Rus edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Boris Pasternak, 10 Şubat 1890 tarihinde Moskova'da sanatçı bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi. Kaleme aldığı ölþmsüz eseri Doktor Jivago ile küresel bir ün kazanan ve 1958 yılında layık görüldüğü Nobel Edebiyat Ödülü'nü siyasi baskılar nedeniyle reddetmek zorunda kalan ünlü şair, yaşamı boyunca Sovyet rejimiyle yaşadığı derin fikir ayrılıkları ve edebiyata getirdiği özgün solukla hafızalara kazındı.
Sanatla İç İçe Bir Çocukluk ve Arayış Yılları
Pasternak'ın çocukluk yılları, entelektüel bir atmosferin hüküm sürdüğü aile ortamı sayesinde oldukça verimli geçti. Babası Leonid Pasternak seçkin bir ressam, annesi Rosa Kaufman ise yetenekli bir konser piyanistiydi. Genç Boris, 1901 yılında lise eğitimine başlayana dek evde ebeveynlerinden ve özel eğitmenlerden ders aldı. Kültürel zenginliğin merkezindeki bu evde büyürken, dünya edebiyatının dev isimlerinden Rainer Maria Rilke ve Lev Tolstoy gibi şahsiyetlerle tanışma fırsatı buldu.
Annesinin müzisyen kimliğinden etkilenen Pasternak, lisede müzik çalışmalarına ağırlık verdi. Moskova Konservatuarı bünyesinde altı yıl süreyle müzik eğitimi aldıktan sonra 1909 yılında bu alandaki çalışmalarını noktalamaya karar verdi. Rotasını Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesine çeviren genç adam, bir süre sonra felsefeye yöneldi. Felsefe eğitimi için 1912 yılında Almanya'ya giderek Marburg Üniversitesi'ndeki dersleri takip etti. İtalya'ya gerçekleştirdiği kısa bir seyahatin ardından 1913 kışında memleketine dönerek Moskova Üniversitesi'ndeki lisans eğitimini başarıyla tamamladı.
Savaş, Devrim ve Edebi Muhalefet
Mezuniyetinin ardından bir kimya fabrikasında memurluk yapmaya başlayan Pasternak, 1915 yılında patlak veren Birinci Dünya Savaşı sırasında askere alınmadı. Bunun sebebi, çocukken geçirdiği talihsiz bir kaza neticesinde bir bacağının diğerine göre daha kısa kalmasıydı. 1917 yılında gerçekleşen Ekim Devrimi'ni başlangıçta desteklemiş ve Sovyetler Birliği'nin kuruluşunu olumlu karşılamıştı. Ancak zaman ilerledikçe siyasi otoritenin baskıcı tutumu ile görüş ayrılıkları yaşamaya başladı.
Bir dönem Sovyet Yazarlar Birliği başkanlığını da yürüten yazar, hükümetin katı edebiyat politikalarını onaylamadığını açıkça dile getirmekten çekinmedi. 1920'lerde dönemin entelektüel çevrelerinde 'şairlerin şairi' sıfatıyla taçlandırılan sanatçı, SSCB kültür yöneticileriyle sürekli çatıştı. Bu muhalif duruşu nedeniyle 1936 yılından itibaren kendi vatanında şiirlerinin basılması yasaklandı. Edebi engellemelere maruz kalan Pasternak, bu karanlık dönemde yönünü çeviri çalışmalarına çevirdi ve dünya klasiği olan pek çok eseri Rusçaya kazandırdı.
Pasternak, yaşadığı yasaklama yıllarında özellikle şu dünya dehalarının ürünlerini başarıyla Rusçaya aktarmıştır:
Doktor Jivago ve Ölþmsüz Edebi Miras
İkinci Dünya Savaşı döneminde, 1945 yılında büyük başyapıtı Doktor Jivago'yu kaleme almaya başladı. Romanını yoğun bir emekle ancak 1954 yılında tamamlayabildi. Eser, SSCB'nin kuruluş sürecini ve rejim değişikliğinin sancılarını ele aldığı için Sovyet Yazarlar Komitesi tarafından sansürle karşılaştı ve yayınlanması reddedildi. Buna rağmen cesur yazar, alternatif kanallar arayarak kitabını 1957 yılında İtalya'da bastırmayı başardı. Bu adım, Pasternak'ı kısa sürede tüm dünyada zirveye taşıdı.
