Samim Kocagöz, 13 Şubat 1916 tarihinde Aydın'ın Söke ilçesinde dünyaya gelen ve Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi akımın en güçlü temsilcileri arasında yer alan seçkin bir yazardır. Eserlerinde Ege bölgesinin kırsal yaşamını, toprak kavgalarını ve sıradan insanların günlük mücadelelerini yalın bir dille ve gözlemci bir gerçekçilikle aktararak edebiyat dünyasında derin izler bırakmıştır. Elli yılı aşkın üretken yazı hayatı boyunca yirmi yedi farklı eser üreten yazar, 5 Eylül 1993'te İzmir'de yetmiş yedi yaşında hayatını kaybetmiştir.
Söke Ovalarından Lozan'a Uzanan Eğitim Yılları
Vahide Hanım ve Şükrü Bey'in beş çocuğundan en büyüğü olan yazarın tam adı Hasan Samim Kocagöz'dür. Şair Halil Kocagöz ve öykücü Ferzan Gürel yazarın kardeşleridir. Kendisi entelektüel açıdan zengin bir ailede büyüdü. İlkokul eğitimini Söke'de tamamladıktan sonra ilçede ortaokul bulunmaması sebebiyle dedesi Ahmet Ağa'nın evinde Hoca Ahmet Efendi'den iki yıl özel ders aldı. 1930 yılında yatılı olarak kaydolduğu İzmir Erkek Lisesi'nden 1937 senesinde başarıyla mezun oldu. Lise yıllarında Sabahattin Ali'nin eserlerini okudu. Onun gözlemci kaleminden çok etkilendi. Edebi yazıları ilk olarak İzmir'deki Anadolu Gazetesi'nde, ilk öyküsü ise 1935 yılında Yücel dergisinde yayımlandı. Yükseköğrenimini 1942'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı. Ardından İsviçre'ye giderek 1942-1945 yılları arasında Lozan Üniversitesi'nde sanat tarihi eğitimi aldı.
Sürgün Günleri, Çiftçilik ve Siyaset Sahnesi
İsviçre'deki eğitiminin ardından 1945 yılında Türkiye'ye dönen yazar, aynı yılın sonlarında vatani görevini yapmak üzere Giresun'a gitti. Askerlik döneminde kaleme aldığı "Fındık Yaprakları" adlı öyküsünde Giresun halkına hakaret ettiği iddiasıyla Sivas'a sürgüne gönderildi. Askerliğini 1947 yılında tamamladıktan kısa bir süre sonra, 8 Eylül 1947 tarihinde Sevinç Hanım ile evlendi. Siyasi sebeplerle iş bulmakta zorlanan yazar, babasından kalan beş yüz dönümlük arazide çiftçilik yaparak geçimini sağladı. İlerleyen yıllarda Şükrü ve Fadıl isimlerinde iki oğlu dünyaya geldi. 1950 yılından sonra İzmir'e yerleşerek yazı hayatını burada sürdürdü. 27 Mayıs 1960 sonrasında İzmir Ticaret Okulu'nda edebiyat, Devlet Konservatuvarı'nda ise sanat tarihi dersleri verdi. Yazarlık kariyerinin yanında aktif siyasetle de ilgilenerek 1963'te Türkiye İşçi Partisi'ne katıldı. Ancak yaratıcı yazarlık çalışmaları ile siyasi faaliyetlerin bir arada yürütülemeyeceğini fark ederek 1970 yılında partiden ayrıldı.
Ege İnsanının Sesi Olan Edebi Yapıtlar ve Ödüller
Kocagöz, edebiyat dünyasındaki yerini büyük ölçüde gözlemci-gerçekçi bakış açısıyla yazdığı eserlerine borçludur. İlk romanı İkinci Dünya'yı 1938'de yayımlayan yazar, asıl çıkışını 1939 yılında Ses dergisinde çıkan "Yarıntı" öyküsüyle yaptı. Bu yapıt, onun toplumcu gerçekçi çizgisinin ilk somut örneği oldu. Yazarın hikayeleri Servet-i Fünun, Ses, Vatan, Demokrat İzmir ve Varlık gibi prestijli gazete ve dergilerde geniş kitlelere ulaştı. Kaleme aldığı eserler dünya genelinde büyük ilgi görerek şu ülkelerde yayımlandı:
- Almanya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri
- Çekoslovakya, Danimarka ve İrlanda
- Güney Afrika Cumhuriyeti, Hindistan ve İsviçre
- Portekiz, İsrail, Finlandiya ve Yunanistan
Yarım asrı aşan son derece üretken sanat serüveninde edebiyat dünyasına yirmi yedi değerli eser kazandıran yazar; on iki roman, on iki öykü kitabı, çocuk kitapları, anı ve incelemeler kaleme almıştır. Tiyatro alanında da eserler veren yazarın Sayılı Günler ve Islak Ekmek adlı oyunları başarıyla sahnelenirken, Yaşlı Kız isimli oyunu ise bir dergide yayımlanma imkanı bulmuştur. Kazandığı ödüller ise yazarın edebi gücünü taçlandırdı:
- 1950 - Yeni İstanbul ve New York Herald Tribune ortaklığındaki Dünya Hikaye Yarışması birinciliği (Sam Amca ile)
- 1967 - Türk Dili Kurumu Hikaye Ödülü (Yağmurdaki Kız ile)
- 1979 - Mecidiyeköy Lions Öykü Ödülü (Alandaki Delikanlı ile)
- 1987 - Ferid Oğuz Bayır Kültür ve Sanat Ödülü (Mor Ötesi ile)
- 1989 - Orhan Kemal Roman Armağanı (Eski Toprak ile)
Ege insanının günlük sıkıntılarını ve duygusal dünyasını tarafsız bir gözle anlatan usta kalemin anısını yaşatmak adına, vefatının ardından kendi ismini taşıyan bir öykü ödülü düzenlenmeye başlanmıştır.