İçeriğe Atla
Paul Gauguin fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Paul Gauguin Kimdir?

Fransız ressam Paul Gauguin, 1848'de Paris'te doğdu. Post-empresyonist akımın öncüsü olan usta, ilkel sanatı Avrupa'ya taşıyarak çığır açtı.

Diğer adlar: Gauguin, Paul Gauguin

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Paul Gauguin Hakkında

Paul Gauguin, modern sanat tarihinin en sıra dışı dönüşümlerinden birine imza atarak, 7 Haziran 1848 tarihinde Paris'te dünyaya gözlerini açtı. Post-empresyonizm akımının öncülüğünü üstlenen ve sentetizm üslubunun kurucusu olarak bilinen Fransız sanatçı, Avrupa'nın yerleşik estetik kalıplarını kırmak amaçıyla ömrünün büyük kısmını uzak coğrafyalarda geçirdi. Burjuva yaşamının konforunu ve finans dünyasını elinin tersiyle iten yaratıcı deha, uygarlığın uzağındaki toplulukların saf enerjisini ve primitif sanatını tuvaline aktararak yirminci yüzyıl sanat anlayışına yepyeni bir yön kazandırdı. Sıra dışı seyahat tutkusuyla şekillenen hayatı, onu denizlerden Panama Kanalı şantiyelerine, Bretonya kıyılarından Tahiti'nin egzotik iklimine kadar sürükledi.

Borsadan Tuvale Uzanan Bohem Yolculuk

Paris doğumlu ressamın çocukluk yılları, siyasi çalkantılarının ve büyük gölgesinde başladı. Ailesi, III. Napolyon'un Fransa'da gerçekleştirdiği darbe sonrasında, 1851 yılında Peru'ya gitmek üzere yola çıktı. Ne var ki muhabir olan babası Clovis Gauguin'in bu uzun deniz yolculuğu sırasında hayatını kaybetmesi, aileyi derin bir belirsizliğe sürükledi. Annesi Aline Maria Chazal (ki kendisi ünlü sosyalist feminist yazar Flora Tristan'ın kızıydı) iki çocuğuyla birlikte Peru'nun başkenti Lima'ya sığınmak zorunda kaldı. Lima'da geçen birkaç yılın ardından, 1855'te yeniden Fransa'ya döndü. Eğitimine Orleans kentinde devam etti. Sanatçının ruhundaki macera ve keşif arzusu, henüz on altı yaşındayken gizlice bir ticaret gemisine binerek denizlere açılmasıyla somutlaştı. Bahriye saflarında altı yıl boyunca uzak okyanusları arşınlayan Gauguin, 1871 yılında karaya döndüğünde annesinin vefat haberiyle sarsıldı.

Hayatına yeni bir yön verme arzusuyla borsada çalışmaya başlayan Gauguin, kısa sürede başarılı bir finans kariyeri inşa etti ve Danimarka kökenli Mette Gad ile evlendi. Beş çocuk sahibi olan bu prestijli aile, Paris'in saygın çevrelerinde yaşarken Gauguin de boş zamanlarında sanat koleksiyonculuğu yapıyor ve Bohem çevreleri yakından tanıyordu. Hafta sonlarında amatörce doğa resimleri ve çocuk portreleri çalışan yetenekli borsa uzmanı, 1876 yılında prestijli 'Salon' sergisine kabul edilerek büyük dikkat çekti. Aynı dönemde izlenimci hareketin liderlerinden Pissarro ile tanışması, hayatının dönüm noktası oldu. Nihayet 1883 yılında, otuz beş yaşındayken güvenli bankacılık işini tamamen bırakıp kendisini sadece resim sanatına adamaya karar verdi. Bu radikal karar, ailesinin dağılmasına yol açtı. Ciddi maddi sıkıntılar baş gösterdi. Geçim sıkıntısına dayanamayan Mette Gad çocukları alarak Kopenhag'a taşındı. Eşinin peşinden Danimarka'ya giden ressam, orada tutunamayarak dokuz yaşındaki oğlu Clavis ile Paris'e döndü ancak sefalet yüzünden onu da annesinin yanına göndermek zorunda kaldı.

Pont-Aven'den Tahiti'nin Gizemli Dünyasına

Paris'in karmaşasından ve gürültüsünden uzaklaşmak isteyen Gauguin, 1886 yılında Kuzey Fransa'nın Pont-Aven bölgesine yerleşti. Burada köylülerin günlük yaşamını ve portrelerini resmederken, genç sanatçı Emile Bernard ile ortaklaşa sentetizm adını verdikleri yeni bir tarz geliştirdiler. Ancak yerleşik hayata uyum sağlayamayan maceracı ruhu, onu 1887'de Panama'ya götürdü. Panama Kanalı inşaatında ağır işçi olarak çalışarak seyahat parasını çıkarmaya çalışan sanatçı, Martinique adasında ağır bir humma hastalığına yakalanarak Fransa'ya dönmek mecburiyetinde kaldı. Paris'te bir süre yoksulluk çektikten sonra dostlarının yardımıyla tablolarını satarak tekrar Pont-Aven'e sığındı. Bu dönemde sergilediği özgün üslup, onu empresyonizmin sınırlarının tamamen dışına taşıdı. 1888'de Vincent Van Gogh ile birlikte çalışmak üzere Arles'e gitti. İki dahi ressam gün boyu kırlarda resim yapıyorlardı. Ancak aralarındaki tartışmalar son noktaya ulaştı. Gauguin oradan ayrılmak zorunda kaldı.

Avrupa'nın yapay bulduğu medeniyetinden kaçıp saf ve bozulmamış bir yaşam bulma özlemiyle yanıp tutuşan usta, 1891 yılında pasaportunu alarak Tahiti'ye yelken açtı. Egzotik adanın yerlileriyle iç içe, modern dünyadan izole bir yaşam sürdüren sanatçı, en olgun ve çarpıcı yapıtlarını bu dönemde üretti. 1893'te kısa süreliğine Paris'e döndü. Yeniden adaya gitmek için büyük bir istek duyuyordu. İki yıl sonra adaya temelli geri döndü. Buradaki çalışmalarında insan varoluşunu, sevgiyi ve ölümü sorguladığı anıtsal tablosu "Nereden Geliyoruz? Kimiz? Nereye Gidiyoruz?" eserini 1897'de tamamladı. Ayrıca yerel kültürün etkisiyle çarpıcı ahşap heykeller de yontan Gauguin, modern sanatın seyrini ebediyen değiştirecek mirasını hazırlıyordu. Yirminci yüzyıl sanatçılarını derinden etkileyen bu büyük öncü, vatanına bir daha dönemeden 8 Mayıs 1903 tarihinde Tahiti'de frengi hastalığı nedeniyle 55 yaşında yaşama veda etti.

Sanatçının Öne Çıkan Başyapıtları

Paul Gauguin'in sanatsal evrimini ve sentetizm ile post-empresyonist yaklaşımını gözler önüne seren en önemli eserleri arasında şunlar yer almaktadır:

  • Dikiş Diken Nü (1880)
  • Uyuyan Çocuk (1884)
  • Otoportre "Sefiller" (1888)
  • Van Gogh Ayçiçeklerini Boyuyor (1888)
  • La Belle Angele (1889)
  • Sarı İsa'lı Otoportre (1890)
  • Nafea Faa Ipoipo? (Benimle Ne Zaman Evleneceksin?) (1892)
  • Nereden Geliyoruz? Neyiz? Nereye Gidiyoruz? (1897)
Paul Gauguin Kimdir? Sentetizmin Kurucusu Ressamın Hayatı | Haberlendin