Fransız tiyatrosunun en sıra dışı dehalarından biri olan oyun yazarı, filozof ve şair Pierre Beaumarchais, 24 Ocak 1732'de Paris varoşlarında dünyaya geldi. Asıl adı Pierre-Augustin Caron olan bu çok yönlü kişilik, saraydaki yüksek nüfuzunu, üstün ticari zekasını ve edebi yeteneğini ustaca birleştirerek yaşadığı dönemin siyasi ve kültürel ortamına yön vermeyi başardı. Özellikle kaleme aldığı ve dünya opera tarihini derinden etkileyen tiyatro eserleriyle bugün dahi kültür dünyasında geçerliliğini korumaktadır. Hem Amerikan hem de Fransız devrimlerine verdiği desteklerle bilinen yazar, maceralarla dolu yaşamı boyunca sınıf eleştirisini sahneye taşıdı. Bu fırtınalı serüven, 18 Mayıs 1799 tarihinde yine doğduğu şehir olan Paris'te, 67 yaşında yaşamını yitirmesiyle son buldu.
Saray Duvarlarından Silah Ticaretine Uzanan Yaşam
Gençlik yıllarında babası André-Charles Caron'un yanında saatçilik mesleğini öğrenen Caron, aynı zamanda büyük bir müzik yeteneğine sahipti. Arp çalma konusunda yeni bir sistem geliştirerek dikkatleri üzerine çekti. Bu başarısı sayesinde Fransa Kralı XV. Louis'nin kızlarına sarayda arp dersleri vermeye başladı. Monarch, kendisinden metresi Madam de Pompadour'un yüzüğüne monte edilecek özel bir saat yapmasını talep ettiğinde bu görevi başarıyla yerine getirdi. Saray çevresinde edindiği sosyal ve ticari ilişkiler sayesinde diplomatlık, casusluk ve hatta kaçakçılık gibi son derece riskli ve çeşitli işlere girişerek kısa sürede büyük bir kişilsel servet biriktirmeyi de başardı. Ancak bu ışıltılı dönem, aleyhine açılan karmaşık ve masraflı davalar sebebiyle tüm birikimini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında gölgelendi.
Yazarın özel hayatı da en az iş dünyası kadar hareketliydi. 1755'te saray görevlisinin dul eşi Madeleine-Catherine Aubertin ile tanıştı ve bir yıl sonra onunla dünya evine girdi. Evliliklerinin ardından eşine ait bir araziden esinlenerek daha aristokratik bulduğu Pierre-Augustin Caron de Beaumarchais ismini kullanmaya başladı. Ne yazık ki eşi bir yıl geçmeden hayatını kaybetti ve bu ani kayıp onu ciddi bir maddi darboğaza sürükledi. Mali sıkıntıları, kralın kızlarına verdiği dersler ve 1759 yılında tanıştığı zengin girişimci Joseph Paris Duverney sayesinde hafifledi. Duverney ile gerçekleştirdiği ortaklık onu silah ticaretine yönlendirdi ve 1761'de kraliyet konsey üyeliği alarak soyluluk unvanına ulaştırdı. 1764'te Madrid'de kalıp Duverney'in işleriyle ilgilendi. İspanya konsolosu olma girişimi ise reddedildi. Yaşamı boyunca çatışmalarla ve davalarla boğuşan yazar, tüm bu hukuki mücadelelerini daha sonra Mémoires adında meşhur dört muhtırada topladı.
Tiyatro Dünyasında Devrim ve Unutulmaz Üçleme
Tiyatro sanatına olan ilgisi zamanla derinleşen Beaumarchais, ilk olarak 1767'de Eugénie ve ardından 1770'te Les Deux Amis (İki Dost) oyunlarını yazdı. Fakat ona asıl ünü getiren, tiyatro tarihinin altın sayfalarına kazınan Figaro üçlemesi oldu. Bu seri, dönemin sosyal yapısını ve soylu sınıfı eleştiren yenilikçi bir bakış açısı sunuyordu. Bu eserler opera dünyasının en ünlü bestecilerine ilham verdi. Sevil Berberi Gioacchino Rossini tarafından, Figaro'nun Düğünü ise Wolfgang Amadeus Mozart tarafından notalara dökülerek ölümsüzleştirildi. Beaumarchais, tiyatroyu sadece bir eğlence aracı olarak değil, toplumsal konuların tartışıldığı bir forum olarak görüyordu. Sahneye taşıdığı burjuva oyunu anlayışında ahlaki değerleri ve günlük yaşamın gerçeklerini temel unsur yaptı.
Sanatçının sahne dünyasına kazandırdığı başlıca oyunları şunlardır:
- Le Barbier de Séville (Sevil Berberi - 1775)
- Le Mariage de Figaro (Figaro'nun Düğünü - 1784)
- La Mère Coupable (Suçlu Ana - 1792)
Devrimlerin Rüzgarında Siyasi Mücadeleler
Edebi kimliğinin yanı sıra siyasi arenada da aktif rol üstlenen Beaumarchais, Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı Fransa'da ilk destekleyenlerden biri oldu. Kraliyet yönetimini Amerika'ya destek olmaya zorlayan baskı grubunun öncülüğünü yürütürken 1776'da devrimcilere el altından silah yardımı sağladı. Bu büyük ölçekli gizli projelerde kendi kişisel servetini de tereddüt etmeden kullanarak büyük bir finansal risk üstlendi ve ilerleyen dönemde bu parasal meblağları devletten geri alabilmek adına ömrünün kalan kısmında yoğun çaba harcadı.
Fransız Devrimi'ne de ilk başta güçlü bir destek verdi fakat süreç içinde devrimin lider kadrosuyla anlaşamayıp hapse atıldı. Giyotinden son anda kurtulmayı başararak sürgün yollarına düştü. 1793 ile 1796 yılları arasında iki buçuk yıl boyunca başta Almanya olmak üzere yurt dışında yaşadı. Nihayet 1796 yılında başkent Paris'e geri döndü. Yazar, fırtınalı hayatı boyunca toplamda üç kez evlilik gerçekleştirdi. İlk eşi Madeleine-Catherine Aubertin'den sonra 1768'de Geneviève-Madeleine Lévêque ile evlenen sanatçı, son evliliğini ise 1786 yılında Marie-Thérèse de Willer-Mawlaz ile gerçekleştirerek hayatının sonuna kadar onunla evli kaldı. Macera, başarı ve düşüşlerle örülü ömrü, 18 Mayıs 1799'da sona erdiğinde arkasında tiyatro ve müzik dünyasını sonsuza dek değiştiren ölümsüz bir miras bıraktı.
%20-001.jpg?width=640)