Osmanlı İmparatorluğu'nun modern sanatla tanışma süreçlerinde öncü bir rol üstlenen heykeltıraş ve eğitimci Yervant Oskan Efendi, 1855 yılında İstanbul'un tarihi Samatya semtinde dünyaya gözlerini açtı. Batı tarzı heykel sanatının ülkedeki ilk temsilcisi olarak kabul edilen sanatçı, kurucusu olduğu Sanayi-i Nefise Mektebi bünyesinde otuz yılı aşan süre boyunca ilk nesil Türk heykeltıraşlarını yetiştirerek bu disiplinin kurumsallaşmasını sağladı.
Genç yaşta sanata yönelen Yervant Oskan Efendi'nin soy geçmişi, onun döküm ve biçimlendirme sanatına olan yatkınlığını açıklamaktadır. Babası Hagop Oskan Bey, şairlik, öğretmenlik ve tercümanlık gibi entelektüel alanlarda faaliyet gösterirken; büyükbabası Erzurumlu Voskan Gotogyan ise Osmanlı darphanesinde döküm ustabaşılığı yapmaktaydı. İlk eğitim adımlarını Beşiktaş Makruhyan Ermeni Okulu ile Pera Hayr Ananya cemaat okulunda atan genç yetenek, ailesinin maddi ve manevi desteğiyle 1866 yılında İtalya'nın Venedik kentine gitti. Burada Murad Rafaelyan Mıkhitaryan Okulu'nda öğrenim görerek İtalyan sanatçı Luigi Kura'nın gözetiminde yeteneklerini geliştirdi ve 1872 yılında başarıyla mezun oldu.
Eğitimine Roma İmparatorluk Sanat Okulu'nda devam eden sanatçı, Enrico Bektti ile Cirolana Mazzini'nin atölyelerinde 1877 yılına kadar akademik disiplin kazandı. Avrupa'daki eğitim serüvenini 1878 yılında kazandığı devlet bursu sayesinde Paris'te sürdüren Oskan Efendi, her ne kadar Fransa'da kalmayı arzulasa da ailesinin çağrısı üzerine İstanbul'a dönmek zorunda kaldı. İstanbul'da İngiliz Konsolosluğu tarafından düzenlenen karma bir sergide eserlerini sergileyen genç heykeltıraş, burada dönemin öncü kültür insanı Osman Hamdi Bey ile tanışarak hayatının en önemli dönüm noktasını yaşadı. Bu kıymetli tanışıklık, ilerleyen yıllarda Osmanlı sanat dünyasını şekillendirecek köklü bir dostluk ve mesleki ortaklığa evrildi.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Uzanan Sanat Köprüsü
Osman Hamdi Bey, yeteneğini takdir ettiği Yervant Oskan Efendi'yi yeni kurulan Sanayi-i Nefise Mektebi bünyesinde müdür yardımcılığı ve heykel bölüm başkanlığı görevlerine getirdi. Mimar Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen okul binasının yapım süreci 1 Mart 1882'de başlamış ve 2 Mart 1883'te eğitim hayatına kapılarını açmıştır. Binasının cephesinde yer alan dekoratif kabartmalar, alınlıklar ve görkemli büstler doğrudan Oskan Efendi'nin ellerinden çıktı. Okulun açılışıyla birlikte resmi olarak heykel dersleri vermeye başlayan sanatçı, bu kurumda kesintisiz olarak 32 yıl boyunca hocalık yaparak Osmanlı'nın ilk heykeltıraş kuşağını eğitti.
Akademideki ilk öğrencisi olan ve kendisinden sonra bölüm başkanlığı görevini devralan İhsan Özsoy gibi kıymetli isimlerin yetişmesinde başrol oynadı. 1908 yılında resmi olarak emekliye ayrılmasına rağmen, sanatçı buradaki idari ve eğitsel rollerini vefat ettiği tarihe kadar büyük bir bağlılıkla sürdürdü. Akademik faaliyetlerinin yanı sıra Müze-i Hümayun restoratörlüğü görevini de yürüten sanatçı, devlet düzeyinde büyük takdir topladı. Sanat alanındaki üstün başarıları dolayısıyla 1904 yılında üçüncü sınıf Mecidî nişanı ile taltif edildi. 1907 yılında ise Sultan II. Abdülhamid'in tahta çıkış yıl dönümünde düzenlenen Osmanlı Sanat Sergisi'nde sergilediği ünlü eseriyle dördüncü sınıf nişana layık görüldü.
