Türk edebiyatının ve basın dünyasının unutulmaz simalarından Ercüment Ekrem Talû, Tanzimat döneminin meşhur şairi Recaizade Mahmut Ekrem'in en küçük oğlu olarak 1888 yılında İstanbul'un İstinye semtindeki bir yalıda dünyaya gözlerini açtı. Yaşamı boyunca devletin pek çok kademesinde memuriyet görevleri üstlenen yazar, kalemiyle ve kendine has mizahi tarzıyla dönemin en çok ilgi çeken edebi şahsiyetleri arasına girmeyi başardı. Hem siyaset hem de yayıncılık alanındaki faaliyetleriyle adından söz ettiren aydın, kaleme aldığı sayısız roman, hikaye, şiir ve gazete yazısıyla toplumsal hafızada kalıcı bir yer edindi. Farklı dillerdeki hakimiyeti ve bürokratik birikimiyle şekillenen çok yönlü kimliği, onun Türk kültür hayatına zengin bir miras bırakmasını sağladı.
Recaizade'nin Dil Dehası Oğlu ve İlk Yazarlık Yılları
Ercüment Ekrem'in çocukluk yılları, edebiyat ve sanatla iç içe geçmiş seçkin bir çevrede şekillendi. Babası ünlü şair Recaizade Mahmut Ekrem Efendi, oğlunun yabancı dil öğrenmesi için özel bir çaba sarf etti. Bu yönlendirme sayesinde küçük yaşlardan itibaren Farsçadan Latinceye, Fransızcadan Yunancaya uzanan geniş bir yelpazede tam dokuz yabancı dil öğrendi. Eğitim hayatına İstinye İptidai Mektebi'nde başlayan genç yetenek, daha sonra Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk'u başarıyla tamamladı. Paris Siyasi İlimler Okulu'nda da eğitim gördü. Orada bir dönem dersleri takip etti. Henüz çocukluk döneminde yazın hayatına adım atan Talû'nun ilk karalamaları Çocuklara Mahsus Gazete bünyesinde okurlarla buluştu. Bu erken dönem eserlerinde, zamansız kaybettiği ağabeyi Mehmet Nijat'a duyduğu hasreti hüzünlü satırlarla dile getirdi. Aile içindeki sevgi bağı, isim seçimine de yansımıştı. Babasının Namık Kemal hayranlığıyla verdiği 'Ahmet Kemal' ismine annesi Güzide Hanım da 'Ercüment' adını ilave etmişti.
Bürokrasiden Babıali'ye Uzanan Gazetecilik Serüveni
Devlet hizmetindeki kariyerine 1906 senesinde Düyun-u Umumiye dairesinde mütercimlik yaparak başlayan genç bürokrat, idari basamakları hızla tırmandı. 1908 yılında Ayan Meclisi bünyesinde çevirmenlik yaparken, sonrasında Babıali teşrifat memurluğu pozisyonuna getirildi. İkinci Meşrutiyet ile yeni bir dönem başladı. Bu hürriyet ortamı onun önünü açtı. Ünlü edip Ahmet Rasim'in teşvikiyle basın camiasına adım atan yazar, İkdam gazetesinde tercümanlık ve tashih işleriyle uğraştı. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde de köşe yazarlığı yaptı. Divan-ı Humayun bünyesindeki teşrifat memurluğu görevine 1913 yılında atanmasına rağmen, üç yıl sonra istifa ederek tamamen gazeteciliğe yöneldi. Yazılarında toplumsal aksaklıkları alaycı bir üslup ve keskin mizahla ele alan yazar, okuyucunun kalbini kazandı. Kendini gizlemek amacıyla Karga, Çekirge, Kertenkele, Ebul Muvakkar ve Evliyayı Cedit gibi ilgi çekici takma isimler kullandı.
Edebiyat Dünyasında Bıraktığı Derin İzler ve Aile Mirası
Özel hayatında da derin izler barındıran yazar, 1908 yılında Abidin Paşa'nın torunu Feriha Hanım ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten doğan oğlu Mehmet Muvakkar, ilerleyen yıllarda ülkenin ilk spor spikerlerinden biri olarak tarihe geçecekti. Ancak Feriha Hanım'ın 1929 yılında verem rahatsızlığı nedeniyle vefat etmesiyle aile büyük bir üzüntü yaşadı. Talû, aynı yıl Şehremini Rıdvan Paşa'nın kızı Hatice Hanım ile ikinci evliliğini gerçekleştirdi. Bu birliktelikten kızı Esin dünyaya geldi. Çevirmenlik alanında adını duyuran Esin Talu Çelikkan ve spor spikerliğiyle tanınan Muvakkar Talu, babalarının entelektüel mirasını başarıyla taşıdı. Edebi genleri sonraki nesillere de aktarılan yazarın torunları arasında ünlü gazeteciler Umur Talu ve Murat Çelikkan ile unutulmaz şarkı sözü yazarı Çiğdem Talu yer almaktadır. Basın ve edebiyat dünyasına adadığı ömrünü 16 Aralık 1956 tarihinde noktalayan Ercüment Ekrem Talû, arkasında zengin bir kültür hazinesi ve seçkin bir aile soyu bıraktı.
