Kurtuluş Savaşı'nın efsanevi süvari komutanı Fahrettin Altay, Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonrasında İzmir topraklarına adım atan ilk Türk komutandır. 1880 yılında Arnavutluk sınırları içindeki İşkodra kentinde dünyaya gözlerini açan bu askeri deha, ömrünü cephelerde ve vatan hizmetinde geçirmiştir. 94 yıllık yaşamında hem Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde hem de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında kritik görevler üstlenmiştir. Ordudaki üstün başarılarının yanı sıra parlamento çatısı altında milletvekili olarak da halkına hizmet etmiştir. Ülkemizin yetiştirdiği bu büyük şahsiyet, ömrünü noktaladığı İstanbul'da 26 Ekim 1974 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.
Harbiye'den Balkan Cephesine İlk Adımlar
Genç Fahrettin, askeri eğitimine adım atarak 1900 senesinde Harp Okulu'nu başarıyla bitirdi. Eğitimine ara vermeden devam ederek 1902'de Harp Akademisi'nden mezun oldu. İlk görev yeri olan Dersim bölgesine tayin edildi. Buradaki VI. Ordu bünyesinde bulunan aşiret süvari alaylarının sayısını azaltmakla görevlendirildi. Bu çetin coğrafyadaki görevini tam sekiz yıl boyunca sürdürdü. 1910 yılına gelindiğinde Harbiye I. Şube müdürlüğü görevine getirilerek merkez bürokrasiye dahil oldu.
Daha sonra bir dönem Büyükçekmece'de Donanma Komutanlığı bünyesinde görev icra etti. Balkan Savaşı sırasında düşman birliklerinin Edirne sınırına kadar dayanması üzerine askeri hareketlilik arttı. 1913 yılında Çatalca Aşiret Süvari Tugayı komutasını üstlenen Altay, Bulgar kuvvetlerinin taarruzlarını başarıyla püskürttü. Gösterdiği yararlılıklar sayesinde 1914 senesinde yarbay rütbesine terfi etti. Hemen ardından IV. Kolordu kurmay kadrosuna atandı ve ikinci defa Erkan-ı Harbiye şube müdürlüğü görevini yürüttü.
Birinci Dünya Savaşı'nın zorlu koşullarında, 1915 yılında albay rütbesine layık görüldü. Bu dönemde V. Ordu emrinde çeşitli görevlerde bulundu. 1917 yılına gelindiğinde askeri bir heyetle birlikte Almanya'ya seyahat etti. Bu heyette meşhur kumandan Vehip Paşa da bulunmaktaydı. Aynı yıl içinde 26. Tümen komutanı olarak cepheye döndü. 1918 senesinde ise 15. Kolordu komutan vekilliği vazifesine getirildi ve aynı yıl içinde tekrar 12. Ordu komutanı olarak atandı.
Kurtuluş Savaşı ve İzmir'e İlk Adım
Cihan Harbi sonlandığında III. Kolordu'nun başında bulunan Altay, Milli Mücadele'nin başlamasıyla vatan savunmasında aktif rol oynadı. Kurtuluş mücadelesi boyunca 12. Kolordu komutanlığı vazifesini üstlenerek Anadolu'daki pek çok önemli çarpışmada bizzat yer aldı. Kahraman komutanın Milli Mücadele yıllarında bizzat yönettiği veya katıldığı bazı kritik olaylar şunlardır:
- 1920 yılındaki Konya kökenli Delibaş İsyanı'nın bastırılması,
- Tarihi öneme sahip Sakarya Meydan Muharebesi ve savunma hatları,
- Batı Cephesi'ndeki stratejik I. ve II. İnönü Savaşları.
Tarih yaprakları 1921 yılını gösterdiğinde sergilediği üstün askeri başarılar vesilesiyle tümgeneral rütbesine terfi ettirilen kahraman komutan, yetki alanının genişletilmesiyle birlikte ordu bünyesinde son derece kritik bir hamle olarak Süvari Grup Komutanlığı makamına getirildi.
Bu süreçte siyasi arenada da ismi yankı buldu. 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Mersin Milletvekili seçilmesine rağmen cephedeki amansız mücadeleler nedeniyle meclis çalışmalarına iştirak edemedi. Kurtuluş Savaşı'nın nihai yılındaki kritik çarpışmalarda ordunun hareket gücünü büyük ölçüde süvari birlikleri oluşturuyordu. Bu kapsamda Afyon, Alaşehir, Uşak ve Altıntaş havalisinde gerçekleştirilen muharebelerde süvariler orduya paha biçilemez katkılar sundu. Nihayetinde bozguna uğrayan ve kaçış yoluna koyulan düşman ordusunu amansızca takip ederek İzmir'e giriş yapan ilk süvari birlikleri de doğrudan doğruya onun emir ve komutası altındaydı.
Kazanılan muazzam zaferlerin ardından korgeneralliğe terfi ettirilen Altay, süvari kolordusundaki asli vazifesine ek olarak bir süre boyunca I. Ordu komutan vekilliği yetkisini de omuzlarında taşıdı.
Cumhuriyet Yılları, Uluslararası Hakemlik ve Siyaset
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte yeni kurulan devletin kadrolarında da yer aldı. 1923 seçimlerinde yeniden parlamentoya seçilerek milletvekili unvanını kazandı. Ancak o yıllarda askeri üniforma ile mebusluğun bir arada yürütülmesinin doğuracağı sakıncalar sebebiyle Mustafa Kemal Atatürk'ün tavsiyesi doğrultusunda meclis üyeliğinden çekildi. Kendisini tamamen askeri çalşmalara adayan Altay, 1944 yılına gelindiğinde I. Kolordu komutanı olarak görev yapıyordu.
Aynı sene içinde komşu coğrafyada baş gösteren İran ve Afganistan arasındaki gergin sınır ihtilaflarının çözüme kavuşturulması amacıyla uluslararası arenada hakem seçildi ve hazırladığı detaylı raporla iki ülke arasındaki barışa vesile oldu.
Bu tarihi diplomatik başarısının ardından, 1945 yılında Yüksek Askeri Şura üyesi olarak görev yapmaktayken yaş haddini doldurması sebebiyle şerefli askeri üniformasına veda ederek emekliğe ayrıldı.
Soyadı kanununun yürürlüğe girdiği günlerde İran'da resmi vazifede olan general, bu sebeple soyadı belirleme süreçlerine bizzat katılamadı. Bu esnada Mustafa Kemal Atatürk, geçmiş yıllarda birlikte izledikleri İngiliz takımına karşı oynanan İngiltere-Altay futbol müsabakasının anısına istinaden kendisine Altay soyadını bizzat uygun gördü. Zira iki lider, komutanın İzmir'deki Altay Spor Kulübü'nü ziyareti esnasında bu heyecanlı maçı yan yana seyretmişlerdi.
Uzun süren askeri hayatının noktalanmasının ardından yeniden sivil siyaset sahnesine dönmeyi tercih etti. 1946 ile 1950 seneleri arasında Burdur Milletvekili sıfatıyla parlamentoda tekrar halkını temsil etti. Bu süreçte Demokrat Parti'nin teşkilatlanma ve kuruluş aşamalarında oldukça mühim roller üstlendi. 1950'li yılların ardından ise aktif siyaset hayatının tamamen noktalayarak dinlenmek üzere İstanbul'a yerleşti. 94 yıllık onurlu bir ömrün ardından 26 Ekim 1974 tarihinde bu dünyadan göçen efsanevi komutanın naaşı, başkent Ankara'da bulunan Devlet Mezarlığı'na defnedilerek ebedi istirahatgahına tevdi edildi.
