Fahire Battalgazi, ülkemizde zooloji ve ihtiyoloji biliminin kurumsal gelişimine öncülük eden, cumhuriyet döneminin ilk kadın profesörleri arasında yer alan çok önemli bir bilim insanıdır. 1902 yılında İstanbul'da doğan ve yine aynı kentte 1948 yılında yaşamını yitiren değerli araştırmacı, Türkiye'nin tatlı ve tuzlu su faunasını aydınlatmak adına yoğun çalışmalar gerçekleştirmiştir. Kariyeri sürecinde tam 30 adet yeni takson tanımlayarak uluslararası literatürde kalıcı bir iz bırakmayı başarırken, iki taksona da kendi ismi verilmiştir. Akademik yolculuğunu Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'nde aldığı eğitimle zenginleştiren Battalgazi, üniversite reformunun ardından zooloji kürsüsünde dersler vererek genç cumhuriyetin yükselen bilimsel kalkınmasına büyük katkılar sunmuştur.
Bilim Yolunda İlk Adımlar ve Soylu Bir Aile
Fahire Battalgazi'nin yaşamı, 1902 yılında İstanbul'da köklü ve seçkin bir aile ortamında başladı. Müşir Akif Paşa'nın ve Dr. Müşir Ömer Paşa'nın torunudur. Babası ise ülkemiz adli tıp alanının ilk hekimleri arasında yer alan Etem Akif Bey'dir. Böylesine entelektüel bir ailede büyüyen Fahire Hanım, ilk öğrenimini Şam'da yer alan Notre Dame de Sion Fransız Mektebi'nde tamamlamıştır. Daha sonra orta öğrenimi için köklü eğitim kurumlarından Bezmi Alem Lisesi'ne devam etmiş ve buradan 1924 yılında mezun olmuştur. Bilim dünyasına olan ilgisi onu İstanbul Dârülfünûnu Fen Fakültesi Tabii İlimler bölümüne yönlendirmiştir. Bu bölümden de 1926 yılında yüksek başarıyla mezun olmayı başarmıştır. Mezuniyetini takip eden dönemde, 1 Nisan 1926 ile 1 Ekim 1927 tarihleri arasında Tercan Kazası İlk Mektep Başmuallimliği vazifesini yürütmüştür.
Genç cumhuriyetin eğitim hamlesinde yer aldıktan hemen sonra akademik kariyerine başlamak amacıyla İstanbul'a dönmüştür. 1 Haziran 1927 tarihinde Fen Fakültesi Teşrih ve Fizyoloji asistanlığına tayin edilmiştir. Gösterdiği üstün gayretler sonucunda, aynı yılın Ağustos ayında Hayvanat Enstitüsü asistanlığı görevine nakledilmiştir. Kısa sürede başarılarıyla öne çıkarak Haziran 1927'de başasistanlığa yükseltilmiştir. Akademideki hızlı yükselişi, 1931 yılında Hayvanat Enstitüsü'nün laboratuvar şefliği görevine atanmasıyla devam etmiştir. Bilimsel düzeyini yükseltmek için Paris'e gitmiştir. Sorbonne Üniversitesi'nde eğitimini tamamlamıştır. Fransa'daki çalışmalarının ardından ülkeye dönerek 1 Aralık 1932'den itibaren Müderris Muavini vekilliği görevini yürütmüştür.
Üniversite Reformu ve Bilimsel Çalşmalar
Türkiye'deki yükseköğretim yapısını tamamen değiştiren 1933 Üniversite Reformu, Fahire Hanım'ın önünü açmıştır. Bu reform doğrultusunda, 30 Kasım 1933 tarihinde hayvanat (zooloji) doçentliği unvanına resmi olarak tayin edilmiştir. Akademik faaliyetlerinin yanı sıra araştırma gezilerine de önem veren bilim insanı, 1-12 Kasım 1935 tarihleri arasında Balıkçılık Enstitüsü tarafından düzenlenen bilimsel araştırmalara doğrudan katılım sağlamıştır. Aynı dönemde, Prof. A. Naville'in verdiği derslerin içeriklerini, meslektaşı Suat Nigâr ile birlikte büyük bir özenle Türkçeye çevirmiştir. Prof. Naville'in vefat etmesi üzerine, 31 Mart 1937'den başlayarak onun zooloji derslerini bizzat kendisi üstlenmiş ve vermeye başlamıştır. 1938 yılında doçentlik sınavının tüm aşamalarını başarıyla gerçekleştiren başarılı akademisyen, 1944 yılında ise profesör unvanını elde etmiştir. Böylece ilk kadın profesörlerimizden biri olmuştur.
İsim Değişiklikleri ve Taksonomik Katkıları
Fahire Hanım, hayatı boyunca farklı isimlerle akademik yayınlar üretmiş ve bilimsel çalışmalara imza atmıştır. Bilimsel yayınlarında ve resmi kayıtlarda dönemine göre farklı isimlerle anılmıştır:
- Fahire Akif Hanım (soyadı kanunundan önceki çalışmalarında tercih ettiği isim)
- Fahire Battalgil (Soyadı Kanunu sonrasında yayınlarında kullandığı soyadı)
- Fahire Battalgazi (1943 yılından itibaren benimsediği resmi ve bilimsel adı)
Uluslararası ICZN yazar gösterimlerinde öncelikle Battalgil, sonraki çalışmalarında ise Battalgazi olarak anılmıştır. Bu değerli bilim insanı, zooloji ve ihtiyoloji dünyasına toplamda 30 yeni takson tanımlayarak büyük bir zenginlik kazandırmıştır. Yaptığı keşiflerin bir karşılığı olarak, iki ayrı taksona da onun adı verilmiş ve ismi ölümsüzleştirilmiştir. Bu başarılı ömür, 20 Şubat 1948'de İstanbul'da son buldu. Vefatının ardından, Beşiktaş'taki Kılıçali Yahya Efendi aile kabristanlığı'na büyük bir saygıyla defnedilmiştir.