Klasik tınıları Anadolu esintileriyle harmanlayan usta müzisyen, besteci ve aranjör Hasan Cihat Örter, 24 Ekim 1958 tarihinde İstanbul Üksüdar Salacak'ta sanata gönül vermiş köklü bir ailede dünyaya geldi. Henüz bebeklik çağında piyano ve keman ezgileriyle tanışan sanatçı, zengin aile köklerinden aldığı kültürel mirası sınır ötesine taşıyarak Türk müziğini çok sesli yapıtlarla taçlandırdı.
Harika Çocukluktan Berklee Akademisine Uzanan Eğitim Yılları
Sanatçının müzikal yolculuğu, piyanist olan babaannesinin yönlendirmesiyle henüz iki üç yaşlarında piyano ve keman tuşlarına dokunarak başladı. Müzik dolu bu evde, Rebetiko ustası amcası Buzuki Erol Örter de onun sanat algısının olgunlaşmasında büyük bir pay sahibi oldu. Küçük yaşta enstrümanlara olan yatkınlığıyla dikkat çeken yetenekli çocuk, müzikal serüvenine yeni bir yön verdi. Beş yaşında klasik gitarla buluştu. Yedi yaşına geldiğinde, İtalyan asıllı profesör Antonio Doumesitch ile yollarının kesişmesiyle beş yıl sürecek ciddi bir klasik gitar eğitimine adım attı. Bu dönemde caz gitara da merak saran yetenekli genç, on iki yaşında küçük orkestralarda çalarak profesyonel sahne tozunu yuttu. Müzikal arayışları onu 1970 yılında Üksüdar Musiki Cemiyeti'ne götürdü. Burada Emin Ongan'dan Türk müziğinin nazariyat ve makam derslerini alırken, Şemsi Yastıman ile halk müziği üzerine araştırmalar yaptı. Lisenin ardından kazandığı bursla ABD'deki ünlü Berklee Müzik Akademisi'ne giden Örter, kompozisyon eğitimini üstün başarıyla iki yılda tamamladı. Ardından Belçika Kraliyet Liege Konservatuarı'nda yüksek kompozisyon eğitimi alarak master ve doktora derecelerini kazandı. Bu başarıları yurt içinde de büyük takdir topladı.
Sanatla Örülü Çok Yönlü Bir Kariyer ve Küresel Başarılar
Türkiye'ye döndükten sonra askerlik görevini ifa eden sanatçı, 1983 yılından itibaren Turhan Yükseler ve Osman İşmen gibi değerli isimlerle birlikte büyük orkestra ve stüdyo çalışmalarına imza attı. Binin üzerinde sanatçının albümünde klasik, perdesiz ve elektro gitarıyla eşlik ederek adeta stüdyoların vazgeçilmez ismi haline geldi. 1989 yılında İstanbul Kent Orkestrası'na kadrolu sanatçı olarak giren besteci, sekiz yıl boyunca bu kurumda görev yaptı. Ardından Modern Folk Üçlüsü grubuna katılarak hem gitar çaldı hem de grubun aranjörlüğünü üstlendi. 1993 yılında çıkardığı 'Anadolu Ezgileri Klasik Gitara Adaptasyon' albümü, EMI Klasik Kataloğu'na girerek sanatçıya prestijli bir Altın Plak kazandırdı. Sanatçı üretkenliğiyle sınırları aştı. Dünyaca ünlü müzik dergisi Billboard, albümleri otuzdan fazla ülkede satılan Hasan Cihat Örter'i Türk cazının zirvesine yerleştirdi. Ayrıca usta müzisyenin 'Re-Formation' albümünden seçilen eserler ünlü 'Buddha Bar III' seçkisine girmeyi başardı. Televizyon ekranlarında sunduğu 'Müzik ve Biz' ile 'Geceyi Örten Müzik' programları izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Bestecinin kültür dünyamıza sunduğu değerli katkılar ise saymakla bitmez. Bunlardan bazıları şunlardır:
- TCDD ve Polis Koleji için hazırladığı kurumsal marşlar,
- TRT ve özel kanallardaki belgeseller için bestelediği iki yüze yakın özgün jenerik müziği,
- Kendi hayatını ve müzikal felsefesini anlattığı çok sayıda araştırma kitabı,
- Üksüdar Salacak'ta doğduğu sokağa isminin verilmesiyle ölümsüzleşen adı.
Gitarın Teliyle Yazılan Kültür Mirası
Kazandığı bini aşkın ödülle kariyerini taçlandıran usta müzisyen, Türk ezgilerini çok sesli formda dünyaya tanıtmaya devam ediyor. Sanatçı Amerika'dan Hindistan'a, Rusya'dan İngiltere'ye uzanan geniş bir coğrafyada resital ve konserler vererek ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün çok sesli müzik vizyonunu başarıyla sürdürüyor. Adı doğduğu sokakta yaşayan bestekar, her yaştan sanatseverin kalbinde derin izler bırakmaya devam etmektedir.
