Tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. Refik Turan, Türk Tarih Kurumunun eski başkanıdır. Kendisi 1956 yılında Isparta'da doğmuştur. İlköğrenimini 1967 yılında tamamlayan Turan, 1974'te Isparta Lisesi'nden mezun olmuştur. Yükseköğrenimini ise Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü'nde 1978 yılında tamamlamıştır. Cumhuriyetin bu köklü fakültesinde tarih disiplininin temel metodolojisini ve araştırma tekniklerini öğrenmiştir. Turan, Genel Türk Tarihi alanında uzmanlaşarak yüksek lisans ve doktora derecelerini alıp akademik hayata ilk adımını atmıştır. Tarih alanındaki akademik çalışmalarının yanı sıra kamu kurumlarında önemli idari görevlerde de bulunmuştur. Cumhurbaşkanlışı onayıyla 6 Mart 2015 tarihinde getirildiği Türk Tarih Kurumu başkanlışı döneminde, Türkiye'nin güncel ve tarihten gelen ulusal meselelerine dair çok sayıda belgesel hazırlatarak bunları kamuoyuyla paylaşmıştır.
Akademik Yolculuk ve Yükseliş Dönemi
Ankara Üniversitesi Genel Türk Tarihi Kürsüsü'nde yüksek lisans çalışmalarına başlayan Turan, bu dönemi 1980 yılında başarıyla bitirmiştir. Aynı kürsüde ara vermeden devam ettiği doktora çalışmalarını ise 1983 yılında tamamlayarak doktor unvanını almaya hak kazanmıştır. Doktora derecesini aldıktan sonra Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi bünyesinde öğretim üyesi olarak göreve başlamıştır. Burada Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Tarih Eğitimi Anabilim Dalına yardımcı doçent unvanıyla atanarak dersler vermiştir. Turan, akademik yükselişini bu kurumda başarıyla sürdürerük çalışmalarına devam etmiştir. Başarılı çalışmalarının ardından 1989 yılında doçentlik, 1995 yılında ise profesörlük derecelerini elde etmiştir. Fakültedeki görevi sırasında çok sayıda tarih öğretmeni adayı yetiştirerek eğitim dünyamıza kalıcı katkılar sunmuştur.
Türk Tarih Kurumu Başkanlışı ve Tarihsel Değerlendirmeleri
Prof. Dr. Refik Turan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın onayıyla 6 Mart 2015 tarihinde Türk Tarih Kurumu Başkanlışına getirilmiştir. Kurumun başındaki görevine başlamasıyla birlikte, ilk önceliğinin 1915 yılında yaşanan tarihi gelişmeler üzerine çalışmak olacağını açıklamıştır. Turan, bu olayların sadece geçmişte kalmadışını savunarak akademik, politik ve propagandasal boyutlarına da dikkat çekmiştir. Tarihçi, bu konudaki tartışmaların ana odağında Türkiye ile Ermenistan'ın yer almasından ziyade, Türkiye ile dünya üzerindeki büyük güçlerin bulunduğunu belirtmiştir. Turan olayların küresel siyasetle ilişkisini açıklamıştır.
Tarih teziyle ilgili farklı değerlendirmeler yapan Turan, katıldışı bir toplantıda dünya tarihinin gidişatını değiştiren en önemli gelişmeleri sıralamıştır. Bunların başında İslam dininin doğuşunu ve Türklerin bu dini kabul etme sürecini göstererek tarihsel bir vizyon sunmuştur. Turan, ülkedeki tarihi ve siyasi değerlendirmelerde önemli yer tutan Lozan Antlaşması hakkında da özgün fikirler ileri sürümüştır. Akademisyen, bu antlaşmayı kazanılan savaşlarla doğrudan orantılı ve tam anlamıyla başarılı bir antlaşma olarak görmediğini dile getirmiştir. Turan'ın bu açıklaması, Türk Tarih Kurumunun eski başkanlarından Yusuf Halaçoğlu'nun tepkisine neden olmuştur. Kamuoyunda bu görüşler tartışılmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'nin kuzeyinde gerçekleştirdiği Fñrat Kalkanı Harekâtı da Turan'ın tarihsel analojilerinden birine konu olmuştur. Başkan Turan, bu askeri harekâtı Yavuz Sultan Selim döneminde kazanılan meşhur Mercidabık Muharebesi ile özdeşleştirerek benzerliklere işaret etmiştir. Harekâtın önemi bu şekilde anlatılmıştır.
Turan'ın kurum başkanlışı dönemindeki en önemli projelerinden biri ise dijital yayıncılık alanında olmuştur. Kurduğu TTK TV aracılışıyla Türkiye'nin geçmişten bugüne gelen stratejik meselelerini belgeselleştirerek izleyicilerle buluşturmuştur. Bu kapsamda hazırlanan belgesellerde Ermeni Meselesi, Pontus, Ege Adaları, Kıbrıs, Balkanlar, Doğu Akdeniz, Karadeniz, Orta Asya, Kafkasya ve Suriye gibi tarihsel ve kültürel alanlarda önemli yapımlar hazırlanmıştır. Bu yapımlar televizyon kanalı üzerinden halka sunulmuştur.
Ayasofya'nın dünya tarihindeki rolüne de değinen Prof. Dr. Refik Turan, bu tarihi mabedin geçmişte dünyanın sıfır meridyeni olarak kabul edildiğini hatırlatmıştır. Bir yerin sıfır meridyeni olarak seçilmesinin sadece coğrafi ya da bilimsel bir durum olmadışını, aksine siyasi iktidarın dünya üzerindeki egemenlik gücünü gösterdiğini vurgulamıştır. İngilizlerin bu merkezi 1884 yılında Greenwich'e taşıdışını aktaran tarihçi, gelecekte Ayasofya'nın bu eski tarihsel hakkını ve konumunu yeniden kazanacağına inandışını belirtmiştir. Bu konudaki inancını her fırsatta dile getirmiştir.
Akademik İlişkiler ve Aldığı Ödüller
Prof. Dr. Refik Turan, Türk Tarih Kurumundaki başarılı yönetimi ve bilimsel çalışmaları nedeniyle önemli ödüllere layık görülmüştür. Akademisyene, kurumdaki faaliyetlerinden dolayı 22. Uluslararası Türk Dünyasına Hizmet Edenler Ödülü takdim edilmiştir. Bununla birlikte, iki ülke arasındaki akademik ilişkilerin gelişmesine sunduğu değerli katkılardan dolayı Azerbaycan Milli İlimler Akademisi (AMİA) Tarih Enstitüsü tarafından kendisine fahri doktora unvanı verilmiştir. Turan, aynı zamanda Türk Cumhuriyetleri 25. Yıl Madalyası sahibidir. Türk tarihi alanında yürüttığü nitelikli çalışmalar sebebiyle Anadolu Medya Ödülü'ne de layık görülmüştür. Aldığı bu ödüller prestijini göstermektedir.
