Cumhuriyet döneminin en renkli entelektüel simalarından Osman Şiar Yalçın, 25 Ekim 1924'te İstanbul'da doğmuş; fırtınalı hukuk kariyeri, dil alanındaki ödünsüz Türkçe hassasiyeti ve özellikle Marxist literatüre kazandırdığı nitelikli tercümelerle Türk kültür hayatını derinden şekillendirmiştir.
Çocukluk Yılları ve Hüzünlü Başlangıç
Osmanlı'nın son maliye nazırlarından Cavid Bey ile Nazlı Aliye Hanım'ın oğlu olan Şiar Yalçın, dünyaya geldikten kısa süre sonra büyük bir trajediyle karşılaştı. Babasının İzmir suikastı davasında suçlu bulunarak idam edilmesi, o henüz yirmi iki aylık bir bebekken gerçekleşti. Bu acı kaybın ardından yetim kalan küçük Şiar, babasının sınıf arkadaşı olan ünlü gazeteci Hüseyin Cahit Yalçın tarafından evlat edinildi. Yeni ailesinin yanında büyüyen Şiar, babalığının soyadını gururla taşıdı. Annesi Nazlı Aliye Hanım'ın ilk evliliği dolayısıyla Osmanlı hanedanı ile de akrabalık bağı bulunuyordu. Genç adam, ilerleyen yıllarda babasının kendisi bebekken tuttuğu notları derleyerek bir kitap haline getirdi.
Eğitim Hayatı ve Adalet Kürsüsü
Eğitim yolculuğuna Nişantaşı İngiliz Yüksekokulu'nda başlayan Yalçın, 1939 yılında kaydolduğu Robert Kolej'den 1945'te mezun oldu. Kolejde okurken Bülent Ecevit, Ahmet İsvan ve Altemur Kılıç gibi geleğin önemli isimleriyle sıra arkadaşlığı yaptı. Mezuniyetin akabinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü'ne girdi. Burada bir yıl okuduktan sonra fikir değiştirerek hukuk eğitimine geçti ve 1949 senesinde diplomasını aldı. Hukuk fakültesinde okuduğu dönemde Osman Örek ve Coşkun Kırca gibi isimlerle yakın arkadaşlıklar kurdu.
Meslek yaşamına Adalet Bakanlığı bünyesinde yaptığı stajla adım atan Şiar Yalçın, ilk olarak Pınarhisar sorgu hakimi olarak görevlendirildi. Ülkenin tanınmış siyasetçilerinden Fatin Rüştü Zorlu'nun sağladığı destek sayesinde doktora yapmak üzere Paris'e gitti. Ne var ki 27 Mayıs 1960 İhtilali patlak verince, akademik çalışmalarını tamamlayamadan apar topar Türkiye'ye çağrıldı. Yurda dönen Yalçın, İsmet İnönü'nün talimatıyla İstanbul cumhuriyet savcı yardımcılığı görevine atandı. Buradaki başsavcıyla yaşadığı anlaşmazlıklar neticesinde daha sakin bir sahil kasabasına atanmayı talep etti ve Finike'de görev yaptı. Başarılı hukukçu, savcılık görevini 1967 ile 1970 yılları arasında Koyulhisar'da yürütmeye devam etti. Ancak bu dönemde sol görüşlü Akşam gazetesinde yayımlanan yazıları nedeniyle altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu mahkumiyetin peşinden Kemah'a sürüldü ve en nihayetinde siyasi faaliyetleri gerekçe gösterilerek Hakimler ve Savcılar Kurulu kararıyla meslekten ihraç edildi.
TRT Yılları ve Çeviri Dünyasındaki İzleri
Hukuk dünyasından uzaklaştırılmasının ardından, sol düşüncenin önemli isimlerinden Emil Galip Sandalcı'nın idare ettiği TRT Dış Yayınlar Müdürlüğü'nde mütercimlik yapmaya başlayan Yalçın, 12 Mart askeri müdahalesi sonrasında tutuklanınca buradaki işini de kaybetti. Askeri müdahalenin ardından aşırı sol grupların takibata uğradığı o gergin atmosferde, eski yoldaşları tarafından 'dönek' olmakla itham edildi. Bu sancılı siyasi tecrübelerin peşinden kendisini tamamen edebiyat ve çeviri dünyasına adadı. İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Latince ve Farsça gibi geniş bir dil yelpazesine hakim olan yazar, özellikle Karl Marx literatürüne ait eserleri Türkçeye kazandırarak bu alanda otorite haline geldi.
Yalçın'ın yaşamı boyunca ilgilendiği başlıca entelektüel faaliyetler şunlardır:
- Briç ve satranç gibi zeka oyunları,
- Zihin jimnastiği sunan karmaşık bulmacalar,
- Yabancı dillerden Türkçeye kazandırılan elli civarında eser.
Özel hayatında iki kez evlenen Şiar Yalçın, 1967 yılından itibaren yazar İzzet Melih Devrim'in kızı Remide Hanım ile birliktelik yaşadı. Bu beraberlik, Remide Hanım'ın 1983 yılındaki vefatına kadar sürdü. Yalçın'ın bu ilişkilerden veya evliliklerden hiç çocuğu olmadı. Ömrünün son demlerinde akciğer ve böbrek yetmezliği teşhisiyle Başkent Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Nihayetinde 17 Ekim 2010 tarihinde Ankara'da yaşamını yitirdi. Kocatepe Camii'ndeki cenaze merasiminin akabinde Cebeci Asri Mezarlığı bünyesinde topğa verildi.