Dünya sinema tarihinin en seçkin figürlerinden biri olan Angela Lansbury, 16 Ekim 1925 tarihinde İngiltere’nin başkenti Londra’da gözlerini dünyaya açtı. Tam adı Angela Brigid Lansbury olan efsanevi aktris, Terazi burcunun taşıdığı zarafetle sinema, televizyon ve tiyatro sahnesinde derin izler bıraktı. İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte 1940 senesinde ailesiyle birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eden Lansbury, New York’ta aldığı oyunculuk eğitimiyle kariyerinin temellerini attı. Genç yaşta adım attığı Hollywood'da ilk filmiyle Oscar adaylığı kazanan sanatçı, daha sonra tüm dünyada milyonları ekran başına kilitleyecek olan efsanevi dedektif Jessica Fletcher rolüyle adını televizyon tarihine altın harflerle yazdırdı.
Erken Dönem Yaşamı ve Amerika Birleşik Devletleri'ne Göç
Angela Lansbury’nin çocukluk yılları, sanata ve zorluklara tanıklık ederek geçti. Annesi Moyna MacGill’in başarılı bir oyuncu olması, Angela’nın küçük yaşlardan itibaren tiyatro ve sinema dünyasına aşina olmasını sağladı. Babası Edward Isaac Lansbury’i henüz dokuz yaşındayken kaybetmesi, aile için derin bir üzüntü kaynağı oldu. Edgar Lansbury ve Bruce Lansbury adlarında ikiz erkek kardeşleri bulunan Angela, İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı karmaşadan uzaklaşmak adına 1940 yılında ailesiyle beraber okyanus ötesine geçti. New York’a yerleşen genç yetenek, buradaki Lucy Fagan okulunda oyunculuk eğitimi alarak sahne sanatlarının inceliklerini öğrendi. Amerika'daki yaşamını kalıcı hale getiren Lansbury, 1951 yılında resmi olarak ABD vatandaşlığına kabul edildi.
Hollywood'daki İlk Başarılar ve Altın Küre Ödülleri
Genç Angela’nın Hollywood rüyası çok hızlı ve görkemli bir şekilde başladı. Henüz 1944 yılında, başrolünde efsanevi oyuncu Ingrid Bergman’ın yer aldığı ünlü klasik “Gaslight” filminde Nancy Oliver isimli ev hizmetçisini canlandırarak beyazperdeye adım attı. Bu ilk oyunculuk denemesi öylesine başarılı oldu ki, genç aktris henüz ilk filminde Akademi Ödülü adaylığı elde ederek tüm dikkatleri üzerine çekti. Aynı yıl çekilen “National Velvet / Yarış Aşkı” adlı sinema filminde ise bir diğer sinema ikonu Elizabeth Taylor’un canlandırdığı karakterin ablası Edwina Brown rolüne hayat verdi. Lansbury’nin yükselişi hız kesmeden sürdü; 1945 yapımı Oscar Wilde uyarlaması “Dorian Gray'in Portresi” filminde canlandırdığı Sibyl Vane rolü ile izleyenleri büyüledi. Bu üstün performansı, ona 1946 yılında düzenlenen 3. Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü getirdi.
Kariyeri boyunca çok yönlü karakterlere can veren Angela Lansbury, sinema dünyasının dev isimleriyle aynı sahneleri paylaştı. 1961 yılında vizyona giren “Blue Hawaii” filminde rock'n roll efsanesi Elvis Presley’in annesi Sarah Lee Gates rolünü üstlenerek ikonik bir performans sergiledi. Bir yıl sonra, 1962'de sinema tarihinin kült yapıtlarından biri olan, yönetmenliğini John Frankenheimer'ın yaptığı “Mançuryalı Aday” filminde rol aldı. Frank Sinatra, Janet Leigh ve Laurence Harvey gibi dev isimlerin kadrosunda bulunduğu bu filmde sergilediği başarılı oyunculukla 1963 yılındaki 20. Altın Küre Ödülleri’nde bir kez daha En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. Beyazperdedeki bu başarısını tiyatro sahnelerine de taşıyan Lansbury, 1979 yılında Stephen Sondheim imzalı ünlü Sweeney Todd müzikalinde Mrs. Lovett rolüyle izleyici karşısına çıktı. Tiyatro dünyasında fırtınalar estiren bu performansı, ona En İyi Aktris dalında prestijli bir Tony Ödülü kazandırdı. Ayrıca 1978 yılında Agatha Christie uyarlaması olan “Nil'de Ölüm” filminde Peter Ustinov, Maggie Smith, Mia Farrow, Bette Davis, Jane Birkin ve David Niven gibi yıldızlarla beraber oynayarak unutulmaz bir kadronun parçası oldu.
