Nilüfer Hanımsultan, Osmanlı hanedanının son döneminde İstanbul'daki Göztepe Sarayı'nda dünyaya gözlerini açan, hem hüzünlü sürgün yılları hem de Doğu dünyasında bıraktığı derin izlerle tarihe adını yazdırmış bir prenstir. Tam adıyla Prenses Nilüfer Ferhat Begüm Sahiba, asil soyu ve zarafetiyle 'Haydarabad'ın Kuh-i Nur'u' unvanını kazanarak Hint yarımadasında adından söz ettirmeyi başarmıştır.
Sarayda Başlayan Hayat ve Erken Gelen Acı
4 Ocak 1916 tarihinde İstanbul'da bulunan tarihi Göztepe Sarayı asil bir doğumla şenlendi. Adile Sultan ile Damad Moralızade Selaheddin Ali Bey çiftinin kızları olarak dünyaya gelen Prenses Nilüfer, köklü bir soya sahipti. Genç prensesin babası, Moralızade Mehmed Ali Bey ile Aliye Hanım'ın oğluydu. Annesi Adile Sultan ise Şehzade Mehmed Selaheddin ile Tevhide Zatıgül Hanım'ın kızı, aynı zamanda Sultan V. Murad'ın torunuydu. Ancak saraydaki mutlu günler, onun için çok kısa sürdü. Henüz iki yaşındayken babası Damad Moralızade Selaheddin Ali Bey'i kaybeden Nilüfer, çocukluk yıllarında hem yetimliğin burukluğunu hem de saray içindeki o ağır hüznü derinden yaşayarak büyüdü.
Prenses Nilüfer'in yakın aile bağları ve soy ağacındaki önemli isimler şunlardır:
- Babası Damad Moralızade Selaheddin Ali Bey
- Annesi Adile Sultan
- Büyük dedesi Sultan V. Murad
Sürgünden Gurbete Uzanan Yolculuk
Mart 1924 tarihi, Osmanlı imparatorluk ailesinin üyeleri için geri dönülemez bir kırılma noktası oldu. Hanedan mensuplarının yurt dışına ihraç edilmesi kararının ardından, sekiz yaşındaki Nilüfer ve annesi Adile Sultan için yeni bir hayat başladı. Vatanlarından ayrılmak zorunda kalan anne ve kız, Fransa'nın ünlü sahil kenti Nice'e yerleşti. Nice kenti, onların yeni sığınağı olmuştu. Sürgünün zorluklarına rağmen zarafetini koruyan prenses, burada büyüdü. Nice sokaklarındaki sessiz yaşamı, asil duruşuyla birleşerek onun ilerideki büyük rolüne zemin hazırlamıştır.
Haydarabad Sarayında Bir Osmanlı Prensesi
Avrupa'da geçen yılların ardından Nilüfer Hanımsultan için yepyeni ve görkemli bir sayfa açıldı. Prenses, Haydarabad hükümdarı Mir Osman Ali Han'ın ikinci oğlu olan Moazzam Jah ile evlenerek onun ilk karısı oldu. Bu evlilikle birlikte Doğu dünyasında zarafetiyle hayranlık uyandıran prenses, 'Haydarabad'ın Kuh-i Nur'u' yakıştırmasıyla adeta efsaneleşti. Ömrünün son dönemine kadar asaletini taşıyan bu tarihi şahsiyet, 12 Haziran 1989 tarihinde hayata gözlerini yumdu.