Eserin yankıları sürerken, 1958 yılında kendisi Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Ancak ülkesindeki yoğun siyasi tazyikler sebebiyle bu prestijli ödülü geri çevirmek zorunda kaldı. Pasternak'ın bu yüce eseri sinema dünyasında da büyük bir iz bıraktı. Ünlü yönetmen David Lean tarafından 1965 yılında beyaz perdeye aktarılan filmde Ömer Şerif, Julie Christie, Geraldine Chaplin, Klaus Kinski ve Rod Steiger gibi dev isimler rol aldı. Bu efsanevi film, 2002 yılında Amerikan Film Enstitüsü (AFI) tarafından yüz yılın en iyi yapıtları arasında 7. sırada konumlandırıldı.
Özel Yaşamı ve Son Yılları
Hayatı boyunca üç büyük ılışki yaşayan Pasternak, ilk evliliğini 1922 yılında Yevgeniya Vladimirovna Lury ile gerçekleştirdi ve bu birliktelikten 1923'te oğlu Yevgeny Borisovich Pasternak dünyaya geldi. Çift 1931'de ayrıldı. İkinci evliliğini 1934 yılında Zinaida Nikolaeva Neigauz ile yapan yazarın bu evlilikten de bir çocuğu oldu ancak bu evlilik de boşanmayla sonuçlandı.
Yazar, 1946 yılında hayatının dönüm noktası olan ve kendisinden yirmi iki yaş küçük olan edebiyat editörü Olga Ivinskaya ile tanıştı. Ömrünün sonuna dek sürecek bu evlilik dışı ilişkide ikili, çeviri projelerinde de birlikte çalıştı. Olga'nın varlığı, Pasternak'a Doktor Jivago'yu yazabilmesi için büyük bir zaman ve motivasyon sağladı. Romanın en simgesel figürü olan Lara karakterinin esin kaynağı da Olga Ivinskaya'ydı.
Ancak bu aşk çok büyük bedeller ödemelerine sebep oldu. Olga, 1950 yılında 'casusluğa yardım ve yataklık etmek' iddiasıyla tutuklanarak beş yıl süreyle bir çalışma kampına gönderildi. Pasternak, 1958'de bir dostuna yazdığı mektupta, bu tutuklamanın asıl amacının kendisini köşeye sıkıştırmak ve aleyhinde delil toplamak olduğunu, Olga'nın sergilediği kahramanlık sayesinde kendisine erişilemediğini ifade etmiştir. Olga, 1953 yılında Josef Stalin'in vefatıyla serbest kalınca şairle ilişkisine kalındığı yerden devam etti. Büyük yazar, 30 Mayıs 1960'ta Peredelkino'da yetmiş yaşındayken akciğer kanseri nedeniyle hayata gözlerini yumdu.
Yazarın geride bıraktığı bazı önemli yapıtlar şunlardır:
- Doktor Jivago (Roman, 1957)
- Bulutlarda İkiz (Şiir, 1914)
- Engellerin Üstünden (Şiir, 1917)
- Kızkardeşimin Hayatı (Şiir, 1922)
- Temalar ve Çeşitlemeler (Şiir, 1923)
- Hava Yolları (Şiir, 1924)
- 1905 Yılı (Şiir, 1927)
- Teğmen Schmidt (Şiir, 1927)
- İkinci Doğuş (Şiir, 1932)
- Erken Trenler (Şiir, 1943)
- Yeryüzü Enginliği (Şiir, 1945)
- Gece (Şiir, 1956)
