İçeriğe Atla
Yesari Asım Arsoy fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Yesari Asım Arsoy Kimdir?

Yesari Asım Arsoy, 1896 Drama doğumlu Klasik Türk müziği bestekarıdır. Hayatı boyunca 250 civarında ölümsüz esere imza atarak adını tarihe yazdırmıştır.

Diğer adlar: Mustafa Yesâri Âsım Arsoy, Yesâri Asım Arsoy, Yesari Asım

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Yesari Asım Arsoy Hakkında

Mustafa Yesâri Âsñm Arsoy, Cumhuriyet döneminin en üretken Klasik Türk müziği bestekârı, söz yazarı ve yorumcuları arasında yer alır. 6 Ağustos 1896 tarihinde Drama kentinde dünyaya gelen sanatçı, 18 Ocak 1992'de İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Kendine özgü yorumu ve besteleriyle tanınan bu usta isim, Konya'dan Drama'ya uzanan göçmen bir ailenin sekiz çocuğundan altıncısıdır. Solaklığı nedeniyle ailesinden tevarüs eden "Yesari" lakabı, sanatçının hem kişisel kimliğini hem de müzikal yolculuğunu simgeler. Genç yaşlardan itibaren babasının hafız olması yönükedeki ısrarlı beklentilerine rağmen kendi iç sesini dinleyen bestekâr, zorlu yaşam koşulları altında Türk sanat müziğinin en değerli figürlerinden biri haline gelmiştir.

Solak Bir Hattatın Torunundan Müziğe Uzanan İlk Adımlar

Sanatçının kökleri, Konya'dan Drama'ya göç eden ve buraya yerleşen kalabalık bir aileye dayanmaktadır. Babası Bergofçalı Ömer Lütfi Efendi ve annesi Zübeyde Hanım'dır. Ailede sol el kullanımı adeta bir soyaçekim unsurudur. Nitekim babasının dedesi Şeyh Ömer Efendi, sol eliyle yazdığı eşsiz eserlerle tanınan ünlü bir hattattır. Tıpkı dedesi gibi sol elini kullanan Âsım ve ablası da bu özellikleri nedeniyle solak anlamına gelen "Yesari" ismiyle çağrılmışlardır. Aile, Âsım'ın orta öğrenimini tamamlamasının ardından Drama'dan ayrılıp İstanbul'a göç etmiştir. Takvimler 1917 yılını gösterdiğinde ise yeni durakları Adapazarı olmuştur.

Âsım Arsoy'un müzik eğitimi, Adapazarı'nın kültürel atmosferinde filizlenmiştir. Genç müzisyen ilk derslerini bu şehirde almaya başlamıştır. Müziğe ilk olarak bağlama çalarak adım atmış, ardından bu tutkusunu ud ile taçlandırmıştır. Okulundaki öğretmenlerinden ve çevresindeki komşu müzisyenlerden eski eserleri öğrenerek kendi kendini eğitmiştir. Oldukça dindar olan babası, onun dini bir eğitim alarak hafız olmasını çok istemiştir. Babasının bu yöndeki yoğun baskılarına rağmen genç Âsım, hafızlık yolunu seçmemiştir. Buna karşın, içindeki manevi derinliği koruyarak zaman zaman camilerde ezan okumayı da ihmal etmemiştir.

Sanatçının müzikal gelişiminde öne çıkan temel faktürler şunlardır:

  • Öncelikle bağlama ve ardından ud enstrümanlarını öğrenerek musikiye adım atması,
  • Okulundaki öğretmenleri ile yakın çevresindeki müzisyenlerden eski eserleri öğrenerek kendini geliştirmesi,
  • İzmit'te bulunduğu dönemde Fehmi Tokay ve Zeki Arif Ataergin gibi değerli ustalardan destek görmesi.

Anadolu Sürgünlerinden İstanbul Radyosu'na Bir Sanat Yolculuğu

Hayatçın gerçekleriyle genç yaşta yüzleşen Âsım Arsoy, 1920 yılında Antalya'da bir gemi acentesinde memur olarak iş hayatına atılmıştır. Geçimini sağlamak adına ilerleyen yıllarda İstanbul ve İzmit'te çok farklı iş kollarında çalışmıştır. Bu zorlu çalışma hayatı, onun müzikten kopmasına yol açmamış, aksine yeni çevrelere girmesine vesile olmuştur. Özellikle İzmit'te yaşadığı dönem, sanat hayatı için adeta bir dönüm noktası teşkil eder. Burada Türk musikisinin kıymetli isimlerinden Fehmi Tokay ve Zeki Arif Ataergin ile yolları kesişmiştir. Bu iki usta isimden büyük destek gören Arsoy, müzik çevrelerine girerek pek çok müzisyenle tanışma ve birlikte çalışma şansı yakalamıştır.

Usta bestekâr, edindiği bu birikimle 1930'lu yıllara gelindiğinde kendi eserlerini üretmeye başlamıştır. Dönemin diğer bestecilerinden farklı olarak, eserlerinin güftelerini de genellikle kendisi kaleme almıştır. 1954 yılına gelindiğinde ise kısa bir süreliğine İstanbul Radyosu bünyesinde çalışmaya başlamıştır. Radyo günleri onun sanatını geniş kitlelere ulaştırmasında önemli bir basamak olmuştur. Aile bağları da oldukça güçlü olan bestecinin ağabeyi **Remzi Arsoy**'un oğlu, Türk sinemasının efsanevi oyuncularından Göksel Arsoy'dur. Ailedeki bu sanat damarı, farklı kuşaklarda farklı dallarda kendisini göstermeyi sürdürmüştür.

Klasik Türk Müziğinde Derin İzler ve Ölüm süz Miras

Yesâri Âsım Arsoy'un üretkenliği, onun Türk musikisine sunduğu katkının en açık göstergesidir. Sanatçının günümüze kadar ulaşmayı başaran eser sayısı yaklaşık 250 adet civarındadır. Ancak müzik tarihçileri, sanatçının gün ışığına çıkmamış ya da zamanla unutulmuş çok sayıda eserinin daha olduğunu tahmin etmektedir. Aksi yönde bir kayıt bulunmadığı sürece, bu muazzam repertuvardaki tüm şarkıların sözleri bizzat kendisi tarafından yazılmıştır. Bestecinin geride bıraktığı eserler, bugün de koroların ve solo yorumcuların repertuvarlarının en seçkin köşelerini süslemektedir.

Klasik Türk müziğinin bu dev çınarı, 96 yıllık ömrünün son demlerine kadar musikiyle iç içe yaşamıştır. 1992 yılında vefat eden usta sanatçı, İstanbul'un tarihi mezarlıklarından biri olan Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Türk sanat müziğinin gelişim çizgisinde köprü vazifesi gören usta sanatçının bıraktığı miras, bugün de genç nesil müzisyenlere ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yesari Asım Arsoy kimdir?

Yesari Asım Arsoy, 1896 Drama doğumlu Klasik Türk müziği bestekarıdır. Hayatı boyunca 250 civarında ölümsüz esere imza atarak adını tarihe yazdırmıştır.

Yesari Asım Arsoy ne zaman doğdu?

Yesari Asım Arsoy, 6 Ağustos 1896 tarihinde doğdu.

Yesari Asım Arsoy nerede doğdu?

Yesari Asım Arsoy Drama doğumludur.

Yesari Asım Arsoy ne zaman vefat etti?

Yesari Asım Arsoy 18 Ocak 1992 tarihinde hayatını kaybetti.

Yesari Asım Arsoy hangi alanda tanınır?

Yesari Asım Arsoy, bestekâr olarak tanınır.