Türk şiirinde geleneksel kalıpları yıkarak serbest ölçünün ilk uygulayıcıları arasında yer alan öncü şair ve tiyatro insanı Ercüment Behzat Lav, 15 Kasım 1903'te İstanbul Şehzadebaşı'ndaki Letafet Apartmanı'nda dünyaya gözlerini açtı. Sanatçı, kaleme aldığı yenilikçi eserleri ve sahne tozunu yuttuğu uzun yıllarıyla modern Türk edebiyatının ve tiyatrosunun en üretken, ancak bir o kadar da gölgede kalmış figürlerinden biri olmayı başardı. Hayatı boyunca kalıplara meydan okuyan tavrıyla dikkat çeken Lav, hem edebiyatımızda ironinin kurucularından biri oldu hem de tiyatromuzun kurumsallaşmasına devasa katkılar sundu.
Sanatla Yoğrulan Çocukluk Yılları ve Almanya Dönemi
Ercüment Behzat Lav, şair kimliğini ve sanata olan tutkusunu ailesinden devralan şanslı isimlerdendi. Babası Hasan Sıtkı Bey ve dedesi Miralay Mahmut Raşit Bey, Bingazi'de sahra topçu kumandanlığı yapmış olan ve aynı zamanda şiirle uğraşan entelektüel şahsiyetlerdi. Küçük Ercüment, babasının görevi dolayısıyla çocukluğunun bir kısmını geçirdiği Bingazi'de bir Cizvit okulunda ilk eğitimine başladı. İtalya ile patlak veren savaşın ardından aile, babanın Serez'e atanmasıyla birlikte İstanbul'a geri döndü. Eğitim hayatına burada Assomption okulunda üç yıl ve ardından Hadikayı Meşveret mektebinde bir yıl devam eden genç yetenek, 1912 yılında babasını kaybetmenin acısını yaşadı. Bu kaybın ardından dedesi tarafından İstanbul Sultanisi'ne yazdırılan Ercüment Behzat Lav'ın şiirle asıl bağını kurmasını sağlayan ise dayısı oldu.
Sultaniden mezun olduktan sonra, 1919 yılında tiyatro dünyasına ilk adımını atan Lav, Yeni Sahne'nin sınavlarını başarıyla verdi. Ancak burada hak ettiği rolün bir başkasına verilmesi üzerine topluluktan ayrıldı ve kısa süre sonra Darülbedayi kadrosuna katıldı. Sahnedeki ilk büyük sınavını Reşat Nuri Güntekin'in Hançer oyunuyla veren sanatçı, ardından yine Güntekin'in uyarladığı Bahar Hastalığı adlı komedideki başarılı performansıyla adından söz ettirmeyi bildi. Müziğe olan ilgisi sayesinde Berlin Stern Müzik Konservatuarı'na kabul edilen Lav, 1921-1925 yılları arasında burada keman eğitimi alırken aynı zamanda Reinhardt Tiyatro Akademisi derslerini de yakından takip etti. Almanya'da geçirdiği bu beş yıl, onun sanatsal ufkunu tamamen değiştirecekti.
Sahne Işıkları, Gazetecilik ve Ankara Yılları
Yurda döndükten sonra çok yönlü kariyerine hız veren Ercüment Behzat Lav, 1930'lu yılların başında Vakit, Hareket ve Akşam gibi önemli gazetelerde gece sekreterliği ve çevirmenlik yaptı. 1932 yılında hayatını Muhattar Hanım ile birleştiren şair, 1935 yılında açılan spikerlik sınavını kazanarak Ankara'nın yolunu tuttu. Ankara Radyosu'nda spikerlik ve yayın şefliği görevlerini 1943 yılına kadar sürdüren Lav, bu dönemde halkevleri rejisörlüğünü de üstlendi ve 1947 yılına kadar Anadolu'da tiyatronun sevilmesi için yoğun çaba harcadı.
Kadro tasfiyelerinin ardından yeniden İstanbul Şehir Tiyatroları'na dönen sanatçı, 1950 yılında İstanbul Konservatuarı'nda tiyatro ve bale bölümlerini kurarak eğitimci yönünü ortaya koydu. Onun yetiştirdiği öğrenciler arasında Türk tiyatrosunun efsane ismi Yıldız Kenter de bulunuyordu. Bir yandan Şehir Tiyatroları'nda oyunculuk ve yönetmenlik yaparken diğer yandan Ertuğrul Sadi ile birlikte Türk Akademi Tiyatrosu'nu kurdu ancak bu girişim maddi imkansızlıklar nedeniyle ölü doğdu. Muhsin Ertuğrul yönetmenliğinde çekilen ve Türk sinema tarihine geçen yapımlarda da rol alan sanatçı, ekran önünde de başarısını kanıtladı.
Lav'ın aldığı önemli sinema filmleri şunlardır:
- Ankara Postası (1928)
- Bir Millet Uyanıyor (1932)
- Karım Beni Aldatırsa (1933)
- İstanbul'un Fethi (1951)
- Sürgün (1951)
Şiirde Devrim Yapan Avangart Bir Soluk
Ercüment Behzat Lav, Türk şiirinde Dadaizm, fütürizm, kübizm ve sürrealizm gibi Batı kökenli avangart akımları yerli temalarla buluşturan ilk büyük yenilikçiydi. Geleneksel vezin ve kafiye anlayışına savaş açan şair, 1926'da Servet-i Fünun-Uyanış dergisinde yayımlanan şiirlerinin ardından, 1931'de çıkardığı S.O.S. isimli kitabıyla edebiyat dünyasında büyük bir sarsıntı yarattı. Şiirlerinde öfkeyi alayla, acıyı iğnelemeyle harmanlayan Lav, ironiyi modern şiirimizin merkezine yerleştirdi.
Şairin yayımladığı ve Türk edebiyat tarihine geçen şiir kitapları şunlardır:
- S.O.S. (1931)
- Kaos (1934)
- Açıl Kilidim Açıl (1940)
- Mau Mau (1962)
- Üç Anadolu (1964)
Yaşamının son döneminde Şehir Tiyatroları'nden emekli olarak evine çekilen sanatçı, 16 Mayıs 1984'te İstanbul'da 81 yaşında hayata gözlerini yumdu. Arkasında beş şiir kitabı, iki manzum oyun ve unutulmaz tiyatro performansları bırakan bu büyük deha, Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki ebedi uykusundadır.