Cinayet Dosyası ile Zirveye Ulaşan Efsanevi Kariyer
Angela Lansbury’nin tüm dünyada adeta bir fenomene dönüşmesi, 1984 yılında başlayan efsanevi televizyon dizisi “Cinayet Dosyası” ile gerçekleşti. Dizide canlandırdığı, kıvrak zekası ve gözlem yeteneğiyle cinayetleri aydınlatan yazar dedektif Jessica Fletcher karakteri, onu televizyon tarihinin en sevilen yüzlerinden biri yaptı. Bu yapımda sadece başrol oyuncusu olarak değil, aynı zamanda yapımcı kimliğiyle de görev üstlenen Lansbury, uzun yıllar boyunca ekranlarda fırtınalar estirdi. Sanatçının özel hayatına bakıldığında ise iki evlilik gerçekleştirdiği görülüyor. İlk evliliğini 27 Eylül 1945 tarihinde meslektaşı Richard Cromwell ile yapan oyuncu, 11 Eylül 1946’da bu evliliği sonlandırdı. Ardından 12 Ağustos 1949 tarihinde hayatını birleştirdiği Peter Shaw ile uzun ve mutlu bir birliktelik yaşadı. Eşinin 29 Ocak 2003 tarihindeki vefatına kadar süren bu evlilikten 1952 doğumlu Anthony Pullen adında bir oğlan ve 1953 doğumlu Deirdre Angela adında bir kız çocuk sahibi oldu.
Kariyerinin sonraki dönemlerinde de üretkenliğinden hiçbir şey kaybetmeyen Angela Lansbury, hem seslendirme projelerinde hem de popüler sinema filmlerinde boy göstermeye devam etti. 1991 yapımı ünlü Disney animasyonu “Güzel ve Çirkin” ile 1997 yapımı “Anastasia” filmlerinde gerçekleştirdiği seslendirmelerle yeni nesillerin de kalbini kazandı. Sinemadaki serüvenine 2011 yılında “Babamın Penguenleri” filminde canlandırdığı Bayan Van Gundy ve 2014'te “Driving Miss Daisy” yapımında üstlendiği Miss Daisy Werthan rolleriyle devam etti. Televizyonda da aktif kalmayı sürdüren yıldız, 2015 yılında “Great Performances” dizisinde, 2017'de ise klasik bir uyarlama olan “Little Women” dizisinde Aunt March karakteriyle izleyici karşısına çıktı. 2018 yılında vizyona giren ve büyük beğeni toplayan “Mary Poppins Returns” filmindeki Balloon Lady rolüyle izleyenlere adeta bir selam duruşu gerçekleştiren usta sanatçı, 101 yıllık ömrüne sığdırdığı muhteşem kariyeriyle dünya sanat mirasının en değerli simgelerinden biri olarak yaşamını sürdürmektedir.
Sanatçının uzun kariyeri boyunca yer aldığı diğer önemli yapımlardan bazıları şunlardır:
- Bedknobs and Broomsticks (Bayan Price rolüyle)
- Samson And Delilah (Semader rolüyle)
- Üç Silahşörler (Queen Anne rolüyle)
- Kurtlar Sofrası (Granny rolüyle)
