Klasik Türk müziği dünyasının en üretken ve en saygın isimlerinden biri olan Zeki Duygulu, 1907 yılında babasının görevi sebebiyle Beyrut'ta dünyaya gözlerini açmış, çocukluğundan itibaren müzikle iç içe büyümüş ve ömrünü Türk sanat musikisine adamış müstesna bir bestekardır. Henüz çocuk yaşta müzikle tanıştı. Kurtuluş mücadelesinde aktif rol alarak İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen usta sanatçı, hem sahne icralarıyla hem de ardında bıraktığı bine yakın özgün eseriyle müzik tarihimizin köşe taşlarından biri haline gelmiştir. Yaşamı boyunca İzmir, İstanbul ve Ankara gibi şehirlerin musiki çevrelerinde önemli izler bırakan besteci, 13 Mart 1974 tarihinde İzmir'de hayata gözlerini yummuştur.
Savaşın Gölgesinde Çocukluk ve İzmir'e Uzanan Yolculuk
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde, rûsûmat memuru olarak görev yapan Fethi Bey'in oğlu olarak Beyrut'ta doğan Zeki Duygulu'nun çocukluk yılları, imparatorluğun çalkantılı savaş yıllarıyla şekillenmiştir. Babası İstanköy'de İtalyanlara esir düşünce, annesiyle birlikte İzmir'e yerleşmiştir. Kurtuluş Savaşı'na bizzat katılan Duygulu, İstiklal Madalyası almıştır.
On İki Yaşında Başlayan Sanat Serüveni
Sanatçının içindeki müzik sevdası çok erken yaşlarda kendini göstermiş ve usta isim henüz on iki yaşındayken sahneyle tanışmıştır. Küçük yaşta sahneye çıkması kariyerinin temeliydi. 1925 yılında, dönemin önemli komutanlarından Fahrettin Altay'ın liderliğindeki Süvari Kolordusu bünyesinde müzik öğretmenliği yapmaya başlamıştır. Bu görevi sayesinde askeri teşkilat bünyesindeki sanatsal yapılanmaya da çok önemli katkılar sunmuştur.
Musiki Çevreleri, Büyük Dostluklar ve Unutulmaz Eserler
Zeki Duygulu, uzun sanat yaşamı boyunca İzmir, İstanbul ve Ankara piyasalarında aralıksız çalışarak adını geniş kitlelere duyurmayı başarmıştır. Dönem dönem katıldığı radyo yayınları vasıtasıyla da eserlerini geniş kitlelere ulaştırma fırsatı bulmuştur. Çok genç yaşlarda başladığı bestekarlık kariyerinde inanılmaz bir verimliliğe ulaşan sanatçı, ömrü boyunca bine yakın esere imza atmıştır. İlk bestesi 'Harmandalı Mustafa' adını taşımaktadır. Sanatçı, kendi müzik bilgisini ve tekniğini geliştirmek amacıyla dönemin en yetkin musikişinasları ile yakın dostluklar kurmuştur. Sanatına yön veren, fikir alışverişinde bulunduğu ve ortak bir musiki dili paylaştığı bu kıymetli isimler şunlardır:
- Selahattin Pınar
- Sadi Hoşses
- Ekrem Güyer
- Müzehher Güyer
- Şair Mustafa Nafiz
- Sâdettin Kaynak
Bu önemli sanatsal iş birlikleri ve dostluklar, bestecinin musiki vizyonunu genişletmiş ve eserlerindeki melodik zenginliğini artırmıştır. Müzikal dehasını sinema perdesine de taşıyan Duygulu, birçok Türk filmi için film müzikleri hazırlayarak sinema dünyasına da katkıda bulunmuştur. Ne var ki sanatçının ürettiği bu devasa eser arşivinin büyük bir kısmı, o yıllardaki nota yazımı ve muhafaza imkanlarının yetersizliği nedeniyle günümüze ulaşamamıştır. Bestelerinin pek çoğunun nota eksikliğinden dolayı kaybolması, Klasik Türk müziği mirasımız adına derin bir teessür kaynağıdır.
Aile Yaşamı ve Son Yılları
Sanat hayatındaki yoğun temposunun yanı sıra düzenli bir aile yaşamına da büyük önem veren Zeki Duygulu, 1938 yılında Hamiyet Hanım ile hayatını birleştirmiştir. Sevgi dolu bu evlilikten çiftin Metin, Erol, Erdem ve Eser ismini verdikleri dört evladı dünyaya gelmiştir. Aile bağları son derece güçlü olan müzisyenin soyadı ve sanatsal mirası sonraki nesillerde de devam etmiştir. Kendisi gibi müzik dünyasında adından söz ettiren Tayfun Duygulu'nun dedesi olan bestekar, oğlu Erol Duygulu aracılığıyla torununa aktarılan bu sanatsal genlerin de kaynağıdır. İzmir sevdalısı olan ve ömrünün son yıllarını bu şehirde geçiren usta sanatçı, 13 Mart 1974 tarihinde İzmir'de hayata veda etmiştir. Vefatının ardından cenazesi İstanbul'a nakledilerek ünlü Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiş ve ebedi istirahatgahına tevdi edilmiştir.