Cumhuriyet döneminin modernleşme hamlelerine mimari alanda yön veren Ercüment Rıza Tarcan, 1918 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca hem pratik projeleriyle hem de akademik vizyonuyla öne çıkan değerli isim, 12 Aralık 2005 tarihinde aramızdan ayrıldı. Başarılı mimar, tasarladığı çağdaş yapılar ve üniversitelerde üstlendiği eğitici rollerle Türkiye'nin mimari gelişimine yön vermiştir.
Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezuniyetiyle başlayan mesleki yolculuğu, kısa sürede çok geniş bir yelpazede yankı buldu.
Pratik İmzalardan Üniversite Yerleşkesine Uzanan Başarılar
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü'nü 1944 senesinde bitiren Tarcan, mezuniyetinin ardından bağımsız olarak çalışmaya yöneldi. Bu dönemde Emniyet Sandığı bünyesinde kıdemli eksperlik görevini üstlenen Tarcan, eş zamanlı olarak İstanbul Üniversitesi bünyesinde etüt mimarı olarak görev yaparak akademik binaların altyapı çalışmalarında önemli roller üstlenmiştir. Cebeci Sineması şantiyesinde ise şantiye şefliği görevini yürüttü. Sanatçı, İstanbul Belediyesi İpek Sineması'nın tiyatro salonuna dönüştürülmesi projesinde iç mekan tasarımı ile dekorasyon işlerini de üstlendi. Girişimci yönünü ve endüstriyel tasarım vizyonunu ortaya koyarak Tektar adını verdiği modern bir mobilya fabrikası kuran başarılı mimar, belirli bir süre boyunca Tekel Genel Müdürlüğü bünyesinde de kritik mimari çalışmalara liderlik etmiştir.
Onun en çok ses getiren çalışmalarından biri, Beyoğlu'ndaki Vakko mağazası için hazırladığı mimari ve dekorasyon projesi oldu. Bu öncü çalışma, akademi tarafından çok çağdaş bulundu. Bunun üzerine 1962 yılında eski okulunun diploma jürisinde görev alması için özel bir davet aldı. Aynı sene İstanbul Üniversitesi İnşaat Bürosu Başkanlığı görevini üstlenerek kampüsün gelişimine doğrudan katkı sunmaya başladı. Bu süreçte İktisat ve Diş Hekimliği fakültelerinin binaları yükseldi. 1965 sonrasında da mağaza ve sinema odaklı farklı projeleri hayata geçirmeyi sürdürdü.
Mimarın rekabetçi yönü de oldukça gelişmişti. Henüz 1945 yılında katıldığı Açıkhava Tiyatrosu proje yarışmasında kazandığı mansiyon ödülü, kariyerinin ilk önemli başarılarındandı. Ayrıca, Türkiye'nin en saygın eğitim kurumlarından Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin kampüsünde yer alacak olan Atatürk Anıtı yarışmasında birincilik ödülünü kazanan heykeltıraş Şadi Çalık'ın disiplinler arası çalışma grubuna katılarak bu önemli anıtın şekillenmesinde pay sahibi olmuştur. Kültürel mirasa da büyük ilgi duyan Tarcan, Osmanlı mimarisinin şaheserleri Süleymaniye Camisi ve Selimiye Camisi üzerine kapsamı belgesel filmler hazırladı.
Akademik Yaşam ve Çok Yönlü Sanat Mirası
Ercüment Rıza Tarcan, sadece tasarlayan değil, aynı zamanda bilgisini aktaran bir öğretmendi. Yıllar içinde Kadıköy Mühendislik Mimarlık Yüksek Okulu ve DGSA bünyesindeki çeşitli birimlerde dersler verdi. Akademinin Mimar Sinan Üniversitesi'ne dönüşmesinin ardından da Fındıklı binasında eğitim faaliyetlerine aralıksız devam etti. Burada öğrencilerine aktardığı derslerin çeşitliliği göz alıcıydı:
- Teknik Fizik
- Makine Elemanları
- Strüktür
Tarcan ailesinin sanata, özellikle de müziğe olan yatkınlığı onda da güçlü bir biçimde kendini gösteriyordu. Üniversitenin oditoryumunda gerçekleştirdiği sunumlarda öğrencilerine müzik tarihini derinlemesine anlatıyor ve nadide müzik örnekleri dinletiyordu. Bu entelektüel birikim, aile bağlarında da kendini gösterir. Kendisi, Türkiye'nin ilk beyin cerrahı ve aynı zamanda tanınmış bir bestekâr olan Prof. Dr. Bülent Tarcan'ın kardeşiydi. Aynı zamanda ünlü etnomüzikolog, bilimsel araştırmacı ve yetenekli piyanist Haluk Tarcan'ın da ağabeyiydi.