Arkeolojide Çığır Açan Keşifler ve Restorasyon Çalışmaları
Yervant Oskan Efendi, yalnızca atölyesinde eser üreten bir heykeltıraş değil, aynı zamanda Osmanlı arkeoloji tarihinin en önemli saha çalışmalarında bizzat yer almış bir bilim insanıdır. 1882 yılında Osman Hamdi Bey başkanlığındaki ilk yerli bilimsel arkeolojik heyete dahil edilen sanatçı, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Nemrut Dağı kazılarına katıldı. Kommagene krallığına ait anıtsal mezar alanında gerçekleştirilen bu tarihi araştırmalar, daha sonra iki dost tarafından kaleme alınan Fransızca Le Tumulus de Nemroud Daghi isimli prestijli eserde bilim dünyasına sunuldu.
Sanatçının en büyük arkeolojik ve restorasyon başarısı ise 1887 yılında Lübnan'ın Sidon (Sayda) kenti yakınlarında keşedilen kraliyet nekropolü kazılarında ortaya çıktı. Antik çağın en muazzam eserlerinden biri kabul edilen Büyük İskender Lahdi'nin çıkarılmasında ve temizlenmesinde görev alan Oskan Efendi, lahdin baş restoratörlüğünü üstlendi. Günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin en değerli parçalarından biri olan bu eseri insanlığa kazandırma sürecindeki olağanüstü titizliği, 1885 yılında Alman hükümeti tarafından özel bir madalya ile ödüllendirilmesini sağladı. Sahadaki bu pratik tecrübeler, onun heykeltıraşlık kariyerindeki form ve anatomi bilgisini de benzersiz bir seviyeye taşıdı.
Eserlerindeki Sanatsal Üslup ve Çeşitlilik
Heykel üretiminde malzeme sınırlaması tanımayan Yervant Oskan Efendi, alıç, mermer, bronz ve pişmiş toprak gibi farklı materyalleri ustalıkla işledi. Sanatında Klasik ve Natüralist akımların etkileri belirgin şekilde hissedilirken, konularını genellikle tarihi temalardan, mitolojiden ve günlük yaşamın içinden seçti. Form tekrarlarından özellikle kaçınan sanatçı, her yapıtında özgün bir kompozisyon arayışına girdi. Büst ve kabartma çalışmalarının yanı sıra küçük boyutlu figüratif heykeller de üreterek geniş bir sanatsal yelpazeye ulaştı.
Sanatçının öne çıkan eserleri arasında şunlar yer almaktadır:
- Osman Hamdi Bey'in eşi Naile Hanım büstü ve 1885 tarihli oval bronz kabartması
- Osman Hamdi Bey büstü
- Zeybek (Kılıçla dans eden zeybek) heykeli
- Muzaffer Venüs büstü
- Tavuk satan kadın heykeli
Heykel sanatının yanı sıra resim alanında da değerli çalışmalar üreten sanatçı, İtalya yıllarında ve sonrasında fırçasını da konuşturdu. Sanatçının Roma yıllarından kalan ve günümüzde Ermenistan Ulusal Müzesi koleksiyonunda korunan 1876 tarihli Roma'da Bir Kilisenin İç Mekânı tablosu ile 1877 tarihli Roma'da Bir Sokak eseri bu yönünün en değerli kanıtlarındandır. Ayrıca babasını resmettiği 1889 tarihli Hagop Osgan'ın Portresi de resim tarihimizdeki özel yerini korumaktadır. Öjeni Hanım ile hayatını birleştiren ve bu evlilikten Eva, Mari ve Rebeka adında üç kız çocuğu babası olan büyük usta, 10 Temmuz 1914'te İstanbul'da 59 yaşında hayata gözlerini yumarak Şişli Ermeni Mezarlığı'na defnedildi.
