Türk sanat müziğinin en seçkin tambur virtüözlerinden ve bestekârlarından biri olan Ercüment Batanay, 9 Nisan 1927 tarihinde İstanbul'un tarihi ve köklü semtlerinden Kasımpaşa'da dünyaya geldi. Müziğe, sanata ve geleneksel kültürümüze yön veren bir aile ortamında gözlerini açan Batanay, ünlü hattat ve tamburi Kemal Batanay'ın evladı olmanın ayrıcalığıyla yetişti. Çocukluk yıllarından itibaren babasının yanından eksik olmayan meşk meclislerinde musikiyle yoğrulan sanatçı, küçük yaşlarda kazandığı bu eşsiz estetik bakışı ilerleyen yıllarda profesyonel seviyeye taşıdı. Türk müziğinde hem icracı hem de teorisyen olarak derin izler bırakan usta sanatçı, özellikle yaylı tambur çalgısına kattığı teknik yeniliklerle tanındı.
Klasik Musiki Eğitimi ve Büyük Ustalar
Sanatçının müzikal dehasının olgunlaşmasında, dönemin en saygın hocalarından aldığı nitelikli eğitim belirleyici bir rol üstlendi. Ercüment Batanay, Türk sanat müziğinin ekol isimlerinden Mesut Cemil'in rahlesi tedrisatından geçerek tambur icrasında benzersiz bir ustalık kazandı. Sanatçı bu sayede enstrümanın tüm sırlarına vakıf oldu. Sadece enstrüman çalmakla yetinmeyen genç yetenek, musiki nazariyatının gizemli dünyasını çözmek adına da Neyzen Emin Efendi'nin kapısını çaldı. Emin Efendi'den aldığı kapsamlı nazariyat dersleri sayesinde müziğin teorik altyapısına bütünüyle hâkim oldu. Bu dersler onun ufkunu son derece genişletti. Bu iki büyük kutup yıldızından edindiği pratik ve teorik donanım, onun ileride gerçekleştireceşi büyük saz devriminin de zihinsel altyapısını oluşturdu.
Radyo Yılları ve Piyasaya Geçiş
Eğitim hayatının ardından profesyonel sanat yaşamına adım atan Batanay, dönemin en prestijli kültür kurumlarında görevler üstlendi. İstanbul Belediye Konservatuvarı çatısı altında müzikal çalışmalarını sürdüren sanatçı, eş zamanlı olarak İstanbul Radyosu bünyesinde de radyo yayınlarında tamburuyla yer aldı. Bu kurumlar sanatçıya çok önemli deneyimler kazandırdı. Bu kurumlardaki çalışmalarıyla müzik çevrelerinde adından övgüyle söz ettirmeyi başardı. Ancak resmi kurallarla sınırlanmak istemediği için görevlerinden istifa etmeyi tercih etti. Bu karar onun sanat hayatında yepyeni bir dönüm noktası oldu. Serbest çalışmak ona yeni ufuklar açtı ve bağımsız bir sanatçı aslarak piyasaya adım attı. Buradaki özgür ortamda, yaratıcı gücünü ve özgün tarzını daha geniş kitlelere ulaştırma imkânı buldu.
Yaylı Tamburun Gelişimi ve Yeni Nesil
Ercüment Batanay'ın Türk enstrüman tarihine sunduğu en kalıcı katkı, yaylı tambur enstrümanını adeta baştan tasarlamış olmasıdır. Esasen büyük deha Tamburi Cemil Bey tarafından icat edilen yaylı tamburu ele alan Batanay, bu sazın fiziksel ve akustik niteliklerini geliştirdi. Yapmış olduğu teknik müdahaleler ve yapısal düzenlemeler sayesinde enstrümanı bugünkü modern formuna ulaştırdı. Bu çabaları enstrümana yeni bir soluk kazandırdı. Sanatçı, bu devrimci yaklaşımı ve tecrübelerini sadece kendine saklamadı. Geleceğin nitelikli müzisyenlerini yetiştirmeyi bir görev edinerek bu amaç doğrultusunda emin adımlar attı. Türk sanat dünyasına yön veren şu isimlere hocalık yaptı:
- Hasan Cihat Örter
- Nihat Yalçınkaya
- Nuri Benli
- Çağdaş Suseven
Yetiştirdiği bu değerli öğrencileri birer virtüöz olarak müzik dünyasına kazandırdı.
Son Dönemi ve Sanatçının Vedası
Yaşamının son yıllarında ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalan büyük usta, amansız bir hastalık olan kalın bağırsak kanserine yakalandı. Sağlığının bozulması üzerine tıp dünyasının önemli merkezlerinden biri olan Çapa Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Hastanedeki tedavi süreci titizlikle yürütüldü. Burada gerçekleştirilen tüm tıbbi müdahalelere rağmen, 4 Mayıs 2004 tarihinde yine İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Vefatı sanat camiasını derinden sarstı. Geride bıraktığı kusursuzlaştırılmış yaylı tambur tınıları, yetiştirdiği virtüöz talebeleri ve zengin besteleriyle musiki tarihimizde yaşamaya devam etmektedir.