Amerika Birleşik Devletleri'nin 42. başkanı olarak 1993 yılında göreve başlayan William Jefferson 'Bill' Clinton, 19 Ağustos 1946 tarihinde Arkansas eyaletinin Hope kasabasında dünyaya geldi. Genç yaşta adım attığı siyaset sahnesinde basamakları hızla tırmanarak Beyaz Saray'a ulaşan demokrat lider, görev süresi boyunca ülkesine modern tarihin en huzurlu ve ekonomik açıdan en parlak dönemlerinden birini yaşatmayı başardı. Clinton, Franklin Roosevelt'ten bu yana ardı ardına iki kez başkanlığa seçilen ilk Demokrat Partili siyasetçi unvanını elde ederek Amerikan siyasi tarihine adını altın harflerle yazdırdı. Başarılı devlet adamı, uyguladığı yöntemlerle ülkesinin dış dünyayla olan bağlarını da en üst seviyeye taşıdı.
Zorluklarla Dolu Çocukluktan Beyaz Saray'a Giden Yol
Clinton'ın hayata gözlerini açtığı ilk dönemler hiç de kolay olmadı. Doğumundan henüz üç ay önce babasını trajik bir trafik kazasında kaybeden küçük Bill, yaşamının ilk yıllarını babasız geçirdi. Dört yaşına geldiğinde ise annesi, üvey babası Roger Clinton ile dünya evine girdi. Gençlik yıllarında aileyi bir arada tutan bağları benimseyen William Jefferson, lise döneminde kendi rızasıyla üvey babasının soyadını taşımayı seçti. Müzik konusundaki yeteneği yüzünden eğitimini yarıda bırakıp profesyonel bir müzisyen olmayı defalarca düşünen Clinton'ın hayatı, katıldığı bir organizasyonla tamamen değişti. 'Boys Nation' adlı gençlik kuruluşunun bir üyesiyken Beyaz Saray'da dönemin karizmatik başkanı olarak tanınan John F. Kennedy ile tanışma fırsatı buldu. Bu tarihi buluşma, içindeki kamu hizmeti ateşini yakarak onu siyaset basamaklarına yönlendirdi.
Eğitim hayatında oldukça parlak bir grafik çizen Clinton, 1968 yılında saygın Georgetown Üniversitesi'nden mezun oldu. Hemen ardından kazandığı prestijli burs sayesinde Oxford Üniversitesi'nde eğitimine devam etti. Ayrıca akademik yolculuğunu 1973 yılında Yale Üniversitesi'nde tamamladığı hukuk eğitimiyle taçlandırdı. Yale sıralarındayken tanıştığı ve yaşamını birleştirdiği Hillary Rodham ile 1975 yılında evlendi. Evliliklerinden Chelsea adında bir kızları oldu. Politikaya ilk kez 1974'te girdi. Arkansas'taki bu ilk seçim mücadelesinde başarılı olamadı. Buna rağmen çalışmalara azimle devam etti. Çalışmalara devam ederek 1976 yılında bölge savcısı seçildi ve iki yıl sonra, 1978'de Arkansas Valisi olarak ilk büyük siyasi zaferini kazandı. 1980 yılında bu görevi kaybetmesine rağmen pes etmeyerek 1982'de valilik koltuğuna geri döndü ve bu görevi 1992 yılına dek sürdürdü.
ABD Tarihinde Refah ve Bütçe Fazlası Dönemi
Bill Clinton, 1992 yılındaki başkanlık seçimlerinde rakibi George Bush'u mağlup ederek 42. başkan sıfatıyla Beyaz Saray'a yerleşti. O dönemde Amerikan halkı, işsizlik ve yüksek yaşam maliyetleriyle mücadele ediyordu. Clinton, göreve gelir gelmez uyguladığı akılcı iktisadi reformlarla son 30 yılın en düşük enflasyon oranlarının yakalanmasını sağladı. İstihdamı artırmak adına attığı adımlarla işsizlik oranlarını tarihi seviyelere çeken demokrat lider, Amerikan ailelerinin konut sahibi olma oranlarını da rekor düzeylere ulaştırdı. Bütçe disiplinine büyük önem veren yönetim, yıllar sonra ilk kez kamu bütçesini dengelemekle kalmadı, aynı zamanda bütçe fazlası veren bir yapı inşa etti.
Başkanlığının ikinci yılında sunulan kapsamlı sağlık reformu projesi kongrede başarısızlığa uğrasa da Clinton pes etmedi. Bu gelişmenin ardından politikasında yön değişikliğine giderek 'Büyük devlet dönemi sona ermiştir' ilanında bulundu. Bu yeni yaklaşım doğrultusunda gerçekleştirdiği çalışmalar şunlardır:
- İnsanların işlerini güvence altına alan yasal düzenlemeler yapmak,
- Ailelerin hasta çocuklarına ücretsiz bakabilmelerini sağlayan kolaylıklar getirmek,
- Silah satışlarına yönelik ciddi sınırlamalar ve denetimler uygulamak,
- Eğitim alanında yeni ve önemli yatırımlara kapı aralamak,
- Çevreyi ve doğayı koruma amacıyla yeni planlar hayata geçirmek.
Clinton, toplumsal bütünleşmeye de değer verdi. 2000 yılı milenyum kutlamalarına gelindiğinde, ülkedeki ırk ayrımının en aza indirilmesi yolunda çok önemli aşamalar kaydettiğini gururla ilan etti.
Küresel Siyaset, Krizler ve Liderlik Mirası
Clinton'ın dış politika hamleleri de iç siyaseti kadar yoğun geçti. Bosna'da yaşanan büyük trajediyi durdurmak amacıyla zorlu mücadelelerin ardından bölgede barışı tesis etti. Saddam Hüseyin'in Birleşmiş Milletler kararlarını yok sayan tavırları karşısında Irak'a yönelik askeri bombalama kararları aldı. Asker göndermeden operasyonları tamamlamayı tercih etti. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) genişlemesini sağlarken, serbest ve açık uluslararası ticareti teşvik eden adımlar attı. Küresel ölçekte uyuşturucu kaçakçılığıyla aktif olarak savaştı. Rusya, Çin, Afrika, Avrupa ve Güney Amerika'ya yaptığı resmi ziyaretlerle ABD'nin dış ilişkilerini en verimli ve saygın dönemine taşımayı başardı.
Tüm bu küresel ve ekonomik başarıların yanında, Clinton yönetimi 1998 yılında büyük bir krizle çalkalandı. Beyaz Saray stajyeri Monica Lewinsky ile yaşadığı ilişkiyi yalan söyleyerek gizlemeye çalışması nedeniyle, ABD tarihinde resmi olarak görevden azil istemiyle (impeach) suçlanan ikinci başkan oldu. ABD Senatosu'ndaki yargılamanın ardından aklanan Clinton, tüm halkın önünde sergilediği bu davranış nedeniyle açıkça özür dileyerek görevine kararlılıkla devam etti. Günümüzde de dünya çapında liderlik, yönetim ve küresel meseleler üzerine seminerler vermeyi sürdüren Clinton, pek çok siyaset bilimci ve vatandaş tarafından Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en başarılı başkanlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
