Ernst Eduard Hirsch, 20 Ocak 1902 tarihinde Almanya'nın Friedberg kentinde dünyaya gelmiş ve Nazi zulmünden kaçarak sığındığı Türkiye'de modern hukuk sisteminin temellerini atan efsanevi bir akademisyendir. 1933 yılındaki üniversite reformuyla birlikte İstanbul Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi bünyesinde yirmi yıl boyunca dersler vermiştir. Bu süreçte genç cumhuriyetin hukuk düzenini şekillendiren kritik yasaların hazırlanmasında aktif roller üstlenmiştir. Ülkeye olan bağlılığını vatandaşlığa geçerek pekiştirmiştir. 1985 yılında ise Almanya'da hayata gözlerini yummuştur.
Almanya'dan Türkiye'ye Ulaşan Akademik Yolculuk
Genç Ernst, eğitim hayatına doğduğu şehir olan Friedberg'de başlamış ve buradaki liseyi 1920 yılında başarıyla tamamlamıştır. Hukuk öğrenimini Giessen Eyalet Üniversitesi bünyesinde sürdürmüştür. Bu üniversiteden 1923 yılında lisans derecesini almıştır. Hemen ardından, 1924 senesinde aynı kurumda işletme hukuku alanında doktora unvanını kazanarak dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Çeşitli mahkemelerde hâkim olarak görev almıştır. Akademik basamakları hızla tırmanan Hirsch, 1930 senesinde Frankfurt Hukuk Fakültesi bünyesinde doçentlik unvanı kazanarak dersler vermeye başlamıştır. Ancak 1933 yılındaki Nazi baskısı her şeyi değiştirecektir. Yahudi kökenleri sebebiyle üniversitedeki görevine son verilince, vatanını geride bırakıp Türkiye Cumhuriyeti'ne iltica etmek zorunda kalmıştır. Bu göç, eğitim reformunun başlangıcına denk gelmiştir. İstanbul Üniversitesi için hazırlanan modern yapılanma planı çerçevesinde, alanında isim yapmış yabancı profesörlerin ülkeye davet edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda yetkilendirilen Profesör Philip Schwartz, Temmuz 1933'te dönemin Millî Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip ve reform uzmanlarıyla Ankara'da son derece kritik görüşmeler gerçekleştirmiştir. Yapılan tarihi anlaşmanın ardından Hirsch ve çok sayıda seçkin Alman bilim insanı, yeni bir gelecek inşa etmek üzere İstanbul'a doğru yola çıkmışlardır.
Cumhuriyet Hukukunun İnşasında Bir Mimar
Türkiye'de geçirdiği yirmi yıllık süreçte Hirsch, Türk hukukunun gelişimine kelimenin tam anlamıyla damgasını vurmuştur. İstanbul'daki çalışmalarından sonra 1943 yılında Ankara Hukuk Fakültesi'ni geliştirme çalışmalarına aktif olarak katılmıştır. Aynı yıl Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir. Nüfus cüzdanındaki ismini Ernest Hirş olarak değiştirmiştir. Türkiye'ye duyduğu sevgiyle 1945 yılında dünyaya gelen oğluna Enver Tandoğan ismini vermiştir. Hukuk eğitimi alanında çığır açan Pratik Hukukta Metot isimli başucu kitabı, günümüzde dahi yeni baskılarıyla öğrencilere rehberlik etmektedir. Ayrıca ulusal hukuk terminolojisini zenginleştiren Türk Hukuk Lügati çalışmasının hazırlanmasında da son derece önemli roller oynamıştır. Devlet kurumlarına çeşitli konularda hukuki danışmanlık yapmıştır. Demokrat Parti döneminde gerçekleştirilen köklü yasal düzenlemelerde onun engin tecrübesinden ve bilimsel birikiminden geniş ölçüde yararlanılmıştır. Onun büyük emekleri neticesinde Türk hukukunda çığır açan şu önemli adımlar atılmıştır:
- Medeni Kanun ile Ticaret Kanunu arasında geçmişten gelen ikilik 1956 yılında giderilmiştir.
- Ticaret yasasının modern ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirilmesine çok büyük katkılar sunulmuştur.
- 1951 yılında yürürlüğe giren Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'un taslağı hazırlanmıştır.
Türkiye'deki yıllarını 'Anılarım' adlı eserinde toplayan yazar, kitabına 'Atatürk'ün Ülkesinde Bir Hukuk Hocası' başlığını layık görmüştür. Cumhuriyetin kendisinin bizzat tanık olmadığı ilk on yıllık dönemi üzerine de anılarında son derece derin tahliller yapan Hirsch, bu yılları Türk tarihinin çok özel bir dönemi olarak ele almış ve ülkeyi 'Kemalist Türkiye' ifadesiyle tanımlamıştır. Anılarında, yurt dışı tanıtımı için yayımlanan 'La Turquie Kemaliste' ve 'Dix ans de République' dergilerine de atıflar yapmaktadır. Söz konusu yayınlarda yer alan kurucu ilkelerin, kendi akademik çalışmalarında da yol gösterici birer rehber olduğunu belirtmiştir.
Almanya'ya Dönüş ve Kalıcı Miras
Türkiye'de geçirdiği unutulmaz ve üretken yılların ardından, eski Berlin Belediye Başkanı Ernst Reuter tarafından Almanya'ya dönmesi yönünde ikna edilmiştir. 1953 yılında ülkesine geri dönen değerli hukukçu, Berlin Serbest Üniversitesi bünyesinde üst düzey yöneticilik görevlerini yürütmüştür. Burada önce rektör yardımcılığı yapmış, ardından da üniversitenin rektörlük makamına seçilerek büyük bir onura layık görülmüştür. Alman vatandaşlığını tekrar kazanan Hirsch, resmi prosedürler gereği Türk vatandaşlığından ayrılmak durumunda kalmıştır. Ancak Türkiye ile bağlarını hiçbir zaman koparmamış ve ölümüne kadar Türk pasaportunu sakladığı söylenmiştir. 29 Mart 1985'te Königsfeld im Schwarzwald'da yaşama veda ettiğinde, arkasında iki ülkeyi birleştiren ve nesiller boyu anılacak devasa bir hukuk mirası bırakmıştır.