Türk milliyetçi camiasının yakından tanıdığı yazar ve askerî gönüllü Yusuf Ziya Arpacık, 1 Mayıs 1958 tarihinde Erzurum'da dünyaya geldi. Zor tabiat şartlarının hüküm sürdüğü bir coğrafyada çocukluk yıllarını tamamlayan Arpacık, akademik hayatına İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'nde adım attı. Ancak gençlik yıllarında Türkiye'nin içinde bulunduğu hareketli siyasi ortam, onun yaşam yolculuğunu henüz üniversite sıralarındayken çok farklı bir yöne sürükledi. 13 Şubat 1978 tarihinde tutuklanan genç tarih adayı, kendisini uzun yıllar sürecek çetin bir cezaevi hayatının tam ortasında buldu.
Demir Parmaklıklar Arkasında Kendini İnşa Etmek
Yaklaşık on yıl boyunca cezaevinde kalan Yusuf Ziya Arpacık, bu zorlu sürecin neredeyse yarısını tek kişilik hücrelerde geçirmek zorunda bırakıldı. Hücre günleri onun için son derece yıpratıcıydı. Dış dünyadan tamamen yalıtılmış bu dar alanlarda umudunu yitirmeyen yazar, vaktini kitap okuyarak ve yabancı dil öğrenerek değerlendirdi. Cezaevindeki kısıtlı imkanlarla kendi kendine farklı lisanlar geliştiren Arpacık, edindiği teorik bilgileri hapishanedeki yabancı mahkûmlarla konuşarak pratiğe döktü. Parmaklıklar ardında geçirdiği yılları adeta bir okula dönüştürerek kendini entelektüel anlamda geliştirmeyi başardı. Cezaevinden tahliye edildikten sonra eğitimine ara vermek zorunda kaldığı üniversitesine dönmek için yıllarca bekledi. Nihayet çıkan bir öğrenci affından yararlanarak yarım kalan okulunu tam yirmi yedi sene sonra, gecikmeli de olsa başarıyla tamamlayıp diplomasını eline aldı.
Sınır Ötesinde Cephe Yılları: Karabağ ve Kerkük
Özgürlüğüne kavuşan Arpacık, kalemini eline alarak yazarlık yaparken aynı zamanda Türk dünyasındaki çatışma bölgelerine karşı da duyarsız kalmadı. Bu doğrultuda, 1992 yılında patlak veren Karabağ Savaşı'nda Azerbaycan ordusunun saflarında yer alarak cepheye giden Arpacık, Ermenistan işgaline karşı yürütülen çeşitli askerî harekâtlarda aktif olarak gönüllü mücadele yürüttü. Buradaki çatışmaların ardından bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden isim, 2003 yılında gerçekleşen Irak işgali sırasında da soydaşlarının yanında yer aldı. Kerkük bölgesine giderek işgal güçlerine karşı yürütülen savunma ve direniş faaliyetlerine askerî gönüllü sıfatıyla katıldı. O, artık cephelerin gönüllü neferiydi. Bu eylemleri geniş yankı uyandırdı.
Hukuki Süreçler ve Ergenekon Davası İddiaları
Yusuf Ziya Arpacık adı, sonraki yıllarda Türkiye'yi sarsan birtakım büyük hukuki soruşturmaların iddialarında da geçti. Danıştay davası sanıklarından Osman Yıldırım olduğu ileri sürülen ve mahkemede korunan 'Gizli Tanık 9', ifadelerinde Yusuf Ziya Arpacık'ın Muzaffer Tekin ile birlikte bu kanlı eylemi baştan sona organize eden isimler arasında yer aldığını iddia etti. Ayrıca eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür, Ergenekon soruşturması kapsamında tanık sđfatıyla verdiği ifadede onun hakkında birtakım beyanlarda bulundu. Eymür, Arpacık'ı "milliyetçi savaşçı" olarak tanımlarken, emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Kerkük'teki kilit bağlantılarından biri olduğunu öne sürdü. Bu yurt dışı ilişkilerinin devletin en üst kademelerinde ciddi rahatsızlıklara yol açtığını belirten Eymür, Veli Küçük'ten edindiği bir bilgi notunu da dile getirdi. Ergenekon duruşmalarında ifade veren Mehmet Eymür, Irak'taki birtakım dinci gruplarla bağlantısı olduğu öne sürülen yazarın sınır ötesi faaliyetlerinin hem Dışişleri hem de Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından çok yakından takip edildiğini ve bu durumun Küçük'e resmen iletildiğini açıkladı. Hatta Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayının da bu gayriresmî sınır ötesi faaliyetlerin bir yansıması olabileceği duruşma tutanaklarında iddia edildi. Bu iddialar gündemi uzun süre meşgul etti. Bu süreçler zamanla netlik kazandı. Yazar ise sessizliğini korudu.
