Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damga vuran önemli isimlerden biri olan subay ve siyasetçi Osman Köksal, 1916 yılında doğmuş ve 1924 senesinde Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi ile anavatana göç ederek çocukluğunu Çorum ve Giresun gibi farklı Anadolu kentlerinde eğitim görerek geçirmiştir. Maltepe Askeri Lisesi'ndeki başarılı eğitiminin ardından 1936'da adım attığı Harp Okulu'ndan 1938 yılında teğmen rütbesiyle mezun olarak şerefli Türk ordusuna katılmıştır. Ülkenin kaderini belirleyen pek çok tarihi dönemeçte aktif roller üstlenen Köksal, özellikle 27 Mayıs askeri müdahalesi sırasındaki kritik hamleleriyle bilinen ve Cumhuriyet Senatosu'ndaki duruşuyla hafızalara kazınan bir devlet adamıdır.
Kore Cephesinden İhtilal Arayışlarına
Genç teğmen Osman Köksal, mesleki gelişimini sürdürmek üzere 1941 yılında İstanbul Topçu Okulu'nu başarıyla tamamlayarak ordunun çeşitli kademelerinde sorumluluklar üstlendi. Askeri kariyerindeki en önemli dönemeçlerden biri, 1952 ile 1953 yılları arasında Kore Savaşı'na katılan Kore Türk Tugayı bünyesinde görev alması oldu. Buradaki hizmetlerinin ardından yurda dönerek kurmaylık sınavlarını verdi. 1955 senesinde Harp Akademisi'ni bitirip kurmay subay unvanını kazandı. Vatan savunmasındaki kararlılığı ve stratejik zekası, onu ordu içindeki diğer idealist subaylarla bir araya getirdi. Nitekim 1956 yılına gelindiğinde, Sezai Okan ve Talat Aydemir gibi yakın arkadaşlarıyla beraber gizli bir ihtilal örgütü kurarak siyasi gidişata müdahale etmenin yollarını aramaya başladı. 1959 yılında albaylığa terfi eden başarılı subay, Kara Kuvvetleri Kurmay Şubesi Müdürlüğü görevine atandı.
Muhafız Alayı Komutanlığı ve Askeri Müdahale
Takvimler 12 Aralık 1959 tarihini gösterdiğinde Osman Köksal, başkentte son derece kritik bir makam olan Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı görevine getirildi. Bu görevdeyken ülke yönetimine el koyan 27 Mayıs Darbesi'nin en kilit aktörlerinden biri oldu. Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın etkisiz hale getirilmesi operasyonunu doğrudan yönetti. Müdahalenin başarıya ulaşmasının ardından kurulan yeni yönetim mekanizmalarında aktif görev alarak Millî Birlik Komitesi üyeliği ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği gibi üst düzey makamlara atandı. Askeri gücün kontrolünü elinde tutmak adına 1961 yılının ağustos ayına kadar Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı görevini de eş zamanlı olarak sürdürdü. Dönemin en tartışmalı konularından biri olan Yüksek Adalet Divanı'nın verdiği idam kararlarının onaylanması sürecinde, insani bir duruş sergileyerek infazların aleyhinde oy kullanmayı tercih etti.
Senato Yılları, Cunta İddiaları ve Hüzünlü Son
Askeri yönetimin sona ermesiyle birlikte Köksal, parlamenter sisteme geçiş sürecinde tabii senatör olarak Cumhuriyet Senatosu'na girdi. TBMM 12. Dönemi'nin 25 Ekim 1961'de toplanmasıyla askeri rejim resmen son bulurken, kendisi Millî Birlik Komitesi kontenjanından yasama faaliyetlerine katıldı. Siyasi yaşamı boyunca eski ihtilal arkadaşı Albay Talat Aydemir'in 22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 tarihlerinde gerçekleştirdiği askeri ayaklanma girişimlerine sert bir şekilde karşı durdu. Her zaman parlamenter demokrasinin yanında yer aldı. 15 Haziran 1964'te tabii senatörlük görevinden istifa etti. Yalnızca iki ay sonra Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından tekrar kontenjan senatörlüğüne atandı. Ülkenin karanlık dönemlerinden biri olan 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında Cemal Madanoğlu, Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk ve İlhami Soysal gibi isimlerle beraber gizli cunta kurmakla suçlandı. Cumhuriyet Senatosu, Köksal'ın dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki talepleri reddetti. Yargılama sürecinin ardından tüm sanıklarla birlikte kendisi de beraat etti. Bu fırtınalı sürecin ardından 10 Ekim 1971 tarihinde senatörlük görevinden tamamen ayrıldı. Osman Köksal kariyeri boyunca şu kritik görevlerde bulunmuştur:
- Kore Türk Tugayı subaylığı
- Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı
- Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği
- Cumhuriyet Senatosu tabii ve kontenjan senatörlüğü
Siyaset arenasından çekildikten sonra Turizm Bakanlığı bünyesinde danışmanlık yaparak kamuya hizmet etmeye devam etti. Ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesinin getirdiği zorlu koşullar onu da derinden etkiledi. Darbe sonrasında oğlu Kudret Köksal'ın tutuklanması, emekli askerin sağlığını derinden sarstı. Büyük üzüntü ve stresin ardından 1 Kasım 1982 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu. Gelecek nesillere ışık tutması amacıyla kaleme aldığı tarihi anıları çalınarak yok edildi. Geride bıraktığı mektupları ve notları ise Uğur Mumcu tarafından derlendi. Bu kıymetli belgeler, 1987 yılında İnkılap Mektupları ismiyle kitaplaştırılarak Türk siyasi tarihinin tozlu sayfalarına ışık tutan kalıcı bir miras olarak yayınlandı.
