İngiliz sinemasının yetiştirdiği en büyük yönetmenlerden biri olan David Lean, 25 Mart 1908 tarihinde Birleşik Krallık sınırları içindeki Croydon, Surrey'de dünyaya gözlerini açtı. Helena Tangye ile Francis William le Blount Lean çiftinin çocuğu olarak doğan ve Edward Tangye Lean (1911-1974) adında bir erkek kardeşi bulunan David, dindar bir aile ortamında büyüdü. Bu sebeple çocukluğunda sinemaya gitmesine asla izin verilmedi. 1923 yılında babası evi terk etti. 18 yaşından sonra ise okulu bıraktı. Sinema salonlarının kapısından bile geçemeyen bir çocuğun, yıllar sonra Arabistanlı Lawrence ve Doktor Jivago gibi dünya sinemasını sarsan epik şaheserlerin arkasındaki beyin haline gelişi, adeta kendi filmleri kadar büyüleyici bir başarı öyküsüdür. Babası gibi muhasebeci olmayı düşünürken 1927 yılında stüdyoda iş buldu. Burada çaycılık ve getir götür işleri yaptı.
Çaycılıktan Kurgu Masasının Zirvesine Uzanan Yolculuk
Genç David, 1923 yılında babasının evi terk etmesiyle hayatın erken yaşta olgunlaştırdığı bir delikanlı oldu. 1920'li yılların ortasında bir taraftan geleceğini kurmaya çalışırken, diğer taraftan babasının mesleği olan muhasebeciliğe yönelmek üzereydi. Ancak kader onun yolunu 1927 senesinde bir film stüdyosuna çıkardı. Burada işe ilk kabul edildiğinde getir götür işleri yapıyor, çalışanlara çay taşıyordu. Kısa sürede azmi ve dikkatli gözleriyle fark yaratarak haber filmlerinin montaj işlerini üstlenmeye başladı. Bu deneyim, onun görsel algısını keskinleştiren ve kurgu konusundaki dehasını ortaya çıkaran ilk ciddi adım oldu.
Montaj odasındaki başarısı hızla yayıldı ve haber bültenlerinden konulu sinema filmlerinin kurgusuna geçiş yaptı. 1930'lu yıllara gelindiğinde artık sektörün aranan en önemli kurgucularından biriydi. Dönemin önde gelen pek çok yönetmeni, en güvendikleri projelerinin kurgusunu David Lean'in titiz ellerine teslim etmekte tereddüt etmiyordu. 1938 yılında Bernard Shaw'ın sinema uyarlaması olan Pygmalion filminin kurgu masasında harikalar yarattı. Bu çalışma onun sektördeki yerini perçinlerken, 1941 yılında çekilen Major Barbara yapımında hem editörlük hem de yardımcı yönetmenlik üstlenerek asıl hedefi olan yönetmenlik koltuğuna bir adım daha yaklaştı.
Kameranın Arkasındaki Efsane ve Epik Sinemanın Doğuşu
Kurgu masasında iki düzineden fazla filmi adeta yeniden şekillendiren Lean, edindiği benzersiz teknik tecrübeyle 1942 yılında ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu. İngiliz oyun yazarı Noel Coward ile birlikte imza attığı İkinci Dünya Savaşı propagandası niteliğindeki Denizler Hakimi (In Which We Serve) filmi, onun yönetmenlik kariyerinin ilk resmi adımı oldu. Savaş sırasında batırılan kraliyet donanmasına ait bir gemideki mürettebatın yaşam mücadelesini konu alan bu eser, Lean'in ileride bir efsaneye dönüşecek katı ve kusursuz teknik tarzının da ilk ipuçlarını veriyordu.
1940'ların sonu ve 1950'lerin başı, başarılı yönetmenin sinema dilini olgunlaştırdığı bir geçiş dönemiydi. Cineguild ortaklığıyla çektiği Seven Kalpler (1949) ve Hüküm Günü (1950) filmleri, teknik açıdan kusursuz olmakla birlikte, yönetmenin ilk dönemlerindeki o yoğun duygusal atmosferden uzak olduğu yönünde eleştiriler aldı. Ancak David Lean, durmaksızın üretmeye devam etti. 1955 yılında çektiği Venedik Tatili filminde başrolü efsanevi aktris Katharine Hepburn'e teslim ederek sinemaseverlere unutulmaz bir görsel şölen sundu.
Asıl küresel patlamasını ise 1957 yılındaki Kwai Köprüsü ve ardından gelen 1962 yapımı Arabistanlı Lawrence ile gerçekleştirdi. Osmanlı Devleti'ne karşı Arap kabilelerini kışkırtan İngiliz ajanı Lawrence'ın hayatını aktardığı bu başyapıt; Peter O'Toole, Ömer Şerif, Alec Guinness ve Anthony Quinn gibi dev isimleri bir araya getirdi. Hemen ardından 1965 yılında Boris Pasternak'ın ölümsüz romanından beyazperdeye taşıdığı Doktor Jivago filmiyle sinema dünyasındaki tahtını ilan etti. Bu yapıt, 2002 yılında Amerikan Film Enstitüsü (AFI) tarafının yüzyılın en iyi yapıtları listesinde yedinci sıraya layık görüldü.
Kişisel Yaşamı ve Sinema Dünyasındaki Mirası
Sanat hayatındaki muazzam başarıların yanı sıra hareketli bir özel yaşama sahip olan David Lean, hayatı boyunca altı evlilik gerçekleştirdi. Bu evlilikler şu şekildedir:
- Isabel Lean (1930-1936): Bu ilk birlikteliğinden Peter Lean adında bir oğlu dünyaya geldi.
- Kay Walsh (1940-1949): Yönetmenin kariyerindeki yükseliş yıllarına tanıklık eden eşi.
- Ann Todd (1949-1957): Sinema çalışmalarında da iş birliği yaptığı oyuncu eşi.
- Leila Matkar (1960-1978): En uzun süre evli kaldığı hayat arkadaşı.
- Sandra Hotz (1981-1984): Seksenli yılların başındaki evliliği.
- Sandra Cooke (1990-1991): Ölümüne dek yanında olan son eşi.
Hayatının son döneminde gırtlak kanseri ile mücadele eden usta yönetmen, 16 Nisan 1991 tarihinde Limehouse, Birleşik Krallık'ta 83 yaşında yaşama veda etti. Arkasında bıraktığı devasa sinematik miras, sinema tarihçileri ve genç yönetmenler için hala bir okul niteliğindedir. Nitekim 2002 yılında gerçekleştirilen saygın British Film Institute Sight & Sound 'Yönetmenlerin En İyi Yönetmenleri' anketinde tüm zamanların en büyük film yönetmeni seçilmesi, onun dehasının ölümünden yıllar sonra bile nasıl canlı kaldığının en açık kanıtıdır.
