Türk sinema dünyasının seyrini değiştiren öncü kalemlerden Nijat Özön, 25 Aralık 1927 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu semtindeki Kumbaracılar Yokuşu'nda, yazın tarihçisi Mustafa Nihat Özön'ün oğlu olarak dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca yedinci sanatın kuramsal ve estetik temellerini inşa etmek amacıyla çalışan yazar, ülkemizin ilk sinema ansiklopedisini ve kuramsal dergisini hazırlayarak adını kültür tarihimize altın harflerle yazdırdı. Ömrünün son demlerini geçirdiği Ankara'da 15 Aralık 2010'da hayata veda eden Özön, geride sinema kuramcılığı, dilbilim ve çeviri alanlarında devasa bir miras bıraktı.
Edebiyattan Sinemaya Uzanan Akademik ve Mesleki Yolculuk
Nijat Özön, babasının da etkisiyle edebiyata ve dile yakın bir çevrede büyüdü. Bu durum onun ufkunu açtı. Akademik eğitimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde sürdüren yazar, 1952 yılında buradan başarısıyla mezun oldu. Edebiyat birikimini kütüphanecilik eğitimi ile taçlandıran Özön, edindiği bu disiplinler arası donanımı kariyerinin her aşamasında hissettirdi. Mezuniyetinin ardından bir süre İstanbul'da yayıncılık yaparak yayın dünyasının mutfağında pişti.
Daha sonra ülkenin en köklü haber ajansı olan Anadolu Ajansı bünyesine katıldı. Buradaki görevini, emekliliğini ilan ettiği 1981 yılına dek büyük bir titizlikle sürdürdü. Ancak onun entelektüel üretkenliği yalnızca ajans çalışmalarıyla sınırlı kalmadı. Dilbilim sahasında yoğun mesailer harcayan Özön, Türkçe üzerine sözlükler derledi, ansiklopediler hazırladı ve dünya edebiyatından nitelikli tercümeler yaptı. Bu alanda büyük iz bıraktı.
Özön'ün akademik yönü, 1960'lı yıllarda Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda verdiği sinema dersleriyle perçinlendi. Genç dimağlara sinema sanatının inceliklerini aktaran usta yazar, teorik bilgisini kurumsal düzeyde de paylaştı. Kültür Bakanlığı bünyesinde 1978 yılında kurulan "Kültür Yüksek Kurulu" ve "Sinema Kurulu" üyeliklerinde bulunarak sanat politikalarının belirlenmesinde aktif roller üstlendi. Hayatı boyunca gösterdiği bu üstün gayretler, İstanbul, Ankara ve İzmir film festivallerinde layık görüldüğü prestijli ödüllerle taçlandırıldı.
Türk Sinemasının İlk Kuramsal Adımları ve Yazın Hayatı
Özön'ün yazarlık serüveni, Aralık 1950'de Ankara'da yayınlanan "Yağmur ve Toprak" dergisinde kaleme aldığı yazılarla başladı. Genç bir yazar olarak rüştünü ispat etmeye çalışan Özön, o yıllarda Fransız Sefaretinde haftalık bültenler hazırlayarak dil becerilerini de pratik ediyordu. Yeni kurulan yayın organlarında yazar kadrosunun zengin görünmesini sağlamak amacıyla farklı isimler arkasına gizlenmeyi tercih etti. Okuyucuların karşısına kimi zaman "N. Özer", kimi zaman da "Adnan Ufuk" müstear adlarıyla çıkarak sanat eleştirileri yazdı.
Türkiye'de sinema literatürünün yok denecek kadar az olduğu bir dönemde, 1956 yılı Özön için tam bir dönüm noktası oldu. Ülkemizin sinema alanındaki ilk kapsamlı başvuru kaynağı sayılan Sinema Sanatı kitabını bu yıl yayımladı. Bununla da yetinmeyerek, sinema sanatını kuramsal, estetik ve felsefi açılardan ele alan Türkiye'nin ilk sinema dergisi Sinema'yı okurla buluşturdu. Bu öncü adımları sayesinde Türk kültür dünyasında "ilk sinema tarihçisi" ve "ilk sinema kuramcısı" unvanlarıyla anılmaya başlandı.
Özön, sinemada biçimsel olgunluğa ve estetik derinliğe her şeyden çok önem veriyordu. Taviz vermeyen bir duruşu vardı. Yazılarında sözünü sakınmayan, son derece dobra ve eleştirel duruşuyla tanınan bir portre çizdi. Türk sinemasının geleceğine yönelik karamsar öngörülere sahipti. Bu karamsarlık, dönemin bir diğer önemli ismi Halit Refiğ ile sert fikir ayrılıkları ve tartışmalar yaşamasına yol açtı. Bu tartışmalar uzun süre konuşuldu. Hatta ünlü yönetmen Metin Erksan'ın uluslararası başarılar kazanan Sevmek Zamanı filmini, batı özentisi bir yapım olarak nitelendirip acımasızca eleştirmekten çekinmedi.
Özön, sinema sevgisini yalnızca eleştirileriyle değil, ortak projeleriyle de yaymaya çalıştı. Halit Refiğ ile birlikte çıkardıkları "Sinema" ve "Kim" dergilerinde sinemanın toplumsal ve sanatsal boyutlarını tartıştılar. Türk edebiyatı ve sinemasının dev ismi Vedat Türkali'nin sinema dünyasına adım atmasında da kilit bir rol oynadı. Bir dönem aynı cezaevinde yolları kesişen ikilinin paylaştığı koğuş, Türkali'nin sinemaya derin bir ilgi duymasının ve bu alana yönelmesinin en büyük vesilesi oldu.
Nijat Özön'ün Türk Kültürüne Kazandırdığı İlkler ve Katkıları
- Türkiye'nin ilk kapsamlı başvuru kitabı olan Sinema Sanatı eserini hazırlamıştır.
- Ülkenin ilk sinema ansiklopedisini yazarak sinema literatürüne devasa bir eser sunmuştur.
- Sinemayı kuramsal ve estetik boyutuyla ele alan ilk süreli yayın olan Sinema dergisini çıkarmıştır.
- Türk edebiyatının usta kalemi Vedat Türkali'nin sinema sanatına ilgi duymasını ve bu alana yönelmesini sağlamıştır.
Nijat Özön, Türk sinema tarihinin hem hafızası hem de vicdanı olmayı başarmış nadir şahsiyetlerdendir. Kaleme aldığı eserler, yetiştirdiği öğrenciler ve tavizsiz eleştirmen kimliğiyle geride bıraktığı boşluk bugün bile hissedilmektedir.
