Milli Mücadele'nin güney cephesinde sergilediği eşsiz istihbarat çalışmaları ve gösterdiği kahramanlıklarla adını tarihe yazdıran İstiklâl Madalyası sahibi Abdülgani Girici, 1 Temmuz 1901 tarihinde Adana'nın Camili Köyü'nde hayata gözlerini açtı. Babası Camilizade Ali Efendi vefat etmişti. Bunun üzerine annesi Fadime Hanım ile birlikte dayısı Abdullah Ağaoğlu'nun yanına taşındı. Ailenin dört oğlundan en küçüğü olan Girici'nin çocukluğu ve ilk gençliği, vatan savunmasında yer alan ağabeylerinin mücadeleleriyle harmanlandı. Girici'nin cephelerde savaşan ağabeyleri şunlardır:
- Abdülavni: I. Dünya Savaşı'nda Suriye-Filistin cephesinde ve Milli Mücadele'de Batı Kilikya Umum Komutanlığı emrinde çarpışmıştır.
- Mehmet Vehbi: Çanakkale cephesinde vatan savunmasında yer almıştır.
- Bayram Ali: Sarıkamış Harekâtı'nda Ruslar'a esir düşüp 11 yıl sonra Adana'ya dönebilmiştir.
Ailesinin bu fedakar tablosu, genç Abdülgani'nin de gelecekte üstleneceği tarihi sorumlulukların en önemli hazırlayıcısı oldu.
Yakın Tarihin Acı Dönüm Noktası: Camili Faciası
Tarihler 1920 yılını gösterdiğinde, Adana ve çevresi işgal güçlerinin ve onlarla işbirliği yapan milislerin baskısı altındaydı. Abdülgani Girici, Ermeni ve Süryani çetelerin köy içindeki mağaralara ve evlere saklanmış masum Türk sivilleri hedef aldığı vahim saldırılarda çok sayıda yakınını kaybetti. Bölgede derin bir hüzün bırakan ve tarihe "Camili ve Dedepınarı faciası" olarak geçen bu katliam, onun ruhunda yaşamı boyunca taşıyacağı derin izler bıraktı. Ömrü boyunca bu vahşetin etkisinden kurtulamadı. Yaşanan bu büyük felaket ve haksızlıklar karşısında sessiz kalmayı reddeden Girici, vatan topraklarının kurtuluşu için aktif olarak mücadeleye atılma kararı aldı.
Fransız İşgaline Karşı Yürütülen İstihbarat Savaşları
Adana'nın Fransız kuvvetleri tarafından resmen işgal edildiği bu buhranlı dönemde Abdülgani Girici, vatan savunmasını bilgi cephesinde sürdürdü. Matbuat ve İstihbarat Genel Müdürlüğü bünyesinde muhbirlik görevini üstlendi. Bir yandan Fransız askeri birliklerinin ve bölgede faaliyet gösteren Ermeni ile Asuri çetelerin hareketliliğini adım adım izledi. Bu unsurların bölge halkına reva gördüğü zulümleri, işkenceleri ve gerçekleştirdiği cinayetleri ayrıntılarıyla raporladı. Bu bilgileri gizlice Ankara'ya ulaştırdı. Oradan gelen talimatları da Adanalı mücahitlere iletti. Yürüttüğü bu ölümcül casusluk faaliyetleri nedeniyle Fransız Divan-ı Harp Reisi tarafından gıyabında idam cezasına çarptırıldı. Ancak üstün gözüpekliği ve şansı sayesinde düşman eline geçmekten her defasında kurtularak istihbarat görevine devam etti.
Atatürk'ün Takdiri ve "Girici" Soyadının Alınışı
Milli Mücadele'nin en sıcak günlerinde, 5 Ağustos 1920 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk, güney cephesindeki durumu yerinde incelemek üzere Adana cephesine bir teftiş ziyareti gerçekleştirdi. Bu tarihi ziyaret sırasında genç istihbaratçı Abdülgani, Mustafa Kemal Paşa ile yüz yüze tanışma ve ona bilgi sunma şerefine erişti. Genç adamın kıvrak zekasını, cesaretini ve atılgan tavırlarını takdir eden Mustafa Kemal Paşa, onun için "Bu genç kim? Çok girici" ifadelerini kullandı. Cumhuriyetin ilanından sonra Soyadı Kanunu kabul edildiğinde, Ahmet Remzi Bey bu unutulmaz karşılaşmayı ve Atatürk'ün o veciz sözünü hatırlattı. Bu hatıraya hürmeten kahraman mücahit, "Girici" soyadını gururla taşımaya başladı.
İstiklal Madalyası ve Cumhuriyet Yıllarındaki Hizmetleri
Kurtuluş Savaşı'ndaki olağanüstü çabaları ve yararlılıkları dolayısıyla İstiklâl Madalyası ile taltif edilen Abdülgani Girici, barış döneminde de ülkesine hizmet etmeyi kararlılıkla sürdürdü. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Adana'da Kuvâ-yi Milliye ve Mücahit Gazileri topluluklarının kurucu kadrosunda yer alarak bu örgütlerin yöneticiliğini üstlendi. Belediye Meclis Üyeliği ve müfettişlik yaptı. Ömrünün son demlerinde, tanık olduğu olayları gelecek nesillere aktarmak amacıyla anılarını kaleme aldı. Bu kıymetli tanıklıklar, "1920 Adana Ermeni Mezalimi Hatıraları" adıyla yayımlanarak yakın tarihe ışık tutan bir belge niteliği kazandı. Adana'nın bu yiğit evladı, 25 Ocak 1989'da vefat etti.