan genç sanatçı, nihayetinde Paris'e gitmek üzere yola çıktı. Viyana'da kaldığı uzun dönem boyunca unutulmaz "La Minör Etüdü" (İhtilal Etüdü) ile bazı "Scherzo"larını kaleme aldı. Ağustos 1831'de adım attığı Fransız başkenti, ömrünün sonuna kadar onun hem yuvası hem de sanat mabedi oldu. Paris'te Cherubini, Mendelssohn, Liszt, Meyerbeer ve Berlioz gibi dönemin en parlak müzisyenleriyle yakın dostluklar kurdu. Bu seçkin sanatçı çevresi sayesinde bestecinin şöhreti tüm Avrupa'da hızla yayıldı. Karlsbad kentinde 1835 yılında bir araya geldiği anne ve babasıyla beş yıl aradan sonra hasret giderdi. Birlikte geçirdikleri bu üç haftalık mutlu dönem, onların hayattaki son buluşması oldu. Franz Liszt, 1837 yılında Chopin'i ünlü Fransız kadın yazar George Sand ile tanıştırdı. Çiftin tam on yıl süren fırtınalı ilişkisi, bestecinin sanat hayatındaki en verimli yılları beraberinde getirdi.
Erken Veda ve Ülkesine Dönen Kalp
Chopin, 16 Şubat 1848 akşamı Paris'teki Pleyel Konser Salonu'nda son kez sahneye çıktı. Bu konser onun kariyerinin son zaferiydi. Ne yazık ki amansız göğüs hastalığı genç piyanistin bedenini günden güne zayıflatıyordu. Büyük müzisyen, 17 Ekim 1849 Çarşamba günü henüz 39 yaşındayken Paris'te yaşama veda etti. Vasiyeti gereği cenazesinde Mozart'ın efsanevi "Ölüm Duası" okundu. Yine kendi isteği doğrultusunda, vefatının ardından kalbi çıkarılarak doğduğu yer olan Polonya'ya nakledildi.
En Önemli Eserleri
Sanatçın müzik dünyasına bıraktığı en önemli eserler şunlardır:
- Piyano Konçertosu No 1 ve Piyano Konçertosu No 2
- Cenaze Marşı ve Piyano Sonatı No 3
- Fantasie Impromptu
- Noktürn No 1 ve Noktürn No 2
- Grande Valse Brilliante, Vals No 6 ve Vals No 7
- Mazurka No 5
- Polonez No 3 ve Polonez No 6
- Prelüd No 15
- Etüd No 3, Etüd No 5 ve Etüd No 12
- Balad No 1