Türk arkeoloji ve müzecilik tarihinin öncü isimlerinden olan yazar ve gazeteci Ömer Selahattin Kantar, 1878 yılında İzmir’de dünyaya gelmiştir. Kentin zengin geçmişini gün yüzüne çıkarmak amacıyla 1927 senesinde İzmir'in ilk arkeoloji müzesini kuran Kantar, hem bölgedeki antik kalıntıları korumak hem de bu kültürel birikimi gelecek nesillere aktarmak için ömrünü Ege'nin tarihi miraslarına adamıştır. Başarılı araştırmacı, 17 Kasım 1949 tarihindeki vefatına dek hem tiyatro hem de basın dünyasında derin izler bırakmıştır.
Kantarağasızadelerin Mirası ve Gençlik Yılları
İzmir'in köklü ve saygın ailelerinden biri olan Kantarağasızadelerin bir ferdi olarak doğan Selahattin Kantar, entelektüel bir ortamda yetişti. Babası Kantarağasızade Mehmet Tevfik Bey, 1880'li yıllarda İzmir Ticaret Mahkemesi bünyesinde ikinci reislik görevini üstlenmiş önemli bir hukukçuydu. Tevfik Bey sert yapısına rağmen, duruşmalar esnasında dahi yaptığı hazırcevap espriler ve nüktedan mizacı ile şehirde ün kazanmıştı. Babasının bu renkli kişiliği, genç Selahattin’in edebi yeteneğinin ve mizahi yönünün şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Kendisi de bu mizahi yolu izledi.
Basın ve Tiyatro Sahnesinde Bir Aydın
Selahattin Kantar, kariyer basamaklarını ilk olarak gazetecilik ve edebiyat alanında tırmanmaya başladı. Ege Bölgesi'nin efeler temasını tiyatro sahnesine taşıyan ilk eser olan 'Kara Dana' oyununu kaleme alarak adından söz ettirdi. Kantar'ın II. Meşrutiyet döneminde ve sonrasında aktif olarak yer aldığı başlıca basın kuruluşları ve kültürel topluluklar şunlardır:
- II. Meşrutiyet devrinde İzmir'de makaleler kaleme aldığı Hizmet gazetesi,
- Aydın vilayetinin en uzun soluklu yayını olan ve Nazilli'de basılan, başyazarlığını üstlendiği Mülakat gazetesi,
- 1911 yılından itibaren İzmir'de neşrettiği ve mizahi hicivlerini yayınladığı kendi gazetesi Muharrir,
- İzmirli aydınların kurduğu ve sahne çalışmalarında aktif rol aldığı Heveskaran Heyeti tiyatro topluluşu.
İzmir Arkeoloji Müzesi'nin Kuruluşu
Selahattin Kantar'ın hayatındaki en büyük dönüm noktalarından biri müzecilik alanında attığı adımlar oldu. Dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik'in liderliğinde ve İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Aziz Ogan'ın destekleriyle tarihi bir girişim başlatıldı. Bu işbirliği neticesinde İzmir'in ilk arkeoloji müzesi, 1927 yılında Basmane semtindeki tarihi Ayavukla Kilisesi'nde 'Asar-ı Antikâ Müzesi' adıyla açıldı. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 1931 yılında gerçekleştirdiği İzmir ziyareti sırasında bu özel müzeyi de gezdi. Atatürk, müezenin anı defterine memnuniyetini belirten övgü dolu satırlar yazdı. Büyük önder hatıra defterine, müezenin yoğun bir gayret ve hassasiyetle faydalı hale getirilmesinden duyduğu mutluluğu kaydetmiştir. Kuruluşundan itibaren Kantar'ın müdürlüğünü üstlendiği bu değerli kurum, 1943 yılında resmen İzmir Arkeoloji Müzesi ismini aldı. Kantar, müdürlük görevine devam etti.
Smyrna Agora Kazıları ve Tarihsel Miras
Kantar, 1932 ile 1941 yılları arasında İzmir-Efes Müzeleri Müdürü olarak görev yaparken arkeoloji dünyasında iz bırakan kazılara imza attı. Alman araştırmacı Rudolf Naumann ve Hakkı Gültekin ile omuz omuza vererek Smyrna Agorası'nın önemli bir bölümünü toprak altından çıkaran Kantar, kentin kadim tarihini aydınlatacak belgelerin ve kalıntıların gün ışığına kavuşturulmasını sağladı. Uluslararası ortaklıkla yürütülen bu bilimsel kazıların ilk sonuçları, 1934 yılında Naumann ve Avusturyalı arkeolog Franz Miltner ile birlikte neşredildi. Büyük bir titizlikle yürütülen bu çalışmalar, Selahattin Kantar'ın aramızdan ayrılışının ardından, 1950 senesinde yeniden basılarak bilim dünyasına sunuldu. Kantar, geriye büyük miras bıraktı. Selahattin Kantar, arkasında İzmir'in kültür hazinesini koruyan müzeler ve asırlı antik kentlerin gün ışığına çıkarılmış belgelerini bırakmıştır.