İtalyan müziğinin efsanevi ismi Arturo Toscanini, 25 Mart 1867 tarihinde Parma kentinde dünyaya gözlerini açtı. Claudio Toscanini ve Paola Montani çiftinin evladı olarak hayata adım atan bu dahi sanatçı, çellist olarak başladığı müzik serüvenini tüm zamanların en kusursuz orkestra şefi unvanını alarak taçlandırdı. Parma Konservatuvarı'nda aldığı köklü eğitimin ardından, kusursuz bellek gücü ve ödün vermeyen sanatsal disipliniyle dünya genelinde müzik otoritelerinin saygısını kazandı. Tarihe yön veren klasik müzik yorumlarıyla adını altın harflerle yazdıran büyük maestro, 90 yıllık ömründe sanatı faşizme boyun eğdirmeyen duruşuyla da hatırlanmaktadır.
Genç Bir Yeteneğin Sahneye İlk Adımları
Müzik yolculuğuna doğduğu şehirdeki Parma Konservatuvarı'nda başlayan Toscanini, burada viyolonsel eğitimi üzerine yoğunlaştı. Enstrümanına olan benzersiz hakimiyeti sayesinde henüz 18 yaşında, yani 1885 yılında Reggia Operası bünyesinde profesyonel olarak viyolonsel çalmaya başladı. Sergilediği performans, onun kısa sürede fark edilmesini sağladı. Nitekim sadece bir yıl sonra, 1886'da koro yöneticisi yardımcılığı görevine getirildi. O yıl müzik tarihine geçecek olağanüstü bir gelişme yaşandı. Henüz 19 yaşında bir gençken, Giuseppe Verdi'nin efsanevi eseri Aida'yı başan sona ezbere yönetti. Bu mucizevi konser yönetimi, müzik dünyasında adeta bir deprem etkisi yaratarak büyük yankı buldu.
Bu başarıyla genç yetenek için tüm kapılar açıldı. Toscanini, 1887 yılında İtalya'nın kültür başkentlerinden Milano'ya giderek dünyanın en prestijli opera binalarından La Scala'nın orkestrasında çello çalmaya başladı. İşte bu sırada ünlü besteci Giuseppe Verdi ile tanıştı. İtalyan operasının deviyle tanışmak ufkunu genişletti. Hatta Verdi'nin unutulmaz eseri Othello'nun dünya prömiyerinde, bizzat bestecinin denetimi altında çellosuyla yer alma şerefine erişti. Yıllar süren azimli çalışmalarının ardından, 1898 yılında La Scala’nın genel orkestra yöneticiliği makamına yükseldi. Burada görev yaparken çağdaş İtalyan operasının iki büyük başyapıtı olan Giacomo Puccini’nin La Boheme ve Ruggero Leoncavallo’nun Pagliacci eserlerinin prömiyer şefliğini üstlendi.
Amerika Dönemi ve Dünya Sahnelerinde Bir Efsane
Avrupa sınırlarını aşan devasa şöhretiyle Arturo Toscanini, 1908 yılında yeni dünyaya yelken açarak New York kentinde bulunan dünyaca ünlü Metropolitan Operası’nın genel müzik yönetmeni koltuğuna gururla oturdu. 1908 ile 1915 yılları arasında bu devasa kurumda sergilediği şeflik performanslarıyla Amerika müzik sahnesini derinden etkiledi. Ancak vatan sevgisi ağır bastı ve ülkesine döndü. Birinci Dünya Savaşı’nın zorlu yıllarında sanatı insani bir amaçla buluşturarak cephede yaralanan askerler yararına hayır konserleri verdi. Bunun yanı sıra askeri bandoları yöneterek moral aşıladı. Savaşın ardından, 1921 yılında geniş kapsamlı bir Amerika turnesine çıkarak orkestrasıyla müzikseverleri büyüledi. Aynı yıl yeniden La Scala'nın yöneticisi oldu. Burada Arrigo Boito’nun Nerone (1924) ve Giacomo Puccini’nin tamamlayamadığı son eseri Turandot (1926) operalarının ilk sunularını bizzat yönetti.
Faşizme Karşı Duruş ve NBC Yılları
İtalya'da yükselen baskıcı rejim ve lider Benito Mussolini ile yaşadığı derin siyasi uyuşmazlıklar, Toscanini'yi vatanından tekrar kopardı. Demokrasiye ve özgürlüğe inanan maestro, 1928'de yeniden Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Burada 1936 yılına kadar New York Filarmoni Orkestası'nın şefliğini üstlenerek efsanevi konserlere imza attı. Avrupa festivallerinde de aranan bir lider olan Toscanini, 1930 yılında Almanya’nın Bayreuth kentinde düzenlenen prestijli Vilhelm Richard Wagner festivalini yönetti. 1933 yılında aynı festivalden tekrar davet almasına rağmen, Nazi rejimine duyduğu tepki nedeniyle bu teklifi reddetti. Sanatsal ilkelerinden asla taviz vermeyen maestro, 1938 yılında Avusturya'da Salzburg kentindeki Wolfgang Amadeus Mozart festivallerini yönetti. 1939 yılına gelindiğinde ise Amerika’da radyo yayıncılığı tarihine geçecek bir projeye imza attı. Ünlü yayın kuruluşu NBC bünyesinde özel bir radyo orkestrası kurarak milyonlarca insana klasik müziği ulaştırdı.
Toscanini, sahnede gösterdiği bu benzersiz liderliği ve olağanüstü yeteneği hayatının her anına yaymıştı. Çok farklı bestecilerin eserlerini yorumlarken tüm konserlerini hafızasından, hiçbir nota sehpasına ihtiyaç duymadan yönetmesi onun dahi zekasının en somut göstergesiydi. Müzisyenlerden talep ettiği kusursuz çalışma disiplini ve sanatından ödün vermeyen sert mizacıyla tanınan maestro, özellikle İtalyan operalarının icrasında devrim niteliğinde başarılara ulaştı. Özel yaşantısında da düzeni önemseyen sanatçı, 1897 senesinde Carla De Martini ile hayatını birleştirdi. Bu mutlu evlilikten dört çocuk dünyaya geldi:
- Wanda Toscanini Horowitz
- Walter Toscanini
- Wally Toscanini
- Giorgio Toscanini
Astrolojik olarak Koç burcu özelliklerini taşıyan bu kararlı ve tutkulu müzisyen, 16 Ocak 1957 tarihinde Riverdale, New York'taki evinde 90 yaşında yaşama veda etti. Geriye müzik tarihini kökten değiştiren bir miras bıraktı.